Norveç güvenlik servisleri, 6 Şubat’ta açıkladığı yıllık tehdit değerlendirme raporunda ülkenin II. Dünya Savaşı’ndan bu yana en ciddi güvenlik durumunda olduğunu duyurdu. PST şefi Beate Gangaas, Rusya’nın ana tehdit kaynağı olduğunu, buna ek olarak Çin ve İran’ın da tehdit unsurları arasında yer aldığını belirtti. Öte yandan 5 Şubat’ta Abu Dabi’de gerçekleştirilen üç taraflı görüşmelerde herhangi bir kırılma yaşanmadığı, Rusya’nın zaman kazandırdığı ifade edildi.
Norveç’te II. Dünya Savaşı’ndan Sonra En Ciddi Güvenlik Durumu
Cuma günü (6 Şubat) Norveç istihbarat servisleri, ülkeye yönelik tehditleri ve düşman devletlerin etkileşim biçimlerini içeren yıllık raporu yayımladı. Belgede Rusya, Çin ve İran tehdit unsurları olarak belirtilirken, bu bağlamda Arktik’in rolü de özellikle vurgulandı.
Polis güvenlik servisi PST’nin şefi Beate Gangaas, “Ulusal Tehdit Değerlendirmesi” raporunun sunumunda “Norveç şu anda II. Dünya Savaşı’nın bitiminden bu yana en ciddi güvenlik durumunda bulunuyor” dedi. Gangaas, yaklaşık dört yıldır süren Rusya-Ukrayna savaşının ve savaşın sona ermesine dair net bir perspektif olmamasının önemli bir faktör olduğunu ekledi.
Gangaas ayrıca, açık bir silahlı çatışma eşiğinin altında yürütülen yoğunlaşmış istihbarat, sabotaj ve nüfuz operasyonlarına dikkat çekti.
Rusya Ana Tehdit Kaynağı
Norveç servisi şefi, tam olarak Rusya’nın Norveç güvenliği için ana tehdit kaynağı olduğunu açıkladı. Norveç istihbarat raporunda, Moskova’nın savaşta katlandığı kayıplara rağmen Kremlin’in “kurs değişikliğine hazır olmadığı ve Kuzey Avrupa’yı da kapsayan uzun vadeli askeri planlar geliştirdiği” vurgulandı.
Raporda, Rusya’nın hibrit yöntemler, sabotajlar, nüfuz operasyonları kullandığı ve organize suç gruplarını aracı olarak istismar ettiği belirtildi. İstihbarat, hedefler arasında kritik altyapı, enerji sektörü ve Norveç’in Ukrayna’ya desteğini saydı.
Çin ve İran Tehdidinin Kapsamı Genişliyor
Çin konusunda Oslo, bu ülkeyi artık sadece teknolojik alandaki bir tehdit olarak değil, dünya kritik hammadde kaynaklarının önemli bir bölümünü ve kilit tedarik zincirlerini kontrol eden bir devlet olarak değerlendiriyor. İran’ın ise servislerin değerlendirmesine göre tüm İskandinavya’yı etkileyen istihbarat operasyonları yürüttüğü belirtiliyor.
Bu tehditler karşısında Arktik ve Uzak Kuzey, büyük güç rekabetinin merkezi alanı haline geliyor. Bu nedenle raporda önceliklerden biri olarak Arktik’te altyapının, ulaşım yollarının ve caydırıcılık kapasitesinin korunması yazıldı.
Ukrayna’da Abu Dabi Görüşmelerinin Ardından
Perşembe günü (5 Şubat) sona eren Abu Dabi’deki üç taraflı görüşmelerin ardından çoğu Ukraynalı yorumcu, herhangi bir kırılma yaşanmadığı ve Rusya’nın hala zaman kazandığı konusunda hemfikir. Hem Amerikan hem de Ukraynalı delegasyon, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki görüşmeleri yapıcı olarak nitelendirdi ancak ayrıntı vermedi.
Eski Ukraynalı diplomat Roman Bezsmertny’ye göre bu durum, müzakerelerde önemli bir ilerleme sağlanamadığı anlamına geliyor. Değerlendirmesine göre Rus tarafı müzakere sürecini uzatırken, Ukrayna tarafı Donald Trump’ın oyun kurallarını kabul ederek Amerikalılara yakın bir zamanda barışın gerçekleşeceği anlatısını sürekli canlı tutma imkanı tanıyor.
Uzman, ne bir ay sonra ne de altı ay sonra herhangi bir barış anlaşmasının imzalanacağını öngörüyor. Ukrayna-Amerika-Rusya görüşmelerinin devam etmesi planlanıyor. Ukrayna Cumhurbaşkanı, görüşmelerin yakın bir zamanda Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleşebileceğini değerlendirdi.
Kaynak : Gazeta



