Polonya’da nadir görülen kardiyolojik hastalıklar, özellikle kardiomiyopati hastaları için son iki yılda önemli gelişmeler kaydedildi. B.162 programı kapsamında modern tedavi yöntemlerine erişim artarken, erken tanı ve finansman konularında çözülmesi gereken sorunlar devam ediyor. Program, Avrupa ölçeğinde bir başarı örneği olarak değerlendiriliyor ve hasta yaşam kalitesinde gözle görülür iyileşmeler sağlıyor. Uzmanlar, bu alandaki farkındalığın artırılması ve genetik araştırmalara yatırım yapılmasının önemine vurgu yapıyor.
Kardiomiyopati Tedavisinde Dönüm Noktası
Polonya’da birkaç yıl öncesine kadar ani kalp ölümlerine neden olan kardiomiyopati, B.162 programı sayesinde artık modern tedavi yöntemleriyle ele alınıyor. Program kapsamında, hastalar dünya standartlarında tedaviye erişim imkanı buluyor. Uzmanlar, bu durumun hasta yaşam kalitesinde önemli bir iyileşme sağladığını belirtiyor.
Konferansta Programın Başarısı Vurgulandı
“Nadir Kalp Hastalıkları” konulu basın konferansında, B.162 programının iki yıllık faaliyetleri değerlendirildi. Konferansta, programın büyük bir başarıya ulaştığı ve Mart 2026’da bininci hasta başvurusunun yapıldığı açıklandı. Klinik uzmanları ve hasta temsilcileri, programın kardiomiyopati hastaları için bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.
Hasta Seçimi Kriterleri ve Başvuru Süreci
Hasta seçimi kriterleri, kanıta dayalı tıp prensiplerine göre belirleniyor. Koordinasyon ekibi, hastaların belirlenen kriterleri karşılayıp karşılamadığını değerlendiriyor. Prof. Dr. Piotr Podolec, bugüne kadar yapılan başvuruların yaklaşık %15’inin ATTR amiloidozlu kardiomiyopati ve %20’sinin sol ventrikül çıkış yolu daralması olan hipertrofik kardiomiyopati vakalarında reddedildiğini belirtti.
Artan Farkındalık ve Doğru Tanı
Son aylarda B.162 programına yapılan başvurularda artan bir bilinç ve doğruluk gözlemleniyor. Prof. Dr. Zofia Oko-Sarnowska, eğitim materyalleri ve örnek ekokardiyografi görüntüleri sayesinde kardiyologların daha doğru teşhis koyduğunu ve başvuruların daha iyi gerekçelendirildiğini vurguladı. Yanlış ekokardiyografi sonuçları veya ilaç etkileşimleri nedeniyle reddedilen başvuru sayısında azalma yaşanıyor.
Yeni Bir Dönem: Yaşam Kalitesine Odaklanma
Uzmanlar, kardiomiyopati hastaları için artık sadece tanı koymakla kalmayıp, yaşam kalitesini artırmanın önemine dikkat çekiyor. Amyloid kardiomiyopati veya hipertrofik kardiomiyopati hastalarının tedavi seçenekleri geçmişte sınırlıydı ve yaşam beklentileri düşüktü. Tedavi edilmeyen amiloidoz hastalarının yarısının iki yıl içinde hayatını kaybettiği belirtiliyor.
Transtiretin Amiloidozunda Erken Tanı Önemi
Prof. Dr. Jacek Grzybowski, transtiretin amiloidozunun 21. yüzyıl kardiyolojisinde yeni bir hastalık birimi olduğunu ve 10 yıl öncesine kadar birçok hastanın erken evrede teşhis edilemediğini vurguladı. Kardiyologlar ve aile hekimleri arasında farkındalığın artırılmasının önemine dikkat çekti.
B.162 Programı ile Yaşamın Yeniden Kazanılması
Eylül 2024’te başlatılan B.162 programı, bu durumu kökten değiştirdi. Tafamidis ve mavacamten gibi modern ilaçlar, hastaların sadece yaşam konforunu artırmakla kalmayıp, aynı zamanda iş ve sosyal hayata geri dönmelerine olanak tanıyor. Hasta derneği başkanı Zbigniew Pawłowski, “Bu sadece konfor meselesi değil, bu basitçe yaşamla ilgili. İkinci bir hayat yaşıyoruz” dedi.
Tedavinin Etkinliği Kanıtlandı
Prof. Piotr Podolec tarafından sunulan verilere göre, program kapsamında uygulanan tedaviler, ilk aşamada bile istatistiksel olarak anlamlı iyileşmeler sağlıyor. Bu iyileşmeler, hastalarda nefes darlığının azalması ve altı dakikalık yürüme testinde mesafenin artması şeklinde kendini gösteriyor. Polonya’da tedavi, 16 merkezde transtiretin amiloidozu ve 28 merkezde hipertrofik kardiomiyopati için uygulanıyor.
Finansman ve Erken Tanı Zorlukları
Başarılara rağmen uzmanlar, sistemdeki acil ihtiyaçlara dikkat çekiyor. Özellikle finansmanla ilgili zorluklar hastaları endişelendiriyor. Ogólnopolskie Stowarzyszenie Pacjentów ze Schorzeniami Serca i Naczyń „Ecoserce” başkanı Agnieszka Wołczenko, geçen yılın sonlarında bazı bölgelerde hastaların programa kabul edilmesine rağmen tedavi alamadığını, çünkü merkezlerin maliyetlerin karşılanacağına dair garanti alamadığını belirtti.
Gelecek Vizyonu: Ulusal Plan ve Hasta Kartı
Prof. Piotr Podolec, Ulusal Nadir Hastalıklar Planı’nın tam olarak uygulanması, uzman merkezlerin kurulması ve onkolojik DiLO kartına benzer bir hasta kartının oluşturulması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, nadir hastalıkların genetik kökenli olduğu düşünüldüğünde genetik araştırmalara yatırım yapılması gerektiğinin altını çizdi.
Kaynak : GazetaPrawna



