Karol Nawrocki ve Donald Tusk, Lechia Gdańsk tutkularıyla bağlansa da, birlikte yönetimleri Polonya siyasi yaşamında kalıcı, zorlu çatışmaları beraberinde getirecek. Siyasi geleceğimiz, sıradan bir mücadeleden çok, bir “freak fight”a dönüşmeye aday.
Yeni Dönemin Başlangıcı
Başkan Andrzej Duda, yakın zamanda yaptığı bir röportajda, görev süresi biten başkanlığı için kendisine not verirken, “Altı fazla olur, beşlik alırım” dedi. Peki yeni başkan Karol Nawrocki, benzer bir mizah anlayışına sahip olacak mı? 6 Ağustos 2025’te bağımsız bir aday olarak PiS’in desteğiyle seçilen Nawrocki, iki yıl sürecek seçim kampanyasını başlatacak. Hedef, 2027’de parlamentoda PiS’in zaferini garantilemek. Başarı ihtimali yüksek görünüyor.
Zorlu Koabitasyon
Hükümet ve başkan farklı siyasi çizgilerden geldiğinde yaşanan bu durum “koabitasyon” olarak adlandırılıyor. Fransa’dan uyarlanmış bir model olan koabitasyon, yarı başkanlık sistemi ile Polonya’nın parlamenter rejimi arasında köklü farklar taşıyor. Lech Kaczyński ile Donald Tusk arasında yaşanan koltuk kavgası gibi eski örneklerde çekişmeler boks maçını andırıyordu; kuralına uygun, sert ama kontrollü. Ancak önümüzdeki süreç, daha kaotik ve agresif bir mücadele – yani “freak fight” – olarak şekillenebilir.
Başkan ve Başbakan Arasındaki İlişki
Duda, Nawrocki ile kıyaslandığında hâlâ öğrenmeye çalışan ve ambisyonlarına rağmen zaman zaman başarısız kalan bir figür olabilir. Duda’nın başkanlığı boyunca yaşadığı İngilizce sorunları, anayasa mahkemesi yargıçlarının gece yarısı yemin törenlerine olan müdahaleleri ve siyasi dostlarına sağladığı korumalar buna örnek oldu. Başkanlık sürecinin sonunda yazdığı ve imzalı olarak satılan kitap, bu dönemi yansıtıyor. Ancak Nawrocki ile başbakan arasındaki ilişki, bu defa şiddetli bir mücadeleye dönüşme potansiyeli taşıyor.
Lechia Tutkusu Siyasi Uyum Sağlamayacak
Nawrocki ve Tusk’un ortak tutkusu Lechia Gdańsk olmasına rağmen, bu ortak zemin ikili yürütmedeki anlaşmazlıkları kapatmaya yetmeyecek. Yönetimdeki ikili yapı, başbakan ile devlet başkanı arasındaki siyasi çekişmenin şeklini kalıcı olarak değiştirecek. Başkanlık modeline bağlı olarak, özellikle yasama alanında aktif rol almak isteyen Nawrocki, parlamentoda çoğunluğa sahip olmayan tasarılarını gündeme getirecek ve siyasi pozisyonunu gösterme niyetinde olacak.
Başkanlık Vetosu ve Anayasa Mahkemesi
Yasalar nihai aşamada başkanın tasarıyı imzalamama ve gerekçeli iade yetkisine tabi. Ancak parlamentonun üçte iki çoğunluğu olmadığından vetoyu aşmak zor. Bu durum, yasama tıkanıklığına ve erken seçime yol açabilir. Başkan vetosu bütünsel ve seçimlik değil, bu da koalisyonun bazı yasalarına “legislative rider” ekleme girişimlerini beraberinde getirebilir. Nawrocki ise bu durumdan, Anayasa Mahkemesine önleyici başvurular yaparak çıkış yolunu arayacak gibi görünüyor. Önümüzdeki dönemde, PiS’in parlamento çoğunluğu Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçimini hızlandırmak isteyecek. Ancak yeni hakemlerin yemin töreninde Nawrocki’nin tutumu sürecin seyrini belirleyecek.
Başbakan’ın Etkisi
Başbakan da başkanın resmi işlemleri üzerinde etkide bulunabilir. Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılan resmi belgeler, başbakanın karşı imzasını gerektiriyor. Bu imzanın olmaması, belgenin hukuki sonuç doğurmasını engeller ve bu durum başkan için ciddi bir dezavantaj olabilir. Nawrocki seçim kampanyasında önemli konuları referanduma götürme vaadinde bulundu; yargı ve Yargı Konseyi gibi tartışmalı konular bunun içinde. Ancak referandumun gerçekleşebilmesi için Senato’nun mutlak çoğunluğu gerekiyor ki bu da oldukça zor.
Başkan ve Dış Politika İlişkisi
Nawrocki, hükümete dış politika ve orduyla ilgili konularda destek verebilir. Subay rütbelerinin verilmesi veya profesörlük unvanlarının onaylanması gibi alanlarda başkanın yetkileri bulunuyor. Ancak bunlar daha çok kişisel atışmalar düzeyinde kalacak ve koalisyonu sarsmaktan uzak olacak.
Başkanlık Kabinesi ve Radyosu
Başkan, önemli konularda Bakanlar Kurulunu andıran ancak ayrı bir yetkisi olmayan Kabine Konseyi toplantıları düzenleyebilir. Bu toplantılar hükümet üzerinde baskı aracı olarak kullanılabilir. İlk toplantının Ağustos ayında olması bekleniyor.
Trump Variasyonu Başkanlık
Nawrocki’nin başkanlığı, medya hamleleri ve törenlerle dikkat çeken bir “Trump tarzı” izlenimi verebilir. Ancak Polonya başkanının ABD başkanına kıyasla aktif politika yapma imkânları sınırlı. İlan ettiği sert tavır ve siyasi strateji, mevcut hukuki mekanizmaları kullanarak hükümet ve parlamentoya meydan okumayı amaçlıyor. Nihai hedef belli: Donald Tusk hükümetinin alternatifi olmak.
Zor Bir Müzakere Ortağı
Nawrocki, Duda’ya kıyasla başbakan için çok daha zorlu bir muhatap olacak. Eski başkan çoğu zaman “memesel” bir figüre dönüşürken, Nawrocki agresif ve kararlı bir tavır sergiliyor. Ancak ona destek veren siyasi çevrenin de kendisini kontrol edebileceği şüpheli. Görevini tamamlayınca, Duda’nın başaramadığı, “Ciddi ve saygın bir siyasi aktör olarak görülmek” hedefi Nawrocki’nin önünde duruyor.
Kaynaklar: Gazeta.pl, Dr. Kamil Stępniak (Anayasa Hukuku Uzmanı)