Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Macaristan’ın resmi yetkililerinden değil, Rosatom nükleer enerji şirketinin CEO’su Aleksey Lihacev tarafından Budapeşte’ye ziyaret daveti aldı. Bu, özel sektör temsilcisi tarafından yapılan resmi olmayan bir davet niteliğindedir.
Rosatom, Paks Nükleer Santrali İçin Putin’i Davet Etti
Rosatom, Węgierski’nin Paks şehrindeki tek nükleer santralin genişletme çalışmalarının Şubat 2026’da başlayacağını duyurdu. Proje, 2014 yılındaki anlaşma kapsamında 12,5 milyar euro maliyetle gerçekleştirilecek. Rosatom Başkanı Aleksiej Lihaczow, “İlk taş töreni” için hem Macaristan Başbakanı Viktor Orbán’ı hem de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i davet ettiğini belirtti. Putin’in katılımı, 2022’deki Ukrayna işgali sonrası ilk AB üyesi ülke ziyareti olacak.
Finansman ve Sanktionsoruları
Projenin büyük kısmı, Moskva’nın Budapeşte’ye verdiği krediyle finanse edilecek. Avrupa Birliği, ana yüklenicisi Rusya devlet şirketi olan bu projeye finansman sağlamayı reddetti. Ancak, ABD ve AB’nin uyguladığı yaptırımların inşaatı engellemeyeceği yönünde güvence alındı. Macaristan Başbakanı Orbán, bu konuda eski ABD Başkanı Donald Trump’tan olumlu beyanlar aldığını ifade etti.
Szijjarto’nun Moskova Ziyareti ve Ekonomik Strateji
Macaristan Dışişleri ve Ticaret Bakanı Peter Szijjarto, son dönemlerde ikinci kez Moskova’ya resmi ziyarette bulundu. Ziyaretin tam amacı resmiyet kazanmazken, Szijjarto’nun heyetinde Rusya ile ekonomik işbirliği potansiyeli taşıyan birçok firma temsilcisi yer aldı. Szijjarto, X (eski Twitter) hesabından yaptığı açıklamada, “Ukrayna ile Rusya arasında barış sağlandığında, yaptırımlarla beslenen ekonomik dönem sona erecek. Yeni küresel ekonomik ortam büyük fırsatlar sunacak; Macaristan bu fırsatlarda en iyi konumu yakalamak istiyor” ifadelerini kullandı.
İşbirliği Çabası ve Riskler
Macar hükümeti, yerel ve uluslararası şirketleri Rusya ile ilişkilerini güçlendirmeye teşvik ediyor. Bu politikaya rağmen, Ukrayna barış görüşmeleri halen sonuçlanmamış durumda ve Rusya ekonomisine yönelik yaptırımlar etkinliğini koruyor. Szijjarto’nun “savaş sonrası” vurgusu, mevcut jeopolitik gerilimlerle çelişki taşıyor.



