Rusya nin tam olcekli i sgali 4 yil bati birliginde ayrilik sinyali veriyor 49152

Rusya’nın Tam Ölçekli İşgali: 4. Yıl Batı Birliğinde Ayrılık Sinyali Veriyor

24 Şubat’ta Rusya’nın Ukrayna’ya karşı tam ölçekli işgalinin dördüncü yıldönümü kutlanırken, “Münchner Merkur” gazetesi bu tarihin sembolik önemine dikkat çekti. Gazeteye göre, Putin’in kampanyası ters etilerken, Batı’da Ukrayna’ya yönelik desteğin zayıflama riski ve Orbán ile Ficinin “Putin’in beşinci kolunu” olarak tanımlanması endişeye neden oluyor. AB’nin 20. yaptırım paketi ve Ukrayna’ya 90 milyar euroluk kredi planı, Macaristan’ın vetosu nedeniyle tıkanmış durumda.

İşgalin Dördüncü Yılı ve Askeri Durum

24 Şubat’ta Rusya’nın Ukrayna’ya karşı tam ölçekli saldırısının dördüncü yıldönümü. “Münchner Merkur” bu tarihin, savunmada olan Ukrayna, Avrupa ülkeleri ve hatta Rusya için sembolik önemini vurguluyor. Gazeteye göre, Vladimir Putin’in kampanyası giderek daha açık biçimde amacın tam tersi sonuçlar doğuruyor.

Gazete, Putin’in devlet medyası üzerinden “büyük komutan” olarak sunulmasına karşın, Rusya’nın daha önce kötü bir savaş komutanı görmediğini belirtiyor. Yorumcular, devasa insan ve ekipman kayıplarına rağmen Moskova’nın, başlangıçta hızlı Kiyov işgali veya Ukrayna’nın kalıcı siyasi boyun eğdirilmesi gibi stratejik hedeflere ulaşamadığını vurguluyor.

Askeri Durgunluk ve Ukrayna’nın Başarısı

Gazete, son dönemde Rus ordusunun önemli toprak kazanımları kaydetmediğini, bunun yerine Ukrayna’nın yaklaşık 300 kilometrekarelik bir alanda baskın niteliğinde bir karşı saldırı yaparak topraklarını geri aldığını kaydediyor. Bu veriler, aylardır Rus saldırısının yavaşladığını ve savaşın Rusya Federasyonu bütçesi için artan maliyetlerini gösteren Batı araştırma merkezlerinin daha geniş analizlerinin parçası olarak değerlendiriliyor.

Batı’da “Putin’in Beşinci Koluna” Eleştirisi

“Münchner Merkur” yorumunun en sert bölümü Avrupa’daki siyasi duruma odaklanıyor. Gazeteye göre, beşinci yılın başında Kiyov için, Rus askeri gücünden daha büyük tehdit Batı’da faaliyet gösteren “Putin’in beşinci kolu” olabilir. Gazete, sağ popülist AfD’nin lideri Alice Weidel ve aşırı sol BSW’nin başkanı Sahra Wagenknecht’in bu bağlamda adını veriyor.

Her iki kadın politikacı da Ukrayna’ya daha fazla askeri desteğe ve Berlin ile AB tarafından yürütülen Rusya yaptırımlarına karşı çıkmaktadır. AfD ve BSW programlarında silah sevkiyatlarının durdurulması, Moskova ile diyalogun yeniden başlatılması ve yaptırımların –Alman ekonomisini vurduğuna inandıkları için– kısıtlanması talepleri yer alıyor.

Almanya’nın Ayrılma Riski ve Trump İddiası

Münih’teki yorum daha ileri giderek, böyle bir tutumun Ukrayna’yı tutkulu bir şekilde destekleyen ülkeler grubundan Almanya’nın ayrılmasına yol açabileceğini öne sürüyor. Metinde, bazı Avrupa politikacılarının Berlin’i Donald Trump ve Vladimir Putin’in iradesine boyun eğdirmek istediği tezi de yer alıyor. ABD Başkanı ile ilgili olarak, “Ukrayna’yı en çok Moskova’ya satmak ister” deniyor.

Orbán ve Ficiye “Ajan” Suçlaması

“Münchner Merkur”, Macaristan Başbakanı Viktor Orbán ve Slovakya Başbakanı Robert Ficiye yönelik özellikle sert ifadeler kullanıyor. Gazete, bu siyasetçilerin Avrupa’da giderek daha utanç verici bir şekilde Putin ajanları olarak ortaya çıktıklarını ve Ukrayna’ya AB yardımını engellemeye çalıştıklarını belirtiyor.

Macaristan bağlamında gazete, “Sadece Orbán’ın ihaneti Putin’i gülümsetiyor” derken, özet bölümünde “Macaristan, bir Rus denizaltısı olarak, AB’de bir arama bulması için bir nedeni yok” diyerek Budapeşt’in defalarca yaptırım kararlarını bloke etmesine gönderme yapıyor.

AB’deki Yaptırım Anlaşmazlığı

Pazartesi günü AB ülkelerinin dışişleri bakanları, Rusya’ya karşı 20. yaptırım paketi konusunda konsensüse varamadı. Vetoyu Macaristan kullandı. Budapeşt’teki hükümet, “Dostluk” boru hattıyla Rus petrolü transitinin yeniden başlayana kadar yeni yaptırım paketinin ve Ukrayna’ya 90 milyar euroluk kredinin engelleneceğini duyurdu.

Macaristan’ın tutumu, başından beri enerji yaptırımlarını eleştiren ve Moskova ile yakın ilişkiler sürdüren Orbán’ın mevcut çizgisine uymaktadır. Robert Fico da Bratislava’daki iktidara dönüşünde, Kiyov’a askeri desteğin kısıtlanması ve yaptırım politikasının gözden geçirilmesi sözü vermişti.

20. Yaptırım Paketi ve Ekonomik Destek

Planlanan 20. yaptırım paketi, Rusya’nın Ukrayna işgalinin dördüncü yıldönümünde kabul edilmeyi hedefliyordı. Mevcut paketler arasında çift kullanımlı teknolojilere erişim kısıtlamaları, Rus yetkilileri ve oligarklara kişisel yaptırımlar ile enerji ve finans sektörlerindeki kısıtlamalar yer alıyordu.

Üye devletler aynı zamanda Ukrayna’ya 90 milyar euroluk bir kredi aktarılması konusunda da görüşüyor. Bu kredi, ülkenin bütçesini, enerji altyapısının yeniden inşasını ve savaş koşullarında makroekonomik istikrarını desteklemeyi amaçlıyor. Ancak Macaristan’ın blokajı bu kararları geciktiriyor ve Birlik içindeki gerilimleri artırıyor.

Batı Birliğinin Zayıflığı ve Ukrayna için Risk

Yorumculara göre, yaptırımlar konusunda birlik sağlanamaması, AB’nin Moskova karşısında müzakere pozisyonunu zayıflatıyor ve Kremlin’in Batı’nın savaştan yorgun olduğu iddiasını güçlendiriyor. “Münchner Merkur”, tam da bu unsuru, çatışmanın bir sonraki yılı için Ukrayna için en büyük tehditlerden biri olarak görüyor.

Gazetenin yorumunun son bölümünde, Ukrayna ve Volodimir Zelenski’nin Avrupa için tiranlığa karşı direnç ve onur mücadelesinin sembolü olarak kaldığı vurgulanıyor. Gazete, Ukrayna’nın boyun eğmediği gibi, Avrupa da özgürlüğünü ve güvenliğini korumak zorunda, aksi takdirde “otokratların elinde bir oyuncak” olacağını değerlendirdi.

Yaptırımlar, finansal yardım ve silah sevkiyatlarındaki anlaşmazma rağmen, Batı birliğinin sonsuz olmadığı görülüyor. ABD’deki siyasi değişimin ve Avrupa’da popülist grupların etkisinin artması koşullarında, Ukrayna’ya verilecek destek gelecekte AB’deki kamuoyu tartışmalarının temel konularından biri haline geliyor.

Kaynak : GazetaPrawna

Previous Article

Alkollü itfaiyeci, müdahaleye giderken kaza yaptı: 1,6 promil alkollü sürücü gözaltına alındı 🚒🚨

Next Article

Ukrayna'daki sivil durum kötüleşirken ABD'nin yardım ve diplomasisinde dönüşüm