ABD Başkanı Donald Trump, Avrupa müttefiklerinden Ormuz Boğazı’nı açmak amacıyla askeri operasyona katılmalarını talep etti. Trump, operasyonu basit ve düşük maliyetli olarak tanımlarken, İran’ın askeri gücünün zayıfladığını savundu. Ancak ABD’li bir güvenlik uzmanı, askeri açıdan bu operasyonun son derece riskli olduğunu ve Trump’ın stratejisinin “kötü bir jeopolitik” olduğunu vurguladı. Uzman, boğazın açık tutulmasının en iyi yolunun savaşı önlemek olduğunu belirtti.
Trump’ın Operasyon Talebi ve Avrupa’nın Tutumu
ABD Başkanı Donald Trump, Ormuz Boğazı’nın güvenliğini sağlamak amacıyla Avrupa müttefiklerinden askeri operasyona katılmalarını istemişti. Trump, bu görevin kolay ve maliyeti düşük bir eylem olduğunu belirterek, müttefiklerinin bu operasyona hevesle katılması gerektiğini ifade etmişti. Trump, “Birkaç mayın tarayıcı gönderebilirler. Bu büyük bir şey değil, çok para da tutmaz” şeklinde konuşmuştu. Ancak müttefiklerinin bu çağrıya olumlu yanıt vermediğini ve hatta Trump’ın boğazda mayın olup olmadığını bilmediğini dile getirdi. Trump ayrıca İran’ın büyük bir tehdit oluşturmadığını, ordusunun tamamen yok edildiğini iddia etti.
Uzmanlardan Kritik: “Kötü Bir Strateji”
Emekli ABD Donanması İstihbarat Kaptanı ve CEPA think tankında güvenlik uzmanı Steven Horrell, Başkan Trump’ın değerlendirmesinin gerçeklikle örtüşmediğini belirtti. Horrell, Ormuz Boğazı’nın askeri olarak açılmasının son derece zorlu ve riskli bir operasyon olacağını vurguladı. Trump’ın müttefiklerine yönelik taleplerini ise “gerçekten kötü bir strateji ve gerçekten kötü bir jeopolitik” olarak nitelendirdi. Horrell, boğazın açık tutulmasının en iyi yolunun, boğazın kapanmasına neden olacak bir savaşı başlatmamak olduğunu ifade etti.
Ormuz Boğazı’nda Üç Olası Operasyon Senaryosu
30 yıl boyunca Donanma İstihbaratında görev yapmış olan Horrell, Ormuz Boğazı’nda gerçekleştirilebilecek üç farklı askeri operasyon türüne dikkat çekti ve her birinin ciddi riskler taşıdığını belirtti. İlk seçenek, İran’ın denizcilik trafiğini tehdit eden yeteneklerini yok etmeyi amaçlayan ofansif operasyonlar. Ancak Horrell, İran donanmasının tamamen yok edilmesi durumunda bile bu operasyonun başarısını garanti etmediğini vurguladı. Boğazdaki tehdidin sadece gemilerden değil, aynı zamanda sivil gibi görünen hızlı saldırı botları, dronlar, balistik ve seyir füzeleri ile potansiyel insansız sualtı araçlarından da kaynaklandığını hatırlattı.
Mayınlar ve Eskort Görevlerinin Zorlukları
Horrell, “Her şeyi yok edeceğiz” demek mümkün değil diyerek, Kızıldeniz’deki Husilerin faaliyetlerini örnek gösterdi. ABD ve müttefiklerinin geçmiş yıllarda Husilerin Kızıldeniz ve Bab el-Mandeb Boğazı’ndaki deniz trafiğini engelleme çabalarına rağmen tam bir başarı elde edemediğini hatırlattı. Uzmana göre ikinci seçenek olan tank konvoylarının eskort edilmesi de kusursuz değil. 1987’de Irak-İran Savaşı sırasında Kuveytli tank konvoyunun, ABD Donanması tarafından eskort edilirken mayına çarptığını hatırlattı. Eskort gemisinin aynı anda su yüzeyinin üstünde, altında ve havada tehditleri taraması gerektiğini ve bunun son derece zorlu bir görev olduğunu belirtti.
Rozmin Operasyonlarının Riskleri ve ABD’nin Hazırlıksızlığı
Trump’ın özellikle üzerinde durduğu rozmin operasyonları ise en zorlu seçenek olarak öne çıkıyor. Horrell, farklı türlerde deniz mayınlarının bulunduğunu, bazıların deniz dibinde yattığını, bazıların demirlediğini, bazılarının ise serbestçe sürüklendiğini ve ateşleyicilerinin temas, manyetik imza veya basınç dalgasına tepki verdiğini açıkladı. Rozmin operasyonlarının yavaş ve zahmetli bir süreç olduğunu, küçük fiberglas teknelerle yapıldığını ve bu teknelerin kendilerinin de saldırılara karşı savunmasız olduğunu vurguladı.
Horrell, 1990’ların başında Körfez Savaşı sırasında Irak lideri Saddam Hüseyin’in Kuveyt kıyılarında yerleştirdiği 1600 mayının temizlenmesini örnek gösterdi. Bu operasyonun, yaklaşık on beş ülkenin katılımıyla altı ay sürdüğünü ve savaşın sona ermesinden sonra gerçekleştirildiğini hatırlattı. “Şimdi de bunu sıcak bir çatışma sırasında hayal edin” diyen Horrell, ABD’nin kısa süre önce dört adet Avenger sınıfı mayın avlama gemisini hizmetten çektiğini ve bunları kıyı savaş gemilerinde (LCS) modüllerle değiştirdiğini belirtti. Birçok uzmanın bu değişikliğin tam bir eşdeğer olmadığını vurguladığını kaydetti. Horrell, Avrupa ülkelerinin mayın temizleme konusunda daha büyük yeteneklere sahip olduğunu ve bu nedenle Trump’ın “müttefiklere ihtiyacımız yok” yönündeki açıklamalarına rağmen onlardan yardım istediğini belirtti.
Uzman, Avengelerin eski ve savunma sistemleri zayıf gemiler olmasına rağmen, İran’a yönelik bir saldırıdan yarım yıl önce hizmetten çekilmesinin planlama eksikliğini gösterdiğini vurguladı. Aynı şekilde, üç LCS sınıfı Independence gemisinden ikisinin Pasifik’te bulunmasının da anlaşılması zor bir durum olduğunu belirtti. “Bu, eğer böyle bir göreve gerçekten hazırlanıyorsanız, gerekli kaynakları mümkün olan en iyi yerde toplamanız gerektiğini gösteriyor” dedi.
Müttefiklerin Ortak Açıklaması ve Diplomatik Çözüm Arayışları
Horrell, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda ve Japonya’nın ortak açıklamasını, Trump’ın başlangıçta talep ettiği gibi ABD ve İsrail ile birlikte savaşa katılmaya yönelik bir ret olarak yorumlamadı. Açıklamanın, diplomatik bir çözüm, örneğin Karadeniz Tahıl Koridoru’na benzer bir yaklaşım için bir tercih olduğunu gösterdiğini belirtti.
Eski subay, boğazın açılmasının Avrupa ülkelerinin çıkarlarına uygun olduğunu kabul ederken, Trump’ın müttefiklerine yönelik taleplerinin ve bunun sonucunda transatlantik ilişkilerde yaşanan kırılmanın, uzun yıllardır devam eden ittifakların önemini sorgulamaktan kaynaklandığını vurguladı. “Beş yıl boyunca müttefikleri küçümsemek, Ukrayna’yı desteklemek için hayati öneme sahip olan aynı Avrupa müttefiklerini terk etmek, onlara İran ile savaşa girmeden önce danışmamak ve sonra yardım etmeye istekli olmadıklarından şaşırmak mümkün değil” dedi. Amerikan ittifaklarının ve ortaklıklarının “Amerika’yı büyük yapan şey” olduğunu ve Trump’ın 2015’ten beri izolasyonist bir akıma ses verdiğini belirtti. “Şimdi Trump, ektiği tohumları topluyor” diye sözlerini tamamladı.
Kaynak : Gazeta