Orb n in siyasi donusumu sovyet karsitligindan kremlin e uzanan yol 56992

Orbán’ın Siyasi Dönüşümü: Sovyet Karşıtlığından Kremlin’e Uzanan Yol

Politico’nun haberine göre, Macaristan Başbakanı Viktor Orbán, 1989 yılında Imre Nagy’nin yeniden gömülmesindeki konuşmasıyla dikkat çekmiş, o dönemde özgür seçimler ve Sovyet birliklerinin geri çekilmesini talep etmişti. Ancak Orbán, zamanla anti-liberalizmin savunucusu haline gelerek Kremlin ile yakınlaşmış ve Avrupa’da Rusya’nın en önemli müttefiklerinden biri olmuştur. Bu dönüşüm, kişisel hırs ve iktidar arzusuyla şekillenirken, 2014 yılında Paks II nükleer santrali için Moskova ile imzalanan anlaşma, ideolojik bir ilişkinin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.

1989’daki Çığır Açan Konuşma ve Erken Dönemdeki Duruşu

Politico, Viktor Orbán’ın kariyerinde bir dönüm noktası olarak kabul edilen 1989 yılındaki konuşmasını hatırlattı. Bu konuşma, Sovyetler Birliği’ne karşı 1956 Macaristan Devrimi’nin sembol isimlerinden Başbakan Imre Nagy’nin yeniden gömülmesi sırasında yapılmıştı. 26 yaşındaki Orbán, o dönemde özgür seçimler, Sovyet birliklerinin geri çekilmesi ve komünist yönetimin eleştirisi gibi taleplerle büyük bir popülarite kazanmıştı.

Liderlikten Kremlin Dostluğuna: İdeolojik Değişim

Politico’ya göre, Macaristan’ı Moskova’dan uzaklaştırmaya çağıran bir lider olan Orbán, zamanla anti-liberalizmin sözcüsü olmuş ve Avrupa’da Kremlin’in en yakın müttefiklerinden biri haline gelmiştir. Zsuzsanna Szelenyi, Fidesz’in eski bir milletvekili ve partinin ilk üyelerinden biri, bu değişimin aşamalı olarak gerçekleştiğini ve Orbán’ın Rusya yanlısı tutumunun en şaşırtıcı yön olduğunu belirtti.

Fidesz Üzerindeki Hakimiyet ve Liberalizmden Uzaklaşma

Szelenyi, Orbán’ın 1990 yılında Fidesz’in başına geçmesinin ardından partiye tam anlamıyla hakim olduğunu ve kendisini sorgulayanları tasfiye etmeye çalıştığını ifade etti. Szelenyi ve birkaç milletvekili, Orbán’ın partinin karakterini liberalden ulusal-muhafazakara dönüştürmesi üzerine partiden ayrıldılar.

Muhalefet Dönemi ve Demokratik Mekanizmalara Saldırı

Politico, Orbán’ın dönemler halinde başbakanlık görevinden ayrıldıktan sonra yaklaşık sekiz yıl boyunca muhalefette kaldığını ve bu süreçte Ulusal Meclis çalışmalarını engellemeye ve o zamanki sosyalist-liberal hükümeti sabote etmeye çalıştığını hatırlattı. 2010 yılında yeniden göreve gelmesinin ardından ise “bir daha asla kaybetmemeye karar verdiğini”, anayasayı yeniden yazarak, önemli yasaları değiştirerek demokratik kontrol mekanizmalarını zayıflattığını, medya özgürlüğünü ve yargının bağımsızlığını azalttığını vurguladı. Szelenyi, Orbán’ın ideolojik değişiminin kişisel hırs ve “iktidar arzusu” tarafından yönlendirildiğini belirtti.

Putin’in Rusyası Bir Model Olarak

Politico’ya göre, 2014 yılında Budapeşte ile Moskova arasında Paks II nükleer santralinin genişletilmesi için imzalanan kredi anlaşması, bu dönüşümde bir dönüm noktası oldu. Bu anlaşma, sadece Moskova’ya pragmatik bir bağımlılığı değil, aynı zamanda ideolojik bir ilişkinin başlangıcını da işaret ediyordu. Kısa bir süre sonra Orbán, Hıristiyan değerlerine dayalı “liberal olmayan bir devlet” inşa etme hedefini ortaya koydu ve Putin’in Rusyası’nı açıkça bir model olarak gösterdi.

Uluslararası Hırs ve “Amerika’yı Yeniden Büyük Yapma” Benzetmesi

Orbán’ın eski sınıf arkadaşı ve Fidesz’in eski bir milletvekili olan Peter Molnar, başbakanın Rusya’dan dostluğa uzanan yolunun uluslararası hırslarını yansıttığını belirtti. Molnar, “Orbán, Macaristan’ı toprak olarak genişletemez, ancak onu yeniden büyük yapabileceğini düşünebilir” diyerek, ABD Başkanı Donald Trump’ın “Make America Great Again (MAGA)” sloganına atıfta bulundu. Molnar, bu hırsın Orbán’ı iktidar sağlayacak her şeyi takip etmeye zorladığını ve liberal bir yolun iktidar imkanı sunması durumunda muhtemelen liberal kalacağını ifade etti.

Siyasi Alanı Sağ’a Kaydırma ve Berlusconi Etkisi

Gazeteci Pal Dainel Renyi, Macaristan Başbakanı Orbán’ın siyasi alan kazanmak için sağa kaymak zorunda kaldığını belirtti. Renyi, Orbán’ın eski İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi’nin kariyerinden etkilendiğini ve konuşmalarını “elore Magyarorszag” (ileri Macaristan) sözleriyle bitirerek Berlusconi’ye açıkça saygı gösterdiğini ekledi. Frank Furedi, hükümet tarafından desteklenen Mathias Corvinus Koleji’nin Brüksel şubesi yöneticisi, AB’nin üye devletlerin egemenliğini zayıflatarak değiştiğini ve bunun Orbán’ı etkilediğini değerlendirdi. Portala göre, Macaristan Başbakanı için Brüksel, Rusya’nın yerini “işgal gücü” olarak almıştır.

Kaynak : Gazeta

Previous Article

Polonya'da Lorazepam TZF İlaçlarının Satışı Kalite Endişeleri Nedeniyle Durduruldu

Next Article

İran, ABD Üssüne Yaptığı En Etkili Saldırılardan Birini Gerçekleştirdi