Civil Koalisyonu ve Adalet ve Adalet Partisi siyasetçileri arasında ‘Kropka nad i’ programında yaşanan tartışma, sert suçlamalarla dolu bir diyaloga dönüştü. İki partili siyasetçiler birbirine karşı borçlanma niyetinde değillerdi.
Siyasetçilerin Macaristan Konumu
TVN24’te Monika Olejnik’in programında, Macaristan’da bulunan PiS’li siyasetçiler gündeme geldi. Katarzyna Lubnauer, eski Adalet Bakanı Zbigniew Ziobro ile eski Bakan Yardımcısı Marcin Romanowski’nin Budapeşte’de bulunduğunu hatırlattı. Her ikisi de Adalet Fonu’ndaki usulsüzlük nedeniyle aranan kişiler. Lubnauer, “Ziobro ve Romanowski PiS’ten ihraç edilmedi. Milletvekilleriniz Macaristan’da” diye vurguladı.
Macaristan’ın Sektörel Konumu
Lubnauer, siyasetçilerin Macaristan’ı seçmesinin tesadüf olmadığını belirtti. “Macaristan, Rusya’ya yönelik tüm yaptırımları engelleyen, açıkça Putin yanlısı bir ülke. PiS’li siyasetçilerin sığınma olarak Macaristan’ı seçmeleri, siyasi konumunuzu gösteriyor” diye ekledi. Durumun Macaristan seçimlerinden sonra değişebileceğini de belirtti: “Seçimlerden sonra başka bir sığınma yeri aramak zorunda kalabilirsiniz.”
Muhalefetin Eleştirisi ve PiS’in Karşılığı
Programda sert ifadeler kullanıldı. KO milletvekili, “PiS’in mülteci kulübü kuracağı anlaşılıyor. Bir milletvekili daha giderse Budapeşte’de PiS’in meclis grubu oluşacak” dedi. Smoliński, Romanowski’nin saklanmadığını, Macaristan’da “yasal siyasi sığınma hakkı” olduğunu savundu. Muhalefeti siyasi oyunla suçladı. “Mülteci kulübü” eleştirisine karşılık, “Siz Sejm’de PZPR yeniden inşa grubu kuruyorsunuz” diye saldırdı. Smoliński, hükümetin Ulusal Savcılığı’nı hukuk dışı ele geçirdiğini ve Barski’nin cumhurbaşkanının onayı olmadan görevden alındığını iddia etti.
Jadwisin’deki Mülk Satışı
Programda Jadwisin’deki köşkün satışı da gündeme geldi. Mülk, “Willaplus” programıyla kamu parasıyla alınmış, sonraysa ilk fiyatından üç katından fazla fiyata satılmış. Smoliński, paranın, Devlet Hazinesi lehine tesis edilen 1,8 milyon zloty’lık ipotek sayesinde geri alınabileceğini belirtti. Lubnauer ise sorunun temel devlet çıkarlarının güvence altına alınmamasında olduğunu açıkladı.



