Business Insider’ın haberine göre, Merkez Bankası Başkanı Adam Glapiński ile Maliye Bakanı Andrzej Domański’nin 2025 yılının dördüncü çeyreğinde gerçekleştirdiği görüşmede, Polonya Merkez Bankası (NBP) Yönetim Kurulu’nda yaklaşan kadro değişiklikleri ele alındı. Marta Kightley, Piotr Pogonowski ve Adam Lipiński gibi kritik isimlerin görev sürelerinin sona ermesi ve yeni üyelerin atanması süreci, bankanın bağımsızlığı ve kurumsal istikrar açısından büyük önem taşıyor. Atama sürecinde cumhurbaşkanının yapacağı atamaların başbakanın onayı (kontrasygnat) gerektirmesi nedeniyle, hükümet ile Merkez Bankası arasındaki siyasi gerilim atama kararlarını doğrudan etkileyebilir. Merkez Bankası’nın para politikası ve kamu maliyesini etkileyen kararlarının yanı sıra, yönetim kurulu sayısının yasal minimumun altına düşmesi riski, tüm finansal sistemin istikrarını tehdit ediyor.
Merkez Bankası Başkanı ile Maliye Bakanının Görüşmesi
Business Insider’ın bildirdiğine göre, Adam Glapiński’nin Andrzej Domański ile görüşmesi 2025 yılının dördüncü çeyreğinde gerçekleşti ve Domański’nin Maliye ve Ekonomi Bakanlığı görevini devralmasından bu yana ülkenin para ve maliye politikasından sorumlu iki anahtar kişinin ikinci doğrudan görüşmesi oldu. Bakanlık, bu tür görüşmelerin ekonomik istiklardan sorumlu kurumların işleyişinin doğal bir parçası olduğunu, ancak düzenli olarak yapılmadığını doğruladı.
NBP Yönetim Kurulu’nda Kadro Değişiklikleri
Ancak, resmi olmayan bilgilere göre, görüşmeler NBP Yönetim Kurulu’nda yakında başlayacak kadro değişikliklerine odaklandı. Bir sonraki birkaç ay içinde, bu organın birkaç önemli üyesinin görev süresi sona erecek. Mart 2026’da NBP Birinci Başkan Yardımcısı Marta Kightley ve Yönetim Kurulu Üyesi Piotr Pogonowski’nin görev süresi bitecek, Kasım ayında ise Başkan Yardımcısı Adam Lipiński görevini bırakacak. Ocak 2027’de de Marta Gajęcka’nın görev süresi sona erecek.
NBP Yasası’na göre, merkez bankası yönetimi altı ila sekiz üyeden oluşmalıdır. Eski görev süreleri uzatılmaz veya halefler atanmazsa, üye sayısı yasal minimumun altına düşebilir, bu da ciddi kurumsal sonuçlara yol açabilir.
Marta Kightley’in geleceği özel önem taşıyor, o 2020 yılından beri NBP Birinci Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyor. Bu görev stratejik önem taşıyor, çünkü Birinci Başkan Yardımcısı, başkanın yokluğunda onu temsil eder ve bankanın günlük işleyişinden sorumludur. Adam Glapiński’nin, cumhurbaşkanına bir sonraki dönem için onun atanması için başvurma niyetinde olduğu belirtiliyor.
Atama Süreci ve Hükümetin Rolü
Atama Süreci
NBP Yönetim Kurulu üyelerinin atanma süreci çok aşamalıdır. Cumhurbaşkanı, merkez bankası başkanının teklifiyle yönetim üyelerini atar, ancak atamanın geçerliliği başbakanın onayını (kontrasygnat) gerektirir. Bu, başbakanın onayı olmadan Donald Tusk’ın belirtilen adayların atanmasını engelleyebileceği anlamına gelir.
Bu tür bir senaryo geçmişte de yaşandı. 2008 yılında başbakan Donald Tusk, Witold Koziński’nin NBP başkan yardımcılığına atanması için kontrasygnatı bir buçuk ay boyunca vermedi, o cumhurbaşkanı Lech Kaczyński tarafından merkez bankası başkanı Sławomir Skrzypek’in teklifiyle atanmıştı. Sadece aylarca süren krizden sonra Koziński görevini devraldı.
Potansiyel Adaylar ve Siyasi Etkiler
Günümüzde durum daha da karmaşık olabilir, çünkü kadro değişiklikleri siyasi gerilimler ve hükümet ile merkez bankası arasındaki ilişkilerin yeniden tanımlanma girişimleriyle aynı zamana denk geliyor.
Bloomberg ajansının haberlerine göre, NBP Yönetim Kurulu’na aday olabilecekler arasında Para Politikası Kurulu üyeleri Przemysław Litwiniuk ve Ludwik Kotecki bulunuyor. İkisi de Senato’daki şu anki hükümet çoğunluğunun oylarıyla RPP’ye seçildi, bu durumda olası bir atama, mevcut iktidarın merkez bankası yönetimi üzerindeki etkisini artırabilir.
Aynı zamanda, Piotr Pogonowski ve Adam Lipiński’nin görev sürelerinin devam etme şansının az olduğu belirtiliyor. Pogonowski daha önce İç Güvenlik Ajansı’nın başkanlığını Adalet ve Adalet Partisi hükümet döneminde yaptı, Lipiński ise bu partide yüksek siyasi görevlerde bulundu. Olası yeniden atanmaları başbakanın onay reddiyle karşılaşabilir.
Hükümet ile Merkez Bankası Arasındaki Gerilim
Mevcut koalisyonun iktidara gelmesinden bu yana hükümet ile merkez bankası arasındaki ilişkiler gergin kaldı. Seçim kampanyası sırasında mevcut çoğunluğun politikacıları, Adam Glapiński’yi Anayasa Mahkemesi önüne çıkarmayı öngörmüşlerdi, merkez bankasının anayasal bağımsızlık ilkesine aykırı davrandığını iddia ediyorlardı.
2024 yılında Sejm, NBP başkanını Anayasa Mahkemesi önüne çıkarmaya yönelik resmi bir süreci başlattı. Ancak Bloomberg’ın haberlerine göre, hükümet bu senaryodan çekilerek, merkez bankasının işleyişini etkilemek için diğer araçlara, yönetimini atamaya odaklanıyor.
Bu strateji değişikliği, kurumsal istikrar için önemli bir anlam taşıyor, çünkü hükümet ile merkez bankası arasındaki çatışma, yatırımcılar ve finansal piyasaların Polonya’yı algılaması üzerinde olumsuz etki yaratabilir.
Para Politikası ve Kamu Finansları
Gerginliği azaltma unsurlarından biri, 2025 yılında Para Politikası Kurulu tarafından yürütülen para politikası oldu. Yıl içinde faiz oranları toplam 175 baz puan düşürüldü. Bu kararlar, kamu borcunun hizmet maliyetini düşürdüğü için kamu maliyesi için önemli bir öneme sahipti.
Adam Glapiński, faiz oranlarındaki bu düşüşler sayesinde devlet bütçesinin iki yıl içinde 25 milyar złotene kadar tasarruf edebileceğini belirtti. Daha düşük faizler, devlet borçlanma tahvilleri emisyonunun maliyetini azaltır, bu da bütçe açığını finanse etmenin temel aracıdır.
Aynı zamanda, NBP’nin para politikası, özellikle 2026 yılına ait devlet bütçesi taslağına ilişkin merkez bankasının görüşü bağlamında içsel anlaşmazlıklar konusu oldu. Yönetim kurulu üyelerinin bir kısmı, yüksek bütçe açığını ve artan kamu borcunu belirterek durumun daha sert bir değerlendirilmesini istedi.
Yönetim Kurulu Sayısının Azalma Riski ve İstikrar
Politika çevrelerinde en radikal senaryo, NBP Yönetim Kurulu’nun yasal sayı gerekliliklerini karşılamaması durumudur. Yönetim, merkez bankasının işleyişine ilişkin temel kararları alan organdır, döviz rezervlerinin yönetimi, operasyonel politika ve kurumun idaresi dahil.
NBP, yönetim üyesi sayısının azalması durumunda bile merkez bankasının faaliyet sürdürme yeteneğini koruyacağını vurguluyor. Aynı zamanda, anayasal bir kurum olarak Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olmadığını ve bir komisar müdür atanmasına yasal dayanak olmadığını hatırlatıyor.
Polonya Anayasası’nın 227. maddesi Polonya Merkez Bankası’nın bağımsızlığını garanti ediyor ve Avrupa Birliği İşleyiş Sözleşmesi’ne göre, üye devletlerin merkez bankaları siyasi otoritelere bağımsız olarak faaliyet göstermelidir. Bu, NBP yönetiminin işleyişine yönelik herhangi bir müdahalenin yalnızca ulusal değil, aynı zamanda Avrupa düzeyinde sonuçları olabileceği anlamına gelir.
NBP Yönetim Kurulu’nun nihai şekli, NBP Başkanı Adam Glapiński, Başbakan Donald Tusk ve Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki’nin işbirliğine bağlı olacak. Her biri atama sürecinde gerçek bir etkiye sahip.
Merkez bankası başkanı adayları önerir, cumhurbaşkanı resmi atama yapar ve başbakan kontrasygnat kararı verir. Bu üç gücün merkezinde anlaşmazlık, uzun süreli bir krize yol açabilir.
Pratikte bu, Polonya Merkez Bankası Yönetim Kurulu’nun atanmasının siyasi denge için en önemli unsurlardan biri haline geldiğini ve önümüzdeki aylarda alınan kararların sadece merkez bankasının işleyişini değil, aynı zamanda tüm finansal sistemin istikrarını etkileyeceği anlamına gelir.
Kaynak : GazetaPrawna



