17. ile 19. yüzyıl arasındaki Avrupa ekonomi hukuku, bugünün standartlarına göre oldukça ilginç ve “eğlenceli” sayılabilecek düzenlemelerle doludur. Bu dönemde İngiltere’de ölülerin yerli yünlü kumaşlara sarılarak gömülmesi zorunlu tutulmuş, Prusya’da ise Büyük Friedrich, ithalatı durdurmak amacıyla kahveye yüksek vergi bindirip yerine birayı önermiştir. Söz konusu yasalar, “yerli olan iyidir, yabancı olan zenginliğimizi sömürür” felsefesine dayanan bir korumacılık anlatısının ifadesi olmuştur. Ancak bu yaklaşımın, uluslararası ticaretin gelişimini ve sonuç olarak benzeri görülmemiş refah düzeyini yüzyıllar boyunca kısıtladığı belirtilmektedir.
Avrupa Ekonomi Hukukundan İlginç Detaylar
17. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar olan dönemde Avrupa ekonomi hukuku, yazarın ifadesiyle en azından kendisi için “eğlenceli” olan unsurlarla doludur. Bu tarihsel yasalar, dönemin ekonomik önceliklerini ve devlet müdahalelerini sert bir şekilde yansıtır.
Yünlü Kefen Zorunluluğu
Örneğin, adalar (İngiltere) topraklarında uygulanan cenaze yasası buna çarpıcı bir örnektir. Buna göre, kişi veba nedeniyle hayatını kaybetmediği takdirde, ailesi onu İngiltere’de üretilmiş saf yünlü bir kefene sararak gömmek zorundaydı. İthal kumaşların kullanımı kesinlikle söz konusu değildi. Bu düzenleme, yerli üretimi koruma amacının ölüler üzerinde dahi sürdürüldüğünü göstermektedir.
Büyük Friedrich’in Kahve Vergisi ve Bira Teşviki
Bir diğer dikkat çekici örnek ise Büyük Friedrich’in kahve üzerindeki müdahalesidir. Prusya hükümdarı, kahve ithalatını durdurmak ve yerli alternatifleri teşvik etmek amacıyla kahveye çok yüksek bir vergi uygulamıştır. Bu bağlamda öne çıkarılan yerli alternatif ise esas olarak biradan ibaretti.
Kaçakçılıkla Mücadele İçin “Koklayıcı” Gaziler
Söz konusu yasak ve vergiler beklenmedik sonuçlar doğurmuş, kahve kaçakçılığı son derece kârlı bir hale gelmiştir. Bu durumu önlemek amacıyla idare, oldukça sıradışı bir yönteme başvurmuştur. Kaçakçılıkla mücadele etmek için 400 savaş gazisi istihdam edilmiş ve bu kişiler ev ev dolaşarak, birilerinin bu içeceği kaynatıp kaynatmadığını koklamakla görevlendirilmiştir.
Korumacılığın Felsefesi ve Uluslararası Ticaret
Bu tür yasalar, dönemin korumacılık anlayışının birer ifadesi olmuştur. Felsefeye göre; yerli olan ve orada üretilen şey iyidir ve topluma hizmet ederken, yabancı olan şey ülkeyi zenginliğinden mahrum bırakmaktadır. Ancak bu bakış açısının, daha sonra insanlığı benzeri görülmemiş bir refaha kavuşturan uluslararası ticaretin gelişimini yüzyıllar boyunca kısıtladığı belirtilmektedir. 🌍📉
Kaynak : GazetaPrawna



