Sosyal medyanın gelişimi, influencer faaliyetini bir hobiden profesyonel bir gelir kaynağına dönüştürdü. Ancak, ticarileşmesiyle birlikte, giderek artan sayıda yorum ve çalışmaya rağmen hala birçok soruyu gündeme getiren bir dizi vergi yükümlülüğü de ortaya çıktı. Bu durum özellikle reklam iş birlikleri, takas ve bağışların muhasebeleştirilmesi için geçerlidir.
Bir influencer ne zaman girişimci olur?
Yönetmeliklere göre, ticari faaliyetin karlı, organize ve sürekli olması gerekmektedir. Uygulamada bu, düzenli olarak sponsorlu içerik yayınlamak, markalarla iş birliği yapmak veya internetten düzenli gelir elde etmek anlamına gelir. Bu durumda, influencer’ın işletmesini kaydettirmesi ve seçtiği vergilendirme yöntemine uygun kurallara göre vergilerini ödemesi gerekir.
Ticari faaliyet göstermeyen bir influencer ile iş birliği yapıldığında, ücreti ödeyen şirket, gelir vergisi avansını tahsil etmek ve ilgili vergi dairesine iletmekle yükümlüdür. Aynı zamanda, bu kuruluş influencer’a PIT-11 formunu hazırlayıp sunmakla da yükümlüdür.
Reklam iş birlikleri – nasıl sonuçlandırılır?
Influencer’ların en yaygın gelir kaynağı reklam ortaklıklarıdır. Bunlar hem parasal hem de parasal olmayan biçimlerde olabilir.
Vergi hukuku açısından bakıldığında ise bu temelde önemli bir fark yaratmaz; bir hizmet karşılığında alınan her türlü bedel, örneğin bir gönderi, rapor veya video yayınlamak, gelir teşkil eder. Bu da, reklam verenden elde edilen ürün, hizmet ve diğer faydaların da vergilendirmeye tabi olduğu ve değerlerinin piyasa fiyatından belirlenmesi gerektiği anlamına gelir.
Influencer işinde takas – bilinmesi gerekenler
Pratikte takas, bir etkileyici tarafından belirli bir eylem karşılığında belirli bir mal veya hizmetin sağlanmasını içerir. Çeşitli biçimler alabilir; bunlar arasında bir mal karşılığında hizmet sunmak, bir hizmet karşılığında hizmet sunmak, bir hizmet karşılığında mal sunmak veya bir mal karşılığında mal sunmak yer alır.
Takas, bir etkileyici ile bir marka arasında karşılıklı fayda alışverişidir. Uygulamada, içerik üreticisinin bir ürünü veya hizmeti tanıtması ve karşılığında belirli mallar alması anlamına gelir.
Yaygın inanışın aksine, takas vergi açısından tarafsız değildir. Vergi makamları bunu ücretli bir hizmet olarak değerlendirir; bu da hem influencer’ın hem de reklam verenin gelir elde ettiği anlamına gelir. Influencer için bu gelir, alınan hizmetin değeri iken, girişimci için ise reklam hizmetinin değeridir. Dahası, influencer bir işletme sahibi ise ve KDV mükellefi ise, takas işlemi de KDV’ye tabidir. Sonuç olarak, nakit akışı olmasa bile, hizmeti belgeleyen bir fatura düzenlenmesi gerekir.
Ancak bu, takasın her zaman gerçek bir vergi yüküne yol açtığı anlamına gelmez. Her iki tarafın sağladığı hizmetlerin değeri eşit olduğunda, hem gelir hem de gider aynı düzeyde kaydedilebilir ve bu da nihayetinde vergilendirilebilir bir gelir olmamasına yol açabilir. Bununla birlikte, bu durum tarafları muhasebe ve belgeleme yükümlülüklerinden muaf tutmaz; bu yükümlülükler zorunlu olmaya devam eder.
Vergi hukuku açısından, takas anlaşması vergilendirilebilir bir ekonomik olay olarak değerlendirilir. Bu, işlemin her iki tarafının da öncelikle sağlanan hizmetin değerini belirlemesi gerektiği anlamına gelir; çünkü sağlanan mal veya hizmetlerin değeri vergi matrahını belirler. Daha sonra, eğer KDV mükellefi iseler, taraflar, fiili bir nakit akışı olmamasına bakılmaksızın, hizmetin piyasa değerine dayalı bir fatura düzenleyerek vergiyi ödemek zorundadırlar. Son olarak, her taraf gelir vergisi, kişisel gelir vergisi veya kurumlar vergisi öderken geliri dahil etmelidir.
PR paketleri ve hediyeler
Ayrı bir kategori ise, şirketler tarafından etkileyicilere sağlanan ürünler veya “PR paketleri” olarak adlandırılan ürünlerden oluşmaktadır. Bunların vergi sınıflandırması öncelikle transferin koşullarına bağlıdır. Ürün düşük değerli bir hediye ise ve herhangi bir tanıtım yükümlülüğü taşımıyorsa, vergiden muaf olabilir.
İşletme sahibi olan bir influencer, bir yükleniciden ücretsiz bir ürün alırsa, karşılıksız hizmetlerden gelir elde eder. Bu, alınan malların değerinin işletme gelirine eklenmesi gerektiği anlamına gelir. Karşılıksız hizmet, yüklenicinin mal veya hizmetlerini karşılıksız olarak sunmaktan herhangi bir fayda beklemediği durumlarda ortaya çıkar.
Ancak pratikte, bu tür hediyelerin çoğu yayınlanma veya tanıtım beklentisine bağlıdır; bu da onların bir tür ücret olarak değerlendirildiği ve vergilendirmeye tabi olduğu anlamına gelir.
Bağışlar – gelir mi yoksa bağış mı?
Özellikle yayıncılar arasında yaygın olan sözde bağışlarla ilgili daha da fazla vergiyle ilgili soru ortaya çıkıyor. İlk bakışta bağışlara benzeyebilirler ve yıllardır çevrimiçi içerik üreticileri tarafından da öyle değerlendiriliyorlar. “Bağış” terimi, hediye anlamına gelen İngilizce “donation” kelimesinden türemiştir, ancak pratikte bu ödemelerin niteliği, bağışın klasik yasal yapısından farklıdır; bu gerçek vergi otoriteleri tarafından giderek daha fazla kabul görmektedir.
Eğer bağış tamamen gönüllü ise ve herhangi bir karşılık içermiyorsa, miras ve bağış vergisi düzenlemelerine tabi olabilir. Ancak pratikte, bağışlar genellikle bağışçının belirli bir eylemiyle bağlantılıdır; örneğin bir mesajı okumak veya bir izleyiciyle etkileşim kurmak gibi. Bu gibi durumlarda, vergi makamları bunları kazanç sağlayan bir faaliyetten elde edilen gelir olarak değerlendirme eğilimindedir; bu da genel kurallar uyarınca vergilendirilmeleri gerektiği anlamına gelir.
Dahası, yetkililerin yorumlarında da belirttiği gibi, çevrimiçi içerik üreticileri bağışçılarının kimliklerini bilmedikleri, onlarla bağış anlaşması yapmadıkları ve bireysel katkı miktarlarını bilmedikleri için bu, klasik bir bağış olarak kabul edilemez. Uygulamada bu, içerik üreticisinin ticari faaliyet yürütmemesi durumunda, bu geliri yıllık PIT-37 vergi beyannamesinde bildirmesi ve genel kurallara göre vergilendirmesi gerektiği anlamına gelir. Ancak, yayın faaliyeti organize ve sürekli ise, bu gelir ticari faaliyet geliri olarak sınıflandırılmalıdır.



