Polonya, 2026 yılında AB’nin en hızlı büyüyen ekonomileri arasındaki konumunu korumayı hedefliyor. Dünya Bankası’na göre %3’ü aşan GDP büyümesi tüketim, yatırım ve ihracatla desteklenecek. Ancak kamu finansmanında rekor açığın stratejik kararları etkilemesi ve altyapı yatırımlarının mali sınırlarla çarpışması önemli bir risk oluşturuyor. Kamu-özel ortaklıkları (PPP), bu dengeyi sağlamak için kritik çözüm olarak öne çıkıyor. 🏗️💡
Ekonomik Görünüm ve Enflasyon Trendi
2026 yılında Polonya, muhtemelen Avrupa Birliği’nin en hızlı büyüyen ekonomileri arasında yerini koruyacak. Dünya Bankası tahminlerine göre GDP büyümesi %3’ü aşacak, bunun ana motorları tüketim, yatırım ve ihracat olacak. Dezinfleasyon eğiliminin devam etmesiyle yılın ikinci çeyreğinde enflasyon oranında “önündeki tek rakam” görülebilecek. İş piyasası farklı sinyaller verecek: Düşük işsizlik iç talebi güçlendirecek, ancak aynı zamanda işletmeler üzerinde maliyet baskısı yaratacak. Bu ekonomik tablo, mali temellerin sağlam olduğu zorlu hedeflerin sürdürülebilirliğini sağlıyor.
Kamu Maliyesindeki Rekor Açık ve Tansiyon
İşte burada temel bir zorluk ortaya çıkıyor. Tüm işaretler, bu yılın kamu finansmanı sektörünün rekor açığının sadece istatistiksel bir kategori olmaktan çıkıp, kamu yönetimlerinin stratejik kararlarını etkilemeye başladığı tarihi bir an olarak geçeceğini gösteriyor. Yüksek borçlanma maliyetleri, artan ulusal savunma ve sosyal transfer harcamaları ile iddialı yatırım taahhütleri görmezden gelinemeyecek kadar bir baskı oluşturuyor. Devlet altyapıya yatırım yapmak istiyor ve bu da gerekli, ancak mali alan belirgin şekilde daralıyor.
Stratejik Altyapı Projeleri ve Güvenlik Boyutu
Aynı zamanda açıklanan altyapı projeleri listesi büyük bir etki yaratıyor. Via Pomerania, Via Maris, Droga Czerwona ve Port Polska, ülkenin lojistik haritasını dönüştürebilecek önemli girişimler. Bunlar sadece yeni ulaşım yolları değil, aynı zamanda güvenlik, toplumsal mobilite, bölgesel kalkınma ve istikrarsız jeopolitik ortamda özellikle önemli olan çift kullanım kapasiteleri anlamına geliyor. Altyapı böylece sadece bir büyüme aracı değil, aynı zamanda devletin dayanıklılığının temel unsuru haline geliyor.
Mali Gerçeklerle Çarpışan Ambisyon
Bu planların ölçeği, finansal gerçeklerle giderek daha belirgin bir şekilde çarpışıyor. Polonya bugün haklı bir ambisyon ile çok iddialı varsayımlar riski arasında bir yerde bulunuyor. Artık soru yatırımların gerekli olup olmadığı değil (önemleri açıktır), devletin tüm projeleri kendi başına mali dengesizliği derinleştirmeden finanse edip edemeyeceği.
Kamu-Özel Ortaklıkları (PPP) Çözüm Olabilir
Bu tür zorluklara karşı çözüm, özel sermaye ile daha geniş iş birliğinin açılması olabilir. Devlet, sermaye, operasyonel deneyim ve teknolojik know-how’a sahip ortaklardan faydalanabilir. Kamu-özel ortaklığı artık bir merak konusu değil, gelişme politikasının pragmatik bir aracı – ve sadece bunun değil – gibi işlev görmeye başlıyor.
Güvenlik Odaklı PPP Örneği
Kamu-özel ortaklığı, Eylül 2025’te sunulan “Polonya Güvenliği İçin Pakt – Orta Pomeranya” kapsamındaki “Rapor” sunumu sırasında da gündeme geldi. Bu belgede açıklanan yatırımlar da PPP formülünde gerçekleştirilebilir ve finanse edilebilir. Güvenliğin, enerjiden ulaşıma kadar altyapı gelişimi gibi, Polonya için öncelikli önemi şüphe götürmez.
Uygulamadaki PPP Projeleri
Birkaç gün önce, 12 Şubat’ta Gorzów Wielkopolski’de, kamu binalarının derin termal modernizasyonuna yönelik Polonya’nın en büyük PPP projelerinden birinin resmi açılışı yapıldı. Bu, Avrupa Birliği fonlarından destek ve Bölgesel Politikadan Sorumlu Bakanlık tarafından danışmanlık desteği kapsamındaki bir projeye örnektir. 15 yıllık yatırım tutarları, finansman ve bakış toplam yaklaşık 190 milyon zloty’ya ulaşacak, Gorzów yönetimleri bu sayede önemli ölçüde tasarruf etmeyi bekliyor.
Yerel yönetimler özel ortaklarla iş birliğinden (henüz daha fazla alan var) faydalanıyor, örnek olarak Poznań, Olsztyn veya Gdańsk’taki atık yönetimi projeleri verilebilir. Ortaklık, Krakowski Szybki Tramwaj gibi yeni iletişim hatlarının inşasında da kullanışlı.
Stalexport ve A4 Otoyol İhalesi
Güney Polonya’da, başka çok ilginç bir ulaştırma altyapısı örneği daha var. 15 Mart 2027’de Stalexport’un ihalesi sona eriyor. Bu şirket, Kraków-Katowice A4 otoyolunun bir bölümünü kamu ve özel çıkarların kesişiminde yıllardır yöneten bir şirket. Şirket dönüm noktasında ve elde ettiği kaynakları Polonya’da yeniden yatırım yapmaya hazır olduğunu açıklıyor. Bu sadece özel bir işletmenin iş kararı değil, aynı zamanda devlet ile özel yatırımcılar arasındaki ilişkilerin bir sınavıdır.
Stalexport, sermaye ve teknolojiye sahip global bir altyapı işleticisi olan İtalyan Mundys grubunun bir parçası. Uzun vadeli projelerde, yatırımın kârlılığı kadar düzenleyici öngörülebilirlik de önemlidir. Yabancı bir yatırımcı ortamı çok riskli veya dostça görürse, sermaye – ve beraberinde altyapı projelerinin finansmanı için gereken kaynaklar – akabilir.
Piyasaya Gönderilen Sinyaller ve Devlet Perspektifi
Bu nedenle piyasaya gönderilen sinyaller çok önemlidir. Ocak ayında sunulan Stalexport’un gelişme stratejisinin analizi, faaliyetlerin çeşitlendirilmesi, esneklik ve ihale süresinin bitimindeki yeni girişimlere katılım hazırlığını gösteriyor. Yakın zamanda artan ekonomik ve jeopolitik belirsizlik dünyasında, adapte olma kapasitesi ve özel sektörde birikmiş yetkinliklerin değeri artıyor. Bu yaklaşım bu gerçeklere uymaktadır.
Devlet açısından özel kuruluşların deneyimi pratik bir boyuta sahip. Örneğin, yol ağlarının yönetimi, ücret toplama sistemleri veya altyapının Avrupa çözümleriyle entegrasyonu, ülkenin modernizasyonunu hızlandırabilecek yetkinliklerdir. Birleşik Avrupa Fonlarının kademeli olarak azalması ve ulusal savunma ihtiyaçlarının finansmanıyla artan bütçe baskısı ortamında, özel sermaye özellikle stratejik öneme sahip projelerde yatırım açığını doldurabilir.
Denge ve Kamu Çıkarı
Yine de, uygun dengeyi korumak temel önemde. İş dünyası ile iş birliği kamu çıkarından vazgeçmeyi asla anlamamalı; tam tersine, kamu çıkarının doğru tanımlanmasını gerektirir. Polonya altyapısı ve gelişme ihtiyaçları, devletin stratejik hedefleri belirlediği ve özel sektörün finansman, teknoloji ve operasyonel etkinlik getirdiği iş birliğinin yönünü belirlemelidir.
Kilit soru, Polonya devletinin iş dünyasını işe alacak güce sahip olup olmadığı değil, bu tür bir iş birliğinden vazgeçip gelemeyeceğimiz. Küresel yatırım rekabeti dünyasında seçim özgürlüğü hem devletlere hem de sermayeye aittir. Uzun vadede, bugün alınan kararlar ülkenin ekonomik ortaklar ve uluslararası finans kurumları gözündeki güvenilirliğine de etkide bulunacaktır.
Kaynak : GazetaPrawna