Polonya’da nüfusun yaşlanmasıyla birlikte nörodejeneratif hastalıklar, özellikle Alzheimer, giderek daha fazla aileyi etkilemektedir. Ülkede 550-650 bin kişi demans hastalıklarına yakalanmış durumda, bunların 470 binini Alzheimer hastaları oluştururken, hastaların ancak yüzde 18-20’si resmi teshise sahiptir. Alzheimer, kanser ve kalp hastalıklarıyla birlikte modern Polonya’nın en büyük sağlık zorluklarından biri olarak öne çıkmaktadır.
Alzheimer Hastalığı Nedir? Polonya’daki İstatistikler
Alzheimer hastalığı, demans vakalarının %60-65’inden sorumludur. Bu, beyin hücrelerinin yavaş yavaş yok olmasına yol açan geri döndürülemez bir süreçtir. Polonya’da demans hastalıklarından yaklaşık 550-650 bin kişi etkilenmiş durumda (bunların yaklaşık 470 binini Alzheimer hastaları oluşturuyor), ancak endişe verici bir gerçek şu ki, hastaların sadece yaklaşık %18-20’i resmi teshise sahip.
Alzheimer’a Yakalanma Riski ve Yaş İlişkisi
İstatistiksel veriler, yaşın ana risk faktörü olduğunu net bir şekilde göstermektedir:
Alzheimer’ın İlk Belirtileri – Neleri Göz Ardı Etmemeli?
Alzheimer hastalığının başlangıç klinik öncesi evresinde, gelişen demensiyi her zaman ilişkilendirmeyen bilişsel işlevlerde hafif bozulmalar ortaya çıkabilir. İlk sinyallerden biri, “şu andaki” bilgiyi depolama ve işlemekte zorluk yaşayan operatif bellekte bozulma olabilir. Kişi, planlama, mantıksal düşünme veya birden fazla işi aynı anda gerçekleştirme gerektiren görevlerde sorun yaşayabilir.
Alzheimer’ın erken belirtileri arasında yürütücü işlevlerde zayıflama da yer alır. Bu, eylemleri organize etme, karar verme ve günlük hayatta basit sorunları çözmede zorluk olarak kendini gösterir. Önemli olan, bu tür değişikliklerin, yani yakın zamanda yaşanan olayları unutma (epizodik bellek bozukluğu) belirginleşmeden önce ortaya çıkabileceğidir.
Araştırmalar, bilgi işlemesinde yavaşlamayı da Alzheimer hastalığının potansiyel erken bir göstergesi olarak göstermektedir. Belirti görülmeden önceki aşamadaki bireyler, verileri analiz etme, uyarılara tepki verme veya bilişsel testleri yapma için daha fazla zaman gerektirebilir.
Hastalığın ilk belirtileri arasında sosyal-davranışsal değişiklikler de sayılır. Duygudurumda düşme, apati, sosyal hayattan çekilme ve günlük aktivitelere olan ilginin azalması ortaya çıkabilir. Bu tür semptomlar, yorgunluk veya depresyon olarak yanlış yorumlanabilir, ancak bazı durumlarda gelişen nörodejeneratif hastalığın erken sinyallerinden biri olabilir.
Alzheimer Hastalığının Tanısı: Nereden Yardım Alınmalı?
Hastalık süreci, belirgin semptomların ortaya çıkmasından yıllar önce beyinde başlar. Bazı bilim adamları, klinik demansdan farklı olan ve biyomarkerler sayesinde tespit edilebilen belirgin bir hastalık evresi olduğunu belirtmişlerdir. Bu aşamada henüz açık demans yoktur, ancak beyin patolojik değişikliklere uğramıştır. Bu, bilişsel semptomların ortaya çıkmasından önce hastalığın tespit edilebileceği anlamına gelir. Ancak bu teorileri destekleyecek çalışmalar şu anda devam etmektedir.
Şu anda Alzheimer’ı tek başına kesin olarak doğrulayan bir test bulunmamaktadır. Tanı, diğer nedenleri dışlama süreciyle ilişkili karmaşık bir süreçtir.
Hastalığın tanısı, hastanın ve yakınlarının hikayesine dayanır. Ayrıca fizik muayene ve nörolojik fonksiyon değerlendirmesi de yapılır. Tanı süreci, bilişsel yetenekleri değerlendirmek için testleri de kapsar.
Gerekli Tetkikler
Tanı sürecinde görüntüleme tetkikleri temel önem taşır: bilgisayarlı tomografi (BT) veya manyetik rezonans (MR). Bu tetkikler, beyindeki yapısal kayıpları değerlendirmek ve diğer rahatsızlıkları dışlamak için izin verir.
Alzheimer Hastalığı Tedavi Edilebilir mi? Modern Tedavi Yöntemleri
Şu anda, beyindeki değişiklikleri tamamen tersine çevirecek bir ilaç tıp bilinmemektedir. Ancak erken tanı, daha iyi bir yaşam için anahtardır. Hastalığın ilerlemesini yavaşlatan farmasötik ilaçlar mevcuttur.
Kaynak : GazetaPrawna



