Site icon Polonya Haber

Radyoligand Terapi: İleri Düzey Prostat Kanserinde Yeni Bir Tedavi Yaklaşımı

radyoligand terapi i leri duzey prostat kanserinde yeni bir tedavi yaklasimi 47469

Prof. Marek Dedecjus’un değerlendirmelerine göre, radyoligand terapi prostat kanserinde kanıtlanmış etkinliğe sahip bir tedavi yöntemi. Terapide kanser hücrelerini tanıyan ligand ile radyoaktif izotop birleşimi kullanılır. PET diyagnostiği temel oluştururken, tedavi kanser hücrelerine hassas hedefleme sağlar. Bu yöntem, ileri evre hastaların yaşam kalitesini ve süresini artırma potansiyeline sahiptir.

Mekanizma ve Hassas Hedefleme

Prof. Marek Dedecjus: Radyoligand terapi, en saf halinde bir tıbbi hassasiyet örneğidir. Bu terapide kullanılan ilaç kanser hücrelerini tanıyan bir molekül ile kontrol edilmiş radyasyon yaylayan radyoaktif izotop olmak üzere iki elemandan oluşur. Ligand adı verilen molekül, radyoaktif izotopu tam olarak kanser hücrelerine taşır. Radyasyon yerel etki göstererek hücreyi içeriden yok ederken sağlıklı dokulara minimal etki sağlar. Bu, geleneksel kemoterapi veya hormon terapisinden farklı olarak sadece biyolojik işaretçinin bulunduğu bölgede çalışan hedefli bir tedavidir.

PET Diyagnostiği Temel Rol Oynuyor

PET (Pozitron Emisyon Tomografisi), tüm sürecin temelini oluşturur. Bu inceleme, tümörün tedavi için uygun moleküler bir hedefe sahip olup olmadığını belirler. Yani tedavinin etki edebileceği bir “varlık” olup olmadığını gösterir. PET’te belirgin bir PSMA sinyali görüldüğünde kanser hücrelerinin radyoliganda “görünür” olduğu ve tedavinin etkin olacağı anlaşılır. Sinyal yoksa tedavi etki göstermez. Ayrıca PET, tedaviye vücudun nasıl tepki verdiğinin değerlendirilmesi için kontrol mekanizması görevi görür. Bu diyagnostik olmadan radyoligand teravisinin en büyük avantajı olan hassasiyet kaybolur.

Klinik Faydalar ve Hastaların Durumu

İleri evre hastalarda tedavinin temel amacı tümör kontrolü, yaşam süresinin uzatılması ve yaşam kalitesinin artırılmasıdır. Radyoligand terapi özellikle kemik metastazı olan hastalarda ağrıyı önemli ölçüde azaltır. Hastalar işlevlerini geri kazanır, ağrı kesici tedaviyi azaltabilir ve günlük işlevsellikleri iyileşir. Bilimsel veriler, terapinin sadece hastalığın ilerlemesini yavaşlatmakla kalmayıp, aynı zamanda standart tedaviye göre yaşam süresini de uzattığını göstermektedir. Bu, diğer yöntemlerin sıklıkla kullanıldığı hastalar için önemli bir umut kaynağıdır.

Uygulama ve Organizasyonel Zorluklar

Uzmanlar ve teknik altyapı olarak Polonya’nın Avrupa standartlarında hazır olduğu görülüyor. Nükleer tıp uzmanları, klinik onkologlar, ürologlar, radyologlar ve tıp fizikçileri ile modern teşhis cihazlarına sahibiz. Ancak asıl zorluklar organizasyon ve finansman ile ilgili. Radyoligand terapisi, uygun donanımlı nükleer tıp bölümleri ve net bir hasta yolculuğu gerektirir. Ülke genelinde eşit erişimi sağlamak için sistematik ve istikrarlı çözümlere ihtiyaç var. Bilgi ve deneyim açısından Avrupa’da geride değiliz; ancak etkin bir organizasyonel model geliştirmeliyiz.

Gelecek ve Güvenlik

Dünyada farklı kanser türleri için yeni radyoligandlar üzerine yapılan araştırmalar çok umut verici sonuçlar gösteriyor. Önümüzdeki yıllarda bu yaklaşımın yaygınlaşması bekleniyor. Gelecekte, bugün immünoterapi olduğu gibi, teranostik ve radyoligand terapisinin modern onkolojinin temel direklerinden biri olma potansiyeli var. Güvenlik açısından, kullanılan radyasyon dozları çok küçük ve kontrol edilmiştir. Kontrollü radyasyon maruziyeti değil, hassasiyetle hesaplanmış dozlar kullanılır. Radyasyon öncelikle kanser hücreleri içinde ve çok kısa bir mesafede etki gösterir. Hastanın ailesi veya çevresi için tehlike oluşturmaz. Hastaların bu metodun hassas, kontrol altında ve uzman merkezlerde uygulandığını anladığında endişeleri önemli ölçüde azalır. Pratikte onkolojinin en iyi kontrollü tedavi yöntemlerinden biridir.

Kaynak : GazetaPrawna

Exit mobile version