NATO, Baltık bölgesindeki potansiyel agresyona karşı doğu kanadını güçlendirme stratejisi kapsamında Litvanya’da askeri varlığını kalıcılaştırıyor. Almanya, 2027 yılına kadar 4800 askere ulaşacak 45. Panzer Tugayı “Litvanya”yı kurarak bu süreci yönetiyor. Paralel olarak, Ukrayna’da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ve Rusya ile barış planı referandumunun birleştirilmesi tartışılıyor; ABD-Ukrayna görüşmelerinde mayıs ayında seçim ve referandum yapılması olasılığı görüşüldü.
NATO’nun askeri konuşlandırması, doğu kanadını güçlendirme ve Baltık Denizi bölgesindeki potansiyel agresyonu caydırma konusundaki daha geniş stratejinin bir parçasıdır. Operasyonel planlara göre, Almanya bu sistemde merkezi bir rol üstleniyor. Planın ilk unsurları zaten hayata geçirilmektedir.
NATO, 2027 Yılına Kadar Litvanya’da 4800 Asker
Alman varlığının temelini yeni kurulan 45. Panzer Tugayı “Litvanya” oluşturuyor. Bu tugayın mevcut askeri sayısı yakın zamanda 500’den 1800’e yükseltilecek ve 2027 yılına tam operasyonel yetkinlikte yaklaşık 4800 askere ulaşacak. Birlik, olası bir krizin ilk saatlerinden itibaren bölgede harekete geçebilecek, Alman topraklarından ek birlik derhal gönderilmesi gerekmeyecek.
Tugay, Vilniya’nın 30 kilometre güneyindeki Rudnikler üssünde konuşlandırılıyor. Destay birlikleri Rokantiszki ve Nemenczyn’e yerleştirildi. Tugayın genişlemesiyle birlikte Almanya, neredeyse on yıldır faaliyet gösteren Litvya’daki uluslararası NATO tabur muharebe grubunun doğrudan komutasını üstleniyor. Bu grupta Almanların yanı sıra Hollanda, Norveç ve Lüksemburg askerleri de yer alıyor.
Güçlerin omurgasını Bavya’dan 122. Panzer Grenadier Taburu ve Kuzey Ren-Vestfalya’dan 203. Panzer Taburu oluşturuyor. Bu birlikler, mevcut muharebe grubu ile birlikte anında tepki verebilen entegre bir savunma bileşeni oluşturacak. Temel varsayım net: Yerinde ağır birliklerin varlığı caydırıcılık eşiğini yükseltecek ve bölgedeki istikrarsızlık riskini azaltacak.
Litvanya, Avrupa’nın en hassas güvenlik noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Belarus ile Rusya’nın Kaliningrad Oblastı arasında yer alması, Baltık Denizi bölgesindeki potansiyel bir çatışma bağlamında onu kritik bir bölge haline getiriyor. NATO’nun stratejisi küçük döngüsel kontingentlerden kalıcı askeri varlığa geçişi içeriyor; bu, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısından sonra ittifakın daha geniş dönüşümünün parçası.
Berlin için bu aynı zamanda belirgin bir siyasi sinyal. On yıllar kısıtlı askeri katkıdan sonra Almanya, NATO’nun doğu sınırlarını aktif savunmaya hazır bir ülke imajı inşa ediyor. Ülke dışındaki kalıcı bir panzer tugayı, Alman güvenlik politikasında önemli bir kayma ve Bundeswehr’ın Avrupa savunma sisteminin temel direklerinden biri olarak rolünü güçlendiriyor.
Ukrayna’daki Cumhurbaşkanlığı Seçimleri ve Rusya ile Barış Planı Referandumu
NATO’nun doğu kanadındaki değişikliklerle paralel olarak Ukrayna’nın siyasi durumuyla ilgili bilgiler ortaya çıkıyor. İngiliz medyası, planın detaylarını bilen Ukraynalı ve Avrupa kaynaklarına dayanarak şunları yazdı: “Ukrayna, Rusya ile barış planı projesi üzerine referandum yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerini planlamaya başladı.”
Aralık ayında Kiev Uluslararası Sosyoloji Enstitüsü tarafından yapılan kamuoyu araştırmasına göre, yalnızca %9’u ateşkes yürürlüğe girmeden önce seçim yapılması gerektiğini düşünüyor. Ankete katılanların %57’si ise oy vermenin ancak barış anlaşması imzalandıktan sonra gerçekleşmesi gerektiği görüşünde.
Reuters ajansı geçen hafta, ABD ve Ukrayna müzakercileri arasında yapılan görüşmelerde, herhangi bir barış anlaşması tasasının referanduma sunulmasının kararlaştırıldığını bildirdi. Referandumun cumhurbaşkanlığı seçimleriyle birleştirilmesi öngörülüyor. Volodimir Zelenski’nin görev süresi 20 Mayıs 2024’te sona ermişti; ancak savaş halinin yürürlükte olması nedeniyle seçimler yapılamadı. Bu nedenle Ekim 2023’te süresi dolan Yüksek Konsey’in görev süresi de uzatıldı.
Reuters’ın tespitlerine göre, ABD ve Ukrayna delegasyonu görüşmelerinde mayıs ayında seçim ve referandum yapılması olasılığı ele alındı.
Rusya–Ukrayna Barış Anlaşması ve Donbas Anlaşmazlığı
Ukrayna Cumhurbaşkanı birkaç gün önce, Amerika Birleşik Devletleri’nin Rusya ile Ukrayna arasında haziran ayına kadar barış anlaşması imzalanmasını beklediğini belirtti. Ebu Dabi’de başlayan ve iki tur tamamlanan Rusya–Ukrayna–ABD üçlü formatındaki görüşmelere rağmen, Moskova ve Kiev arasında ciddi farklılıklar sürüyor.
En ciddi anlaşmazlık toprak meselesiyle ilgili. Rusya, Ukrayna ordusunun hâlâ kontrolünde olan ve güçlü şekilde tahkim edilmiş Donbas’ın birkaç yüzdesi alanından çekilmesini talep ediyor. Moskva, Ukrayna topraklarında yabancı askerlerin konuşlandırılması şeklinde güvenlik güvencesi önerisine de karşı çıkıyor.
Buna karşılık, Batı ülkeleri, barışın öncelikle Büyük Britanya ve Fransa gibi Avrupa ülkelerinin sağladığı güçlerle garanti altına alınmasını öneriyor. Polonya, böyle bir misyona lojistik destek sağlayacak.
Ocak ayında yapılan Kiev Uluslararası Sosyoloji Enstitüsü araştırmasına göre, Ukraynalıların %54’ü Donbas’ın tamamının Rusya’ya terk edilme olasılığını reddediyor. Ankete katılanların %39’u ise böyle bir uzlaşmaya hazır olduğunu belirtiyor. Bu farklılıklar, olası barış koşulları üzerine tartışmalara eşlik eden gerginliklerin ne kadar derin olduğunu gösteriyor.
Sonuç olarak, iki stratejik öneme sahip süreç paralel yürütülüyor: NATO, ağır muharebe birliklerinin kalıcı konuşlandırmasıyla doğu kanadını güçlendirirken, Ukrayna savaş gölgesinde ve devam eden müzakerelerle cumhurbaşkanlığı seçimleri ve Rusya ile ilişkilerin geleceği referandumunu değerlendiriyor.
Kaynak : GazetaPrawna



