Sarco kapsulu nun yaraticisi psikiyatristler algoritma ile degistirilebilir 37393

Sarco Kapsülü’nün Yaratıcısı: Psikiyatristler, Algoritma ile Değiştirilebilir

Philip Nitschke, son yılların en tartışmalı yapısı olan Sarco ölüm kapsülünü tasarladı. 65 yaşındaki bir Amerikalı kadın tarafından 2024’te İsviçre’de kullanılan kapsül, uluslararası tepkiyle karşılaştı. Nitschke, psikiyatrollerin yerini yapay zekâ algoritmasının almasını önererek, ölüm kararının insana ait olduğunu savunuyor. Ancak bu öneri, etik ve hukuki soruları gündeme getirdi.

İşte o, son yılların en tartışmalı yapılardan biri olan Sarco kapsülünü yarattı. Şimdi açıkça diyor: psikiyatristler bir algoritma ile değiştirilebilir.

Onurlu bir ölüm hakkından insanın adına karar verecek algoritmaya

Bazıları için bu, bireysel mutlak özgürlüğün savunması. Diğerleri için ise teknolojinin devletin bile ulaşamadığı bir alana girdiği tehlikeli bir sosyal deney. Eski bir doktor, humanist, yazar ve aktivist olan Philip Nitschke, 30 yılı aşkın süredir aynı cümleyi tekrarlıyor: ölüm kararı insana, doktora aittir.

Öncelikle terminal olarak adlandırılan hastalar için ötanazi yasallaştırılması mücadelesi verdi. Zamanla tutumu keskinleşti. Bugün artık hastalıktan ziyade, tanıdan bağımsız olarak kendi kararını verme hakkından bahsediyor. İşte bu noktada teknoloji sahneye çıktı.

Sarco kapsülü nedir ve kullanımı neden uluslararası bir fırtınaya neden oldu

Sarco, geleceğe ait bir aracı andıran bir kapsüldür. İçine giren kişi, doktor olmadan, tıbbi personel olmadan, iğnesiz olarak ölümle sonuçlanan süreci kendisi başlatır. Projenin başından beri tek bir amacı vardı: insanı “onay veren” rolünden çıkarmak.

Bu yapı etik nedenlerle sadece değil, hukuki nedenlerle de tepki çekiyor. Kapsül, 65 yaşında bir Amerikalı kadın tarafından 2024 yılında İsviçre’de kullanıldığında, tepki anında oluştu: soruşturma, tutuklamalar, uluslararası eleştiriler. Ve temel bir soru: sorumluluk kimde?

Psikiyatroller “onaylamıyor” – bu yüzden Sarco’nun yaratıcısı onları bir algoritma ile değiştirmek istiyor

Ancak en çok tartışılan şey kapsül kendisi – bunu yıllardır biliyoruz. En çok duyguyu yaratıcısının yeni fikri. Desteklenen ölüme izin veren ülkelerdeki mevcut düzenlemelere göre, psikolojik yetkinin değerlendirilmesi çok önemli. Genellikle bu değerlendirmeyi psikiyatroller yapar.

Nitschke, bu sistemin kusurlu olduğunu iddia ediyor. Argümanları basit: farklı doktorlar farklı görüşler bildirir, karar uzmanın dünya görüşüne bağlı olabilir. Bu nedenle tüm süreç öngörülemez ve adaletsiz. Onun vizyonunda, bu rolü yapay zekâya dayalı bir algoritma devralacaktır.

Yapay zekâ, bir kişinin “yetkinlik” ölüm kararı verme hakkına sahip olup olmadığını nasıl belirler

Tahminlere göre, kullanıcı dijital bir avatar ile konuşur. Sistem sorular sorar, yanıtları, konuşma tarzını, düşüncelerin tutarlılığını analiz eder. Bu temelde yapay zekâ, ilgili kişinin karar yetkinliğine sahip olup olmadığını değerlendirecektir. Eğer öyleyse, 24 saatlik “karar penceresi” açılır. Bu pencerenin sonunda prosedürü yeniden başlatmak gerekir.

İşte bu noktada, ötanaziye tarafsız olanlar bile şüphelenmeye başlar. Çünkü algoritma yanılırsa, itiraz edecek kimse kalmaz.

Algoritma, ölüm kararı değerlendirmesinde neden yanılabilir

Krytycy zwracają uwagę na coś jeszcze: AI uczy się na danych z przeszłości. A te zawierają uprzedzenia, luki i nierówności. W tym kontekście pojawia się pytanie, czy algorytm potrafi odróżnić świadomą decyzję od kryzysu psychicznego. Eksperci od automatyzacji podnoszą alarm: oddanie takiej władzy systemowi, którego działania nie da się w pełni wyjaśnić, może osłabić, a nie wzmocnić autonomię człowieka.

Disküsyon neden şimdi patlak verdi: AI ve ölüm kararları

Moment nie jest przypadkowy. W ostatnich latach AI coraz częściej wchodzi w relacje z ludźmi w kryzysie. Pojawiły się już sprawy sądowe, w których rodziny zarzucają chatbotom brak reakcji na sygnały samobójcze. W jednym z głośnych przypadków w tle pojawiła się firma OpenAI, choć sama technologia nie była projektowana do takich rozmów. To wszystko sprawia, że propozycja, by AI nie tylko rozmawiała, ale decydowała, trafia na wyjątkowo wrażliwy grunt społeczny.

Avrupa “dur” diyor, ancak fikir kaybolmuyor

Choć nawet w liberalnej Szwajcarii projekt Sarco został zakwestionowany, jego twórca nie wycofuje się. Zapowiada nowe wersje kapsuły, w tym model dla dwóch osób. Równolegle rozwijane są systemy AI, które – przynajmniej na razie – mają działać “obok” lekarzy, a nie zamiast nich. To jednak tylko etap przejściowy. Cel jest jasny: pełna automatyzacja decyzji.

Algoritmaların sınır kararlar aldığı bir dünya ne anlama geliyor

Dyskusja wokół Sarco i AI nie dotyczy wyłącznie eutanazji. W tle pojawiają się pytania, które wrócą przy innych technologiach: To dlatego sprawa wykracza daleko poza środowiska aktywistów. Nawet jeśli kapsuła Sarco nigdy nie trafi do powszechnego użytku, idea już zaczęła żyć własnym życiem. Coraz więcej decyzji granicznych – kredyt, leczenie, zwolnienie z pracy – podejmują algorytmy. Śmierć była dotąd ostatnią granicą. Dziś ktoś właśnie próbuje ją przesunąć.

Kaynak : GazetaPrawna

Previous Article

Finlandiya'da askeri tatbikatta 37 askerde donma vakası

Next Article

Lukaşenko'nun Belarus ordusunda beklenmedik askeri kontrolü