ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik hava saldırılarını başlatmasının ardından sekiz dakikalık konuşmasında operasyonun sembolik ya da sınırlı bir nitelik taşımadığını vurguladı. İran Devrim Muhafızları Korpsu (IRGC) ve nükleer, roket programının tamamen yok edilmesi, ayrıca “Persler, Kürtler, Azeriler, Beludçular ve Çuhistanlı Araplar”ın Teheran’a karşı ayaklanması talep edildi. Operasyon, uluslararası hukuk açısından meşruiyet sorunu taşıyor; Birleşmiş Milletler Şartı yalnızca doğrudan tehdit durumunda ya da BM Güvenlik Konseyi kararıyla güç kullanımına izin veriyor. İsrail’in de katıldığı bu ortak operasyon, bölgedeki istikrarı tehdit ederken, ABD içinde kamuoyu ve siyasi destek açısından da zayıf bir zemine sahip.
Operasyonun kapsamı ve hedefleri
Trump, saldırıların ardından İran Devrim Muhafızları Korpsu (IRGC)’nin tam teslim olmasını, yapısının, roket ambarının ve deniz kuvvetlerinin yok edilmesini istedi. Aynı zamanda “Persler, Kürtler, Azeriler, Beludçular ve Çuhistanlı Araplar”ın Teheran yönetimine karşı ayaklanmasını ve tiranlığın kaldırılmasını talep etti.
Uluslararası hukuk açısından şüpheler
Birleşmiş Milletler Şartı, güç kullanımını yalnızca doğrudan bir tehdit durumunda ya da BM Güvenlik Konseyi’nin yetkisiyle sınırlamaktadır. Trump yönetimi, İran’ın ABD topraklarına yönelik kaçınılmaz bir tehdit oluşturduğuna dair kamuoyu önünde kanıt sunmadı; bu nedenle operasyon uluslararası hukukun ihlali olarak değerlendiriliyor.
Geçmişteki benzer müdahalelerle karşılaştırma
2003 Irak işgalinde Bush yönetimi, var olmayan kitle imha silahları iddiasıyla müdahaleyi haklı çıkarmıştı. Bugün ise Beyaz Saray, İran’ın nükleer programı ve roket kapasitesi tehdidini gerekçe gösteriyor.
İran’ın nükleer programı ve uluslararası değerlendirme
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı denetçileri ve bazı ABD istihbarat birimleri, İran’ın nükleer silah üretme kararına dair somut kanıt sunmadığını belirtiyor. İran yetkilileri, en üst lider Ayatollah Ali Khamenei ve Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi, nükleer bomba yapmayacaklarını defalarca teyit etti. Ancak İran’ın uranyumu sivil ihtiyaçların çok ötesinde seviyelere kadar zenginleştirmesi, yayılma riskini artırıyor.
İsrail’in katılımı ve bölgesel riskler
İsrail Başbakanı Benjamin Netanjahu, İran rejiminin varoluşsal tehdit oluşturduğunu belirterek operasyonun bir parçası olduklarını açıkladı. ABD‑İsrail ortaklığı, Teheran’a iki büyük düşmanla aynı anda savaş açma riskini doğuruyor; bölge ülkelerinde (Lübnan, Suriye, Irak, Yemen) çatışmanın yayılma ihtimali artıyor.
ABD iç politikası ve kamuoyu
Operasyondan on gün önce Trump, “Barış Konseyi”ni kurarak 27 otoriter ülkenin temsilcilerini bir araya getirmişti; bu girişim, Kongre ve kamuoyu ile geniş istişare olmaksızın yürütülmesi nedeniyle eleştirildi. Anketler, Amerikan seçmenlerinin yalnızca %25’inin yeni Orta Doğu savaşını desteklediğini gösteriyor. Ayrıca, Trump’ın popülaritesinin düşmesi, Yüksek Mahkeme’nin gümrük politikalarını sorgulaması ve Epstein skandalı gibi geçmişteki tartışmalar, kararın siyasi riskini artırıyor.
Kaynak : GazetaPrawna