Donald Tusk’un çalışma arkadaşlarından Elżbieta Bieńkowska’nın “Taki mamy klimat” (İşte böyle bir iklimimiz var) sözü, yıllar önce Polonya’da yaygın kullanılıyordu. Bugün, on yıllardır görülmemiş bir kışın yaşandığı bu dönemde, “Sayın Başbakan, böyle bir iklimde nasıl yaşayacağız?” sorusu tekrar gündeme geldi. Sert kışın vatandaşlar, şirketler ve devlet üzerindeki etkilerini en aza indirmek için acil ve yakın vadeli tedbirler gerektiği açıkça ortaya çıktı.
Geçmişten Günümüze Bir Bon Mot
Donald Tusk’un çalışma arkadaşlarından Elżbieta Bieńkowska’ya ait olan “Taki mamy klimat” (İşte böyle bir iklimimiz var) sözü, geçmişte Polonya genelinde sıkça tekrarlanan bir bon mot’tu.
Yıllar sonra, on yıllardır görülmemiş bir şiddette bir kışın etkileriyle karşı karşıya kalındığı günümüzde, bu esprili sözün yerini daha ciddi bir sorgulama almıştır.
Günümüz Gerçeği: Sorunun Ciddiyeti
Bu yoğun kış koşulları karşısında, artık yalnızca mizahi bir nüans değil, somut bir gerçeklik sorusuyla yüzleşilmiştir: “Jak żyć panie premierze” (Sayın Başbakan, nasıl yaşayacağız?), yani bu iklimde yaşam nasıl sürdürülebilir?
Kışın şiddeti ve sürekliliği, toplumu ve ekonomiyi doğrudan etkileyen bir kriz potansiyeli taşıdığını gözler önüne sermektedir.
Sorular ve Çözüm Çağrısı
En az iki temel sorunun gündeme getirilmesi zorunludur: Bu sert kış, vatandaşlar, işletmeler ve devlet için ne anlama gelmektedir?
Ve şimdiden ile önümüzdeki haftalar içinde ne gibi adımlar atılmalıdır, böylece kışın olumsuz sonuçları en aza indirilebilir?
Bu soruların acil ve somut yanıtları, hazırlıklı bir yaklaşımın gerekliliğini vurgulamaktadır.
Kaynak : GazetaPrawna



