İsrail ve ABD’nin 28 Şubat’tan bu yana yürüttüğü kampanyanın iki ana hedefi olan İran’ın nükleer programı ve balistik füze programına yönelik 15 maddelik bir plan hazırlandı. Plan, Hürmüz Boğazı’nın potansiyel ablukası gibi deniz yollarını da kapsıyor. Pakistan Genelkurmay Başkanı Syed Asim Munir’in, Mısır ve Türkiye’nin desteğiyle Washington ve Tahran arasında arabuluculuk yaptığı belirtiliyor.
Trump Planının Kapsamı ve Belirsizlikler
Plan, İran’ın balistik füze programı ve nükleer programı olmak üzere iki temel hedefe odaklanıyor. Ayrıca, dünya petrol ve gaz arzının yaklaşık %20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın potansiyel bir ablukası gibi deniz yollarının güvenliği de plan kapsamında değerlendiriliyor. İsrail’in, ABD ile ortak yürüttüğü bombardımanlar karşısında bu teklifi kabul edip etmediği henüz bilinmiyor. Planın İranlı karar alıcılar arasında ne kadar yayıldığı ve Tahran’ın bu planı müzakere zemini olarak kabul edip etmeyeceği de belirsizliğini koruyor.
Diplomatik Çabalar Devam Ediyor
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, diplomatik görüşmelerin devam ettiğini doğrularken, ABD’nin “Epik Öfke” operasyonuna, Başkomutan ve Pentagon tarafından belirlenen askeri hedeflere ulaşmak amacıyla devam ettiğini vurguladı.
Pakistan’ın Arabuluculuk Rolü
*New York Times*’a (NYT) göre, Pakistan Genelkurmay Başkanı Syed Asim Munir, Mısır ve Türkiye’nin teşvikiyle Washington ve Tahran arasında baş arabulucu rolünü üstleniyor. Munir’in, İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) ile yakın ilişkileri olduğu ve bu durumun onu güvenilir bir arabulucu yaptığı iddia ediliyor.
Pakistan’da Müzakere Çağrısı
NYT’nin İranlı ve Pakistanlı yetkililere dayandırdığı habere göre, Munir, İran Parlamento Başkanı ve eski IRGC komutanı Mohammad Bagher Ghalibaf’a, İran-ABD görüşmelerine ev sahipliği yapması için bir teklifte bulundu. Geçtiğimiz yıl Munir, iki kez Trump ile görüşmüş ve Trump tarafından “favori mareşali” olarak nitelendirilmişti. Pakistan Başbakanı Shehbaz Sharif ise sosyal medya hesabından ülkesinin “devam eden diyalog çabalarını tam olarak desteklediğini” ve görüşmelere ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu belirtti.
İran’ın Kararsızlığı ve Trump’ın Esnekliği
NYT, İran’ın iç iletişim zorlukları nedeniyle Amerikan teklifine hızlı bir yanıt vermekte zorlanabileceğini vurguladı. Ayrıca, üst düzey yetkililerin olası doğrudan görüşmelerde İsrail bombardımanlarının hedefi haline gelmekten çekindiği belirtiliyor. Beyaz Saray’ın müzakereye istekli olması, Trump’ın mevcut rejimi, en azından şimdilik, zayıflatılmış ve daha uyumlu bir şekilde iktidarda bırakmaya istekli olduğunu gösteriyor.
Askeri Hazırlıklar ve Bölgesel Gerilim
*Wall Street Journal* ise Salı günü Pentagon’un, Orta Doğu’ya 3.000 askerden oluşan seçkin 82. Hava İndirme Bölgesi’ni konuşlandırmayı planladığını bildirdi. Gazeteye konuşan ve kimliği açıklanmayan yetkililer, İran’a kara kuvvetleri gönderilmesi konusunda henüz bir karar alınmadığını belirtirken, 82. Bölge askerlerinin konuşlandırılmasının, Başkan Trump’a ek seçenekler sunacağını vurguladı.
Suudi Arabistan’ın Tutumu
*Wall Street Journal*, Körfez ülkelerinin de Teheran’e karşı askeri operasyonlara katılmaya giderek yaklaştığını ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Mohammed bin Salman’ın Trump’ı İran’a karşı savaşı sürdürmeye teşvik ettiğini bildirdi. Veliaht Prens’in, ABD-İsrail askeri eylemlerinin Orta Doğu’da “tarihi bir fırsat” sunduğunu savunduğu belirtiliyor. Suudi Arabistan, daha önce ABD’nin İran’a yönelik saldırılarda topraklarını kullanmasına izin vermezken, son dönemde ABD kuvvetlerinin King Fahd Hava Üssü’nü kullanmasına izin verdiği kaydedildi.
Suudi Arabistan’ın Sabrı Sınırlı
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faisal bin Farhan, İran’ın Körfez’deki enerji altyapısına yönelik saldırıları sonrasında, “Suudi Arabistan’ın İran’ın saldırılarına karşı sabrı sınırlı” olduğunu belirterek, Körfez ülkelerinin tepkisiz kalabileceği düşüncesinin bir hata olduğunu vurguladı.
Kaynak : Gazeta



