NATO, uzun yıllar Doğu Avrupa üyelerinin fiziksel savunmasına odaklandı. 2016 Varşova Zirvesi’nde başlayan “Gelişmiş Önde Varlık” (EFP) inisiyatifi, 2022 Rusya-Ukrayna savaşıyla yeni boyut kazandı. Artık neredeyse tüm müttefikler doğu flankında askeri varlığa sahipken, bu durum Kuzey Atlantik Antlaşması’nın 5. maddesinin gücünü artırıyor.
Doğu Avrupa’dan “Cepheler” NATO’nun Önceliğiydi
NATO, yıllar boyunca en doğuda yer alan üyelerinin fiziksel savunmasına öncelik verdi. Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri “cefe ülkeleri” olarak adlandırılırken, ittifakın temel hedefi askeri varlıklarla potansiyel saldırıyı caydırmaktı. Amiral Rob Bauer, 2016’daki Varşova Zirvesi’nin dönüm noktası olduğunu vurguluyor: “Zirvede ‘Gelişmiş Önde Varlık’ (EFP) inisiyatifi kabul edildi. Bu, Baltık ülkeleri ve Polonya’ya diğer NATO üyelerinin asker gönderdiği bir yapıydı.”
İkili Anlaşmaların Sınırları ve 2022’deki Dönüşüm
Bu siyasi mesajın uygulamada sınırları vardı. Askeri birlikler çoğunlukla ikili anlaşmalarla işliyor ve tek bir bütünsel komuta sisteminden yoksundu. Tam ölçekli Rusya-Ukrayna savaşı, NATO’yu yaklaşımını derinlemesine değiştirmeye zorladı. İttifak, doğu flankındaki askeri sayısını artırırken, varlığını bölgenin diğer ülkelerine de yaydı: “Slovakya’da İspanyol, Romanya’da Fransız, Bulgaristan’da İtalyan güçler baş rolü oynuyor. ABD Polonya’da, Birleşik Krallık, Almanya ve Kanada ise Baltık ülkelerinde varlığını sürdürüyor.” (Rob Bauer)
Her Müttefik Artık Doğu’da Var
Böyle bir varlık modeli, neredeyse her NATO üyesinin doğu flankında doğrudan askeri katkı sağladığı anlamına geliyor. Eski NATO Askeri Komite Başkanı’na göre, bu durum Kuzey Atlantik Antlaşması’nın 5. maddesinin inandırıcılığını önemli ölçüde güçlendiriyor: “Ruslar bu ülkelerden herhangi birine saldırmaya karar verirse, bu tüm ittifaka yönelik gerçek bir saldırı olur.” Aynı zamanda Ukrayna savaşı, modern tehditlerin sadece klasik askeri eylemlerle sınırlı olmadığını ortaya koydu.
Kaynak : GazetaPrawna



