Yeni ABD güvenlik stratejisi, uygarlık yok olma tehdidi altındaki Avrupa’nın kabus bir tablosunu çiziyor ve sağcı-popülist partilere destek vaat ediyor.
ABD Stratejisi: Avrupa İçin Uyarı
ABD’nin yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi (NSS) Avrupa’yı göç, sansür, baskı ve “çılgın düzenlemeler” nedeniyle “medeniyetsel yokoluş”la tehdit ediyor. Alman “Süddeutsche Zeitung” gazetesinin haberine göre ABD, Rusya’yı tehdit olarak görmeyi bırakıp tarafsız konum alıyor. Strateji yazarları, Avrupa-Rusya ilişkilerinin kötü olduğunu, ancak bunun NATO’nun siyasi ve askeri gücünün kaynağı olan ABD’yi ilgilendirmiyormuşçasına hareket edildiğini belirtiyor.
ABD’nin Yeni Rolü
NSS, ABD’ye koruyucu güç yerine aracı rolü atıyor. Amaç, Avrupa ile Rusya arasında aracılık yaparak “stratejik istikrar” sağlamak ve savaş riskini azaltmak. Bu yaklaşım, NATO Anlaşması’nın 5. maddesini ve bu yıl yazındaki Lahey NATO Zirvesi son bildirisini sorguluyor. ABD hükümetinin barış arayışı, Avrupa hükümetlerinin Ukrayna savaşını “gerçek dışı hedefler” sürdürme çabasıyla çelişiyor.
Avrupa’ya Yönelik Eleştiriler
Stratejide Avrupa imajı, Trump destekli sağ-popülist, anti-Avrupa, yabancı düşmanlığı partilerinin propagandasıyla örtüşüyor. Macaristan Başbakanı Viktor Orbán’ın da benzer görüşleri var. AB düzenlemeleri, Avrupa ülkelerinin siyasi özgürlüğünü ve egemenliğini yok ediyor, göçler kıtayı değiştiriyor, muhalefet partileri sansürlüyor ve demokrasi ilkeleri ayaklar altına alınıyor. “Avrupalılar ulusal kimlik ve bilincini kaybediyor” deniyor.
ABD’nin Popülist Desteği
Eleştirilere rağmen ABD stratejistleri, ekonomik ve tarihi nedenlerle Avrupa’nın önemini kabul ediyor: “Avrupa’yı kaybetmeyi göze alamayız”. ABD, Avrupa’daki mevcut siyasi çizgiye karşı tüm karşı duruş biçimlerini destekliyor. Vatansever partilerin artan etkisi, ABD için iyimserlik kaynağı. ABD, siyasi müttefiklerini “ruhani yenilenme”yi zorlamaya çağırıyor.
Avrupalı İttifakların Tepkisi
“Süddeutsche Zeitung” gazetecisi, sağ-popülist parti liderleri için NSS’nin Washington’dan yardım vaadi gibi göründüğünü, ancak çoğu Avrupa hükümeti için bunun barışık ortak ülkelerin içişlerine müdahale veya savaş ilanı anlamına geldiğini yazıyor.



