Polonyali katolik kilisesi nden yahudilikle i liskileri guclendirme cagrisi ve tepkiler 54182

Polonyalı Katolik Kilisesi’nden Yahudilikle İlişkileri Güçlendirme Çağrısı ve Tepkiler

Polonya Episkopatı’nın yayınladığı bir mektupta, Yahudiler ve Hristiyanlar arasındaki bağların güçlenmesi gerektiği vurgulanırken, Yahudilere yönelik kolektif suçlama karşıtlığı ve antisemitizme karşı durulması gerektiği belirtildi. Mektup, bazı din adamları tarafından eleştirilirken, tartışmalara yol açtı ve kilise içindeki ideolojik ayrılıkların su yüzüne çıkmasına neden oldu. Avrupa Birliği Adalet Mahkemesi’nin dini aidiyet nedeniyle işten çıkarma konusundaki kararı da mektubun yayınlandığı dönemde dikkat çekti.

Episkopat’ın Antisemitizm Uyarısı ve Yahudilikle Diyalog Çağrısı

Polonya Episkopatı tarafından Paskalya öncesi okunan bir mektupta, Katolik Kilisesi’nin Yahudilikle ilişkilerinde giderek daha belirginleşen bağların, Konsil kararlarından ilham aldığı ifade edildi. Mektupta, sevgi eksikliğinin yol açtığı ruhani ölümün en acımasız tezahürlerinden birinin antisemitizm olduğu vurgulandı. Kilisenin Yahudilikle ilişkilerinde dönüşüm geçirdiği, St. John Paul II’nin Roma’daki sinagoga yaptığı ziyaretin bu dönüşümün sembolü olduğu belirtildi.

St. John Paul II’nin Mirası ve Kolektif Sorumluluk Eleştirisi

Episkopat mektubunda, 13 Nisan’da St. John Paul II’nin, apostolik dönemlerden sonra ilk kez bir Yahudi ibadethanesine girmesinin 40. yıl dönümünün anıldığı belirtildi. Mektupta, Papa’nın Roma Baş Hahamı Elio Toaff ile samimi bir şekilde kucaklaştığı ve Roma sinagoguna görkemli bir törenle girdiği anlar anlatıldı. Ayrıca, St. John Paul II’nin Yahudilere, İsa’nın çarmıha gerilmesiyle ilgili kolektif bir sorumluluk atfedilememesi gerektiği yönündeki sözleri hatırlatıldı. Kilisenin, Yahudilere yönelik yüzyıllardır süregelen ayrımcılık ve zulmü kınaması gerektiği vurgulandı.

Mektuba Yönelik Eleştiriler ve Kilise İçi Tartışmalar

Episkopat’ın mektubu, bazı din adamları arasında tepkilere yol açtı. Ks. Daniel Wachowiak, mektubu ayin sırasında okumayı reddettiğini belirterek, uygun bir kilise onayı bulunmadığını savundu ve bunun yerine İsa ve Lazarus hakkında bir vaaz verdiğini açıkladı. Sergiusz Muszyński ise mektubu “utanç verici ve hatta sapkın” olarak nitelendirdi, Katolik Kilisesi’nin kurtarıcılık ilkesine aykırı olduğunu ve Eski Ahit’in İsa’nın gelişiyle sona erdiğini savundu.

İdeolojik Ayrılıklar ve Tarihi Tartışmalar

Gazeteci Paweł Chmielewski, mektubun kilise içindeki pro-Semitik ideolojik bir fraksiyon tarafından dayatıldığını iddia etti ve bu tür bir belgenin kilise tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir çelişki içerdiğini belirtti. Grzegorz Kramer ise mektuba yönelik eleştirilere katılmadığını, çoğu yorumcunun mektubu okumadan “Yahudiler” kelimesine odaklandığını ve antisemitizmin yeniden alevlendiğini savundu.

Avrupa Birliği Adalet Mahkemesi Kararı

Mektubun yayınlandığı dönemde, Avrupa Birliği Adalet Mahkemesi, bir işverenin dini aidiyet nedeniyle bir çalışanı işten çıkarma konusundaki sınırları belirleyen bir karar açıkladı. Karar, Almanya’da Katolik Kilisesi’nden ayrılan bir kadının işten çıkarılmasıyla ilgili bir davaya dayanıyordu.

Kaynak : Gazeta

Previous Article

Polonya'da Avrupa Birliği'nden Ayrılma Senaryoları Tartışılıyor: Anketler Çoğunluğun Karşı Olduğunu Gösteriyor

Next Article

Varşova'da Alkollü Sürücü Otobüs Durağına Çarptı