Polonya Başbakanı Donald Tusk, yaklaşan Macaristan parlamento seçimleri öncesinde X platformunda yaptığı açıklamada, Jarosław Kaczyński’nin 2011 yılında Viktor Orbán’ı övdüğü bir söylemine atıfta bulundu. Tusk, Kaczyński’nin “Varşova’da Budapeşte’yi kurma” arzusuna karşılık, seçim sonuçlarına bağlı olarak “Budapeşte’de Varşova’nın” görülebileceğini belirtti. Anketler, Peter Magyar liderliğindeki muhalefet partisi TISZA’nın, Viktor Orbán’ın Fidesz partisini geride bıraktığını gösteriyor.
Tusk’ın Açıklaması ve Kaczyński’nin 2011 Yılındaki Sözleri
Polonya Başbakanı Donald Tusk, 12 Nisan’da yapılacak Macaristan parlamento seçimlerinden iki gün önce yaptığı bir paylaşımda, muhalefetin yükselişine dikkat çekti. Tusk, paylaşımında, “Kaczyński’nin Budapeşte’si Varşova’da gerçekleşmedi, ancak Pazar gününden itibaren Budapeşte’de Varşova’yı görebiliriz” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Polonya’nın en etkili siyasetçilerinden Jarosław Kaczyński’nin 2011 yılında Viktor Orbán’ı öven sözlerine bir gönderme olarak değerlendiriliyor. Kaczyński, o dönemde Orbán’ın hükümetini değerlendirirken, “Bir gün Varşova’da Budapeşte’yi kurmayı başaracağız” demişti.
Macaristan’da Seçim Anketleri: TISZA Önde
Son anketler, muhalefetteki TISZA partisinin, lideri Peter Magyar ile birlikte Viktor Orbán’ın Fidesz partisini geride bıraktığını gösteriyor. Kararsız seçmenler hariç yapılan son anketlerde TISZA’nın desteği %49 ile %58 arasında değişirken, Fidesz’in desteği %35 ile %38 arasında seyrediyor. Anketlerde, aşırı sağcı Mi Hazank partisinin de parlamentoya girebileceği öngörülüyor.
Fidesz’in Siyasi Konumu ve İktidarı
Fidesz partisi ve Hristiyan Demokrat Halk Partisi koalisyonu, Macaristan’ı 2010 yılından beri aralıksız yönetiyor. Şu anda 199 sandalyeli Macaristan Ulusal Meclisi’nde 135 sandalyeye sahip olan koalisyonun, 119 sandalyesi Fidesz’e, 16 sandalyesi ise KDNP’ye ait.
Fidesz’in Temel Politikaları
Fidesz’in siyasi söyleminin temel unsurlarından biri, özellikle Avrupa Birliği kurumları olmak üzere dış müdahalelere karşı çıkmaktır. Parti, göç politikaları, hukukun üstünlüğü konusundaki anlaşmazlıklar ve Avrupa Birliği’nin Rus enerji kaynaklarından uzaklaşma çabaları gibi konularda eleştirilerini dile getirmektedir.
Kaynak : Gazeta