ABD Dışişleri Bakanı, bir açıklamasında “Rus planı” derken sonradan bunu sildi ve “Amerikan planı” olarak düzeltti. Bu durum, Beyaz Saray’daki iç çekişmeleri yansıtıyor ve Ukrayna ile Polonya’nın geleceği, Donald Trump çevresindeki farklı fraksiyonların çıkarlarına bağlı hale geldi. **TÜRKÇELEŞTİRİLMİŞ İÇERİK** ABD Dışişleri Bakanı, bir gün açıklamasında bunu “Rus planı” olarak nitelerken, ardından bu paylaşımı sildi ve “Amerikan planı” olduğunu belirtti. Bu durum, Beyaz Saray’daki gizli iç çekişmeleri ortaya koyuyor ve Ukrayna’nın – kısmen de Polonya’nın- kaderi, Donald Trump’ın çevresindeki çeşitli fraksiyonların çıkarlarına bağlı görünüyor.
28 Puanlık Barış Planı
Rusya-Ukrayna savaşını sona erdirme teklifleri etrafındaki kargaşa baş döndürücü olabilir. Ruslar, ABD yönetimindeki kendilerine karşı duran fraksiyonları kurnazca kullandılar. Trump yönetimi, uluslararası ilişkilerde bile tutarlı bir cephe oluşturamıyor.
18 Kasım’da ABD medyası, 28 maddelik bir barış planının gizlice Trump yönetimi ve Rusya arasında hazırlandığını bildirdi. Pentagon’un 19-20 Kasım’daki Kiev ziyareti sırasında plan Ukraynalılara sunulacaktı. Resmi açıklamalarda plana değinilmedi. Basına sızan plan, Rusya’nın beklentilerine çok yakın olduğu için büyük tepki topladı. Planın hazırlanmasında Ukrayna ve Avrupa ile hiçbir görüşme yapılmadı. “Kapitülasyon dayatma”, “ihanet” ve “Münih 2.0” gibi yorumlar ortaya çıktı.
Beyaz Saray İçindeki Güç Mücadelesi
Bu durumu anlamanın anahtarı Beyaz Saray’ın sahnesidir. Orada, Trump’ın çalışanlarını çatışma ve rekabetle yönettiği klasik bir güç mücadelesi yaşanıyor. ABD medyası, bu durumun MAGA hareketi liderliğinin potansiyel mirası için mücadelenin bir parçası olabileceğini belirtiyor. Ana rakipler Marco Rubio ve JD Vance. Rubio’nun Rusya, Ukrayna ve Avrupa konusundaki görüşleri geleneksel Cumhuriyetçi Parti’ye yakındır. Vance ise izolasyonist bir tutum sergiliyor. Savaşın sona erdirilmesi ve ABD’nin sadece kendi çıkarlarına odaklanması gerektiğini savunuyor. Vance, Trump’ın bu çatışmanın yanında durup barışı sağlama fırsatını beklemesi gerektiğini düşünüyor.
Anahtar Oyuncular: Witkoff ve Dmitriev
Bu kaosun iki önemli aktörü: Steve Witkoff ve Kirill Dmitriev. Witkoff, Trump’ın gayrimenkul çevrelerinden tanıdığı biridir. Trump, onu barış misyonları özel elçisi yaptı. Dmitriev, Kiev’de doğmuş, ABD’de eğitim görmüş, Putin’e yakın bir teknokratik finansist. Dmitriev, Batı’daki eğitimi ve kariyeriyle Rusya’nın daha kabul edilebilir bir temsilcisi olarak görülüyor. Dmitriev ve Witkoff, Ekim sonunda Miami’de bir araya geldi. Bu görüşmede tam olarak 28 maddelik barış planının ilk taslağı çizildi. Dmitriev, bu görüşmede Witkoff’un ana teması oldu.
Rusya’nın Hamlesi ve Batı’nın Tepkisi
28 maddelik plan, Witkoff ve Dmitriev’in görüşmesinde taslak halinde hazırlandı. Jared Kushner de bu görüşmelere katıldı. Plan, Rubio tarafından şok edildi. 22 Ekim’de, planı “rus planı” olarak niteledi. Ancak birkaç gün sonra planın “amerikan planı” olduğunu duyurdu. Trump, 23 Kasım’da sosyal medyada pozitif bir yorum yaptı ve Zelenski’ye 28 Kasım’a kadar süre verdi. Ayrıca, Ukrayna’ya tüm yardımları durdurma tehdidinde bulundu. Bu, Trump’ın standart taktiğidir. Trump, aynı zamanda planın nihai olmadığını ve değişebileceğini belirtti.
23 Kasım’da Cenevre’de ABD ve Ukrayna temsilcileri arasında bir görüşme yapıldı. Rubio ve Andriy Yermak başkanlık etti. Görüşmelerin “çok yapıcı” olduğu belirtildi. Plan üzerinde çalışmalar devam edecek. Rusya ise henüz resmi bir açıklama yapmadı. Putin, açıklanan teklifin Rus beklentileri dikkate alınırsa iyi bir “temel” olabileceğini söyledi. Ukrayna kabul etmezse, Rusya askeri hedeflerine ulaşacağını ekledi. Avrupa ise tamamen dışarıda bırakıldı. Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık, kendi barış planlarını 23 Kasım’da açıkladı.
Güncel Durum ve Avrupa’nın Konumu
ABD’nin Trump yönetimi dış politikası, endişe verici olabilir. Ancak bu, ABD’nin geleceği ve Avrupa güvenliği için sürekli kriz dönemleri yaratmasıdır. ABD medyası, barış teklifinin sızdırılmasının Ruslar tarafından yapıldığını ve bu sayede tartışmaları kendi koşullarında başlatmak istediklerini belirtiyor. Ruslar bu hamleyle ABD, Avrupa ve Ukrayna arasında anlaşmazlık çıkardı. Ayrıca, Rubio’nun dış politika üzerindeki kontrolünün sınırlı olduğunu da gösterdi. Doğu Çalışmaları Merkezi’nin analizinde, bu karmaşık durum daha detaylı açıklanıyor.
Rusya’nın, planı Ukrayna’ya zorla kabul ettirmek için henüz yeterince güçlü olduğu düşünülüyor. İddia edilen diğer amaç, tüm tarafları yeniden masaya oturtmaktır. Rusların, Ukrayna’nın Amerikan teklifini reddetmesini veya onları kızdırmasını beklediği, böylece Ukrayna’nın barış istemediğini göstermek istediği söyleniyor. Ancak bu, Münih 2.0 değildir. Washington henüz satmadı. Ruslar zeki bir hamle yaptı, ancak hedefe henüz uzaklar. Gerçek şu ki, bazı Amerikalıların Ukrayna, Polonya veya Avrupa NATO’su ile ne olacağından tamamen bağımsız olduğu açıktır. Bu, alışılması gereken gerçeklerdir.



