Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Münih Güvenlik Konferansı’nda Avrupa ile ABD arasındaki ilişkilerde yeni bir başlangıç ve NATO içinde güçlü, kısmen özerk bir Avrupalı sütun kurulması çağrısı yaptı. Nükleer caydırıcılık alanında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüşme başlattığını belirten Merz, askeri bağımsızlık için AB ülkelerinin karşılıklı askeri yükümlülüklerini yeniden yapılandırmaya vurgu yaptı. Konuşmasında transatlantik kriz, MAGA ve yeni dünya düzeni gibi konulara değinen Merz, yeni ortaklıklar kurulmasını talep etti.
Merz, Güçlü Bir Avrupalı NATO Sütunu İstiyor
Başbakan Friedrich Merz, Münih Güvenlik Konferansı açılış konuşmasında Avrupa ile ABD arasında yeni bir başlangıç ve NATO’da güçlü, kısmen özerk bir Avrupalı sütun kurulmasını savundu. “Eğer ortaklığımızın geleceği varsa, iki yönlü anlamda yeniden temelini atmalıyız” diyen Merz, “Bu temel somut olmalı, ezoterik değil. Atlantik’in her iki tarafında birlikte daha güçlü olduğumuz sonucuna varmalıyız” ifadelerini kullandı.
Avrupa’nın askeri bağımsızlığı için nükleer caydırıcılık alanında güçlü bir Avrupalı sütun hayal ettiğini belirten Merz, “Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Avrupa nükleer caydırıcılığı üzerine ilk görüşmeleri başlattım” dedi. Almanya’nın kendi nükleer silah bulundurma yasağına uyacağını ekleyen Merz, NATO’nun nükleer caydırıcılığının halen Avrupa’da, özellikle de Almanya’da konuşlanan Amerikan nükleer silahlarına dayandığını vurguladı.
Merz, AB üyelerinin Traktat’taki karşılıklı askeri yükümlülüklerini hatırlatarak, “Avrupa’da bunu nasıl organize etmek istediğimizi yeniden gözden geçirmeliyiz. NATO’nun yerine değil, ittifak içinde özerk, güçlü bir sütun olarak” açıkladı. Avrupa’da farklı güvenlik seviyelerinde bölgeler oluşmayacağını ve savunma sistemlerinin “daha Avrupalı” bir şekilde standartlaştırılması gerektiğini belirten Merz, bununla birlikte Avrupa savunma sanayinin “sonunda tam gücüyle harekete geçmesi” ve ortak ticari politikayı güçlendirmesi gerektiğini kaydetti.
“Hassas durumlarda küçük gruplarla hareket ediyoruz. Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık’tan oluşan E3’le, İtalya ve Polonya gibi Avrupa aktörleriyle” diyen Merz, “Uzun vadede ancak diğer Avrupalıları da beraberimize alarak başarılı olabileceğimizi biliyoruz” diye ekledi.
Merz’in Konuşmasındaki Polonya Bağlantıları
Konuşmasında tarihi sorumluluk bağlamında Polonya temasına değinen Merz, “Büyük güçlerin siyasette gücüyle ton dayattığı durumlarda özgürlük tehdit altındadır” diyerek, “Bu özgürlüğü korumak için güç ve irade gerekecek. Bize yeni başlangıç, değişim ve fedakarlık için hazır olmamızı gerektiriyor. Ve bu gelecekte değil, şimdi” ifadelerini kullandı. Bu nedenle Almanya’nın daha güçlü olması gerektiğini savundu.
“Almanya’da devlet gücüne olan güven belirli nedenlerle kolay gelmiyor” diyerek açıklama yapan Merz, “1945’ten beri düşünümüze derinlemesine yerleşmiş olan, bu gücü kontrol etmemiz gerektiği” vurgusu yaptı. “Devlet gücünün çok fazla olması da, çok az olması da özgürlüğümüzün temellerini farklı yollarla yok ediyor” diye ekledi.
Bu bağlamda 2011 yılında euro bölgesi kriziyle ilgili olarak Radosław Sikorski’nin “Alman gücünden çok Alman hareketsizliğinden endişe ediyorum” sözünü hatırlatan Merz, “Bu da anayasamız, tarihimiz ve coğrafyamızdan kaynaklanan sorumluluğumuzun bir parçası” değerlendirmesini yaptı.
“Özgürlük Programı”
Transatlantik ilişkilerdeki gelişmelerin merkezde olduğu konuşmasını “Özgürlük Programı” olarak adlandıran Merz, NATO müttefiklerini sarsan Grönland adası konusunda yaşanan anlaşmazlığı ve Trump’ın gümrük tehditlerini hatırlattı. “Gümrüklere inanmıyoruz, özgür ticarete inanıyoruz” diyerek söze başlayan Merz, bu sözünü salondan uzun alkışlarla karşıladı. Almancadan İngilizce’ye geçerek ABD’li politikacılara seslenen Merz, “Gümrüklerin de ABD’nin kaybına olacağını” açıkladı.
Konuşması, bir yıl önce Avrupa’daki demokrasi ve ifade özgürlüğü endişelerini dile getiren ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in eleştirilerine de bir yanıt niteliğindeydi. “Transatlantik ortaklığın açıklığı kayboldu” diyen Merz, “Avrupa ile ABD arasında bir uçuruk oluştu” ve “MAGA kültürel devrimi Avrupa’ya ait değil” tespitlerini paylaştı.
ABD de Avrupa’ya Bağımlı
Merz, özgür ticarete, iklim anlaşmalarına ve Dünya Sağlık Örgütü’ne olan inancını koruduğunu belirterek, küresel sorunların ancak birlikte çözülebileceğini vurguladı. Transatlantik ortaklığında her iki tarafın birbirine bağımlı olduğuna dikkat çeken Merz, “Büyük güçler çağında bile ABD’lerin bu güvende relyans edeceğini. Tek başına hareket ettiklerinde bile güçlerinin sınırlarla karşılaştıklarını” kaydetti.
Başbakan Merz, güçler politikasının hakim olduğu yeni dünya düzeninde ancak ekonomik, askeri ve siyasi iradeyle kendini koruyabileceğini belirterek, “Sadece gücün geçerli olduğu bir dünya karanlık bir yer olur” uyarısında bulundu. En büyük gücün hukuk ve ilkeler üzerine kurulan ortaklıklar, ittifaklar ve kurumlar inşa etmek olduğuna işaret etti.
Almanya’nın Yeni Ortaklıkları
Çin ve ABD gibi ülkelerden olan bağımlılığı azaltmak için yeni ortaklıklar kurma niyetini yineleyen Merz, “Avrupa entegrasyonu ve transatlantik ortaklığı bimiz için çok önemli olsa da artık özgürlüğümüzü korumak için yeterli değil” dedi. Ortaklıkların Batı değerlerini paylaşmayan ülkelerle de kurulabileceğini belirten Merz, “Bu son gün, hafta ve aylardan bir ders” diye ekledi. Özellikle önemli ortaklar olarak Kanada, Japonya, Türkiye, Hindistan ve Brezilya’yı sayan Merz, bu ülkelerin “kilit roller” oynadığını belirtti. Güney Afrika ve Körfez ülkelerinden de bahsetti.
Transatlantik ilişkilerdeki kriz ve güçler politikasının rolünün arttığı yeni dünya düzeni, Münih Güvenlik Konferansı’nın öncü konularından biri. Cumartesi sabahı ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio konuşacak. Büyük soru, Vance’in geçen yılki konuşmasına atıf yapacak mı, yoksa Grönland krizinden sonra müttefiklere daha dostane yaklaşacak mı. Avrupa, NATO için bir açıklama ve ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığı ile nükleer silahları konusunda net bir tutum bekliyor.
Kaynak : Gazeta