Polonya’daki sivil toplum kuruluşları, iftira suçunun cezalandırılmasının kaldırılması için Senato’ya başvurdu. Kuruluşlar, bu değişikliğin ifade özgürlüğünü daha iyi korumak ve Polonya yasalarını uluslararası standartlara uydurmak için gerekli olduğunu savunuyor. Başvuruda bulunan kuruluşlar, Polonya’daki ceza yasalarının gazeteciler, aktivistler ve kamu yararına çalışan ihbarcılar aleyhine kullanıldığını vurguladı.
İfade Özgürlüğü ve Uluslararası Standartlar
Sivil toplum kuruluşları, uluslararası insan hakları standartlarının iftiranın cezai sorumluluk kapsamına alınmaması gerektiğini açıkça belirttiğini ifade ediyor. İftira için hapis cezasının uygulanmasının, Avrupa Parlamentosu’nun kararları ve Avrupa Komisyonu’nun tavsiyeleriyle uyumsuz olduğu belirtiliyor.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihatlarına göre, ifade özgürlüğünün kısıtlanması yalnızca nefret söylemi veya şiddete teşvik gibi durumlarda mümkün. Polonya ceza yasası, nefret söylemini cezalandıran maddeler içeriyor (örneğin, Ceza Kanunu’nun 256. maddesinin 1. fıkrası).
Medeni Hukukta Kişisel Hakların Korunması
Kuruluşlar, iftiranın cezai suç olarak kabul edilmesinin gereksiz olduğunu, çünkü itibar ve şöhretin zaten Medeni Kanun kapsamında etkin bir şekilde korunduğunu vurguluyor.
Orantısızlık ve Otosansür Etkisi
Ceza yaptırımlarının, itibarın korunması için orantısız bir yöntem olduğu ve otosansüre yol açabileceği belirtiliyor. Uzun ve maliyetli yargılamaların, açık kamu tartışmasını engelleyerek demokratik bir hukuk devletinin temelini zayıflatabileceği ifade ediliyor.
SLAPP Davalarına Karşı Koruma
Kuruluşlar, iftiranın suç olmaktan çıkarılmasının, kamuoyunda tartışmaya katılımı engellemeyi amaçlayan stratejik davalar (SLAPP) karşısında sivil toplumu korumak için kritik önem taşıdığını belirtiyor. Anti-SLAPP yasasının, ceza hukukundaki eş zamanlı değişiklikler olmadan tam olarak etkili olamayacağı vurgulanıyor.
İfade Özgürlüğünün Kısıtlanması ve Yargı Yükü
İftira davalarının, gazetecileri, aktivistleri ve sivil toplum kuruluşlarını susturmak amacıyla sıklıkla kullanıldığına dikkat çekiliyor. Bu tür davaların, tarafları mali, zamansal ve psikolojik olarak yıpratarak ifade özgürlüğünü kısıtladığı belirtiliyor. Ayrıca, ceza davalarının zaten aşırı yüklenmiş yargı sistemini daha da zorladığı ifade ediliyor.
Kaynak : GazetaPrawna