Site icon Polonya Haber

İran’daki Çatışma Beklentileri Karşılamadı, Bölgedeki Gerilim Artıyor

i ran daki catisma beklentileri karsilamadi bolgedeki gerilim artiyor 51547

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri baskısı, başlangıçta öngörülen hızlı sonuçları vermedi. İran rejiminin beklenenden daha dirençli olduğu ve olası bir iç karışıklık veya rejim değişikliği senaryosunun henüz gerçekleşmediği belirtiliyor. Bölgedeki gerilim, Lübnan’daki İsrail-Hezbollah çatışmasıyla da derinleşirken, ABD’nin İran’a yönelik uzun vadeli stratejisinin belirsizliği devam ediyor. Uzmanlar, çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşme potansiyeli taşıdığına dikkat çekiyor.

Başlangıçtaki Optimizmin Yerini Uzun Soluklu Bir Mücadele Aldı

İran’a yönelik askeri operasyonların ilk günlerinde, İran’ın hızla çöküş yaşaması ve saldırıların düşük maliyetle sonuçlanması yönündeki iyimser senaryoların gerçekleşmediği belirtiliyor. Resmi açıklamalar, operasyonların 4-6 hafta sürebileceğini öngörüyordu. Ancak Başkan Donald Trump’ın açıklamalarına rağmen, askeri yetkililerin çatışmanın çok daha uzun sürebileceğinin farkında olduğu vurgulanıyor. Bu tür savaşların birkaç gün içinde kazanılamayacağı değerlendirmesi yapılıyor.

İran Rejimi Direnç Gösteriyor, İç Cephede Sükunet Hakim

Durumun tam olarak kestirilemediği ifade ediliyor. İlk günlerde İran yönetiminin ağır darbe aldığı ancak toparlanmayı başardığı belirtiliyor. Üst düzey liderlik pozisyonlarındaki değişikliklerin sorunsuz bir şekilde gerçekleştiği, kitlesel protestoların yaşanmadığı ve ayrılıkçı hareketlerin önüne geçildiği vurgulanıyor. Rejim, toplumda bir “bayrak etrafında birlik” duygusu yaratmayı başarmış gibi görünüyor. Bu durumun, toplumun belirsiz bir gelecekle ilgili korkusunun bir sonucu olabileceği düşünülüyor. Rejim şu anda “nefes almış” durumda.

Askeri Baskının Sürmesi Durumu Kötüleştirebilir

ABD ve İsrail’in askeri baskıyı sürdürmesi halinde, İran’daki sistemin daha da parçalanabileceği ve devletin işlevselliğinin ortadan kalkabileceği öngörülüyor. Bu durumun İran’ı askeri olarak zayıflatacağı ve misilleme eylemleri gerçekleştirme kapasitesini azaltacağı belirtiliyor.

Çatışma Bölgesel Bir Kriz Haline Geliyor

Çatışmanın nasıl sonuçlanacağı önemli olsa da, sivil altyapının tahrip edilmesi, toplumsal gerilimlerin artması ve devletin felç olması durumunda toplumun yorulacağı ifade ediliyor. Toplumsal patlama ve elitler arasındaki çatışmaların ise sadece ertelenmiş olduğu belirtiliyor. Kürtlerin durumu da belirsizliğini koruyor. Şu an için bir ayaklanma başlatılmamış olsa da, bu kartın hala masada olduğu ve Tahran yönetiminin bu olasılığı göz önünde bulundurmak zorunda olduğu vurgulanıyor. ABD’nin kararlılığı da belirsizliğini koruyor.

Trump’ın Çelişkili Mesajları ve Uzun Vadeli Strateji

Başkan Trump’ın çelişkili mesajlar göndermesi, onun bilinçli bir stratejisi olarak değerlendiriliyor. Savaşın belirli bir noktada durdurulma ihtimali dışlanmıyor, ancak bunun yakın zamanda gerçekleşmesinin pek olası olmadığı düşünülüyor. ABD’nin, İran’ın teslim olmasını veya kesin bir zafer elde etmesini hedefleyeceği tahmin ediliyor. İsrail çevresindeki askeri faaliyetlerin durdurulması da öngörülmüyor. ABD’nin kararları ne olursa olsun, İsrail-İran çatışmasının, ABD’nin dolaylı olarak dahil olduğu bir şekilde devam edeceği belirtiliyor.

İran’a Karşı Kara Operasyonu Senaryoları

ABD’nin İran’a yönelik uzun süreli bir savaşa girmek istemediği ve Irak veya Afganistan’daki senaryoları tekrarlamak istemediği vurgulanıyor. Bu nedenle, İran’a yönelik bir kara operasyonunun pek olası olmadığı düşünülüyor. Ancak, İran’ın Hormuz Boğazı’ndaki çıkarlarına yönelik Amerikan özel kuvvetler operasyonlarının gerçekleştirilebileceği belirtiliyor. Uzun vadede, çatışma ABD’nin istediği şekilde çözülürse, zenginleştirilmiş uranyumun İran’dan çıkarılması da gündeme gelebilir.

Stratejik Öneme Sahip Chark Adası

ABD’nin İran’a yönelik bir diğer olası hamlesi ise, İran petrolünün çıkarılması ve ihracatı için kritik öneme sahip olan Chark adasının işgali olabilir. Bu adımın son çare olarak değerlendirildiği, ancak olasılık dahilinde olduğu belirtiliyor. Bu, İran’a yönelik tam ölçekli bir operasyon olmayacak, sadece İran kıyısındaki bir adanın işgali şeklinde gerçekleşecek.

Kürtlerin Olası Taarruzu ve ABD’nin Rolü

İran Kürtlerinin bir saldırı başlatması durumunda, Amerikan özel kuvvetlerinin durumu kontrol altında tutabileceği veya hedeflere yönlendirebileceği düşünülüyor. Bu senaryo, 2003 Irak işgali ve Taliban’a karşı savaşta da uygulanmıştı. Ancak, İran topraklarının işgali ve uzun süreli bir işgalin son derece düşük bir ihtimal olduğu vurgulanıyor. ABD’nin siyasi iradesi ve askeri gücü bu tür bir operasyonu desteklemiyor. Ayrıca, İran’ın Irak ve Afganistan’dan çok daha büyük bir ülke olduğu belirtiliyor.

Çatışma Bölgesel Etkileşimleri Artırıyor

Çatışmanın bölgesel sorunların bir parçası olduğu ve Körfez ülkelerinin İran ile doğrudan bir çatışmaya girmekten kaçındığı ifade ediliyor. Bu ülkelerin, durumu uzlaştırmacı bir şekilde beklemeyi tercih ettiği belirtiliyor. Türkiye ve Azerbaycan’ın da benzer bir tutum sergilediği vurgulanıyor. Lübnan’daki İsrail-Hezbollah çatışmasının da göz ardı edilmemesi gerektiği belirtiliyor. Son günlerde Lübnan’da yaklaşık 700 kişinin hayatını kaybettiği, 800 bin kişinin ise iç göçmen olduğu ifade ediliyor.

Bölgesel Kapsam ve Aktörlerin Tutumları

Özetle, çatışmanın bölgesel bir nitelik taşıdığı, ancak Körfez ülkeleri ve Lübnan gibi bölgelerde yoğunlaştığı belirtiliyor. Bölgedeki hiçbir ülkenin İran ile çatışmaya girmek veya İsrail ile ittifak kurmak istemediği vurgulanıyor.

İran’ın Stratejik Hedefleri

İran’ın, mevcut siyasi sistemi korumak, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunmak için mücadele ettiği ifade ediliyor. İran’ın ayrıca, caydırıcılık potansiyelini yeniden inşa etmek ve düşmanlarına, ülkenin askeri veya başka bir baskıyla değiştirilemeyeceğini göstermek istediği belirtiliyor. Hormuz Boğazı’nın abluka altına alınması da bu amaca hizmet ediyor. İran, savaşta hayatta kalırsa, caydırıcılık potansiyelini yeniden inşa etmek ve siyasi ve ekonomik ilişkilerin normalleşmesini sağlamak istiyor. Ancak, bu perspektifin şu anda pek gerçekçi olmadığı düşünülüyor.

ABD’nin Hedefleri ve Trump’ın Motivasyonları

ABD’nin hedeflerinin, İran’ın askeri potansiyelini (balistik ve nükleer) yok etmek ve bölgedeki iklimi iyileştirmek olduğu belirtiliyor. Bu, İran’ın ABD ve İsrail çıkarlarına zarar vermesini engellemeyi, nükleer programını durdurmayı ve vekil güçlerini (örneğin, Hezbollah) desteklemesini önlemeyi içeriyor.

Başkan Trump’ın, her lider gibi, siyasi bir başarıya ihtiyacı olduğu ifade ediliyor. Onun için, çatışmanın İran’ın bir tür teslimiyetiyle sonuçlanması ve aynı zamanda Hormuz Boğazı’nın açılmasıyla siyasi ve ekonomik durumun sakinleşmesi gerekiyor. Bu şekilde Trump, savaştan bir kazanan olarak dönebilir.

Maksimum Senaryo: Rejim Değişikliği

En uç senaryo, İran’da kontrollü bir rejim değişikliğinin sağlanmasıdır. Bu, İranlıların belirli bir tür teslimiyete razı olmasının yanı sıra, siyasi sistemde köklü bir değişimin gerçekleşmesini içeriyor. Ancak, bu tür bir durumda bile, yetkililerin zaman kazanmaya çalışabileceği ve misilleme için hazırlanabileceği riski bulunuyor. Rejim değişikliği ve istikrar, “İran sorununun” çözüldüğünü kanıtlayacaktır. Daha geniş bir planda, ABD’nin Körfez bölgesinde ve küresel olarak otoritesinin yeniden tesis edilmesi amaçlanıyor.

Temkinli Yaklaşım ve Erken Değerlendirmelerin Tehlikesi

Sonuç olarak, yargılarda ve tahminlerde ölçülü ve dikkatli olmak gerekiyor. ABD’nin beklediği kadar hızlı ilerleyemediği açık olsa da, henüz başarısızlığa veya ABD’nin bu kadar aptalca bir beklentiye sahip olduğuna inanmak için çok erken. Bir savaşın içindeyiz. Benim görüşüme göre, ABD hala inisiyatifi elinde tutuyor, rejim zayıflıyor, ancak ABD ve İsrail’in zaten kazandığına dair bir kanıya varmak için henüz çok erken. Bu ciddi bir savaş. Ve tüm taraflar buna ciddi şekilde hazırlanmış durumda. Hem ABD hem de İran için iç durum, çatışmanın anahtarı olacak. Ve İsrail’i de unutmamak gerekiyor, o da bu çatışmayı büyük ölçüde başlattı. ABD ile aynı düzeyde yer alıyor ve durumu gerçekçi bir şekilde şekillendiren bağımsız bir aktör. İsrail’in kararları olmadan bu çatışmanın kalıcı olarak sona ermesi mümkün değil.

Kaynak : Gazeta

Exit mobile version