Trump in uluslararasi sistemdeki yikici etkisi ve hukukun disindaki guc arayisi 65602

Trump’ın Uluslararası Sistemdeki Yıkıcı Etkisi ve Hukukun Dışındaki Güç Arayışı

Donald Trump’ın dış politikası, uluslararası düzenin temel prensiplerini sarsarak geleneksel diplomasi yöntemlerinin ötesine geçiyor. Destekçileri, Trump’ın bu alışılmadık yaklaşımının, diplomasiyle ulaşılamayan sonuçları mümkün kıldığını savunuyor. Ancak bu durum, hukukun üstünlüğüne meydan okuma ve güç kullanımının meşrulaştırılması gibi tehlikeli bir eğilimi de beraberinde getiriyor. Bu makale, Trump’ın İran ve Venezuela gibi ülkelerdeki eylemlerini mercek altına alarak, uluslararası sistemdeki bu dönüşümü ve potansiyel sonuçlarını inceliyor.

Trump’ın Yıkıcı Politikaları ve Uluslararası Düzenin Sorgulanması

Uluslararası hukuk temelli bir düzen özlemi, takdire şayan bir arzu olsa da, bu düzenin birçok ülke için baskı anlamına geldiği ve uluslararası suç örgütleri için güvenli bir ortam sağladığı bir gerçektir. Siyasi söylemde kullanılan güzel sözler genellikle acı gerçekleri gizlemek için kullanılır. Ancak, şiddetli eylemler, adalet sağlanmasına yol açabilir; ancak bu kesin değildir. Şu anda, hukukun dışındaki şiddetin, bu rolü üstlenebileceği tarihi bir dönemece girdiğimizi düşünüyorum.

Trump: Hukuksuz Gücün Temsilcisi

Hiç kimse, bu hukuksuz şiddetin temsilcisinin Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump olduğundan şüphe duymuyor. Trump, eylemleri için Birleşmiş Milletler’den onay almakla ilgilenmiyor, sorumluluğu birçok ülkeye yaymak için çok uluslu koalisyonlar kurmuyor ve genellikle kendi ülkesindeki siyasi sisteminde yaptıklarını yasallaştırmakta zorlanıyor. Venezuela’daki diktatörün “narkoterörizm” suçlamasıyla tutuklanması ve federal yetkililer tarafından, askeri destekle gerçekleştirilen operasyonun, resmen başka bir ülkeye yönelik bir saldırı olarak nitelendirilmemesi bunun bir örneğidir.

Eleştiriler ve Destek: İki Farklı Bakış Açısı

Trump’ın bu eylemlerini eleştirenler, bunun keyfi şiddet kullanımı ve onlarca yıldır uluslararası sistemi kırılgan bir dengede tutan düzenin yıkımı olarak görüyor. Trump, onlar için dünyayı “bilinmeyen sulara” sürükleyen tehlikeli bir yıkıcı figür. Buna karşılık, destekçileri Trump’ı, biriken sorunları çözüme kavuşturan biri olarak görüyor. Onlara göre, mevcut sistem, sorunların birikmesine izin veriyor ve bu sorunları çözme kapasitesine sahip değil.

İran Nükleer Programı Örneği

İran nükleer programı bu durumun somut bir örneğidir. Ayetullahların bomba yapma niyetinde olduğu konusunda şüphe yok ve bu durum, İslamabad’daki ilk barış görüşmelerinde teyit edildi. Batılı ülkeler, başlangıçta JCPOA anlaşmasıyla (Temmuz 2015) bir tür uzlaşma politikası izleyerek bunu engellemeye çalıştı. Ancak bu dönemde İran, üretim kapasitesini artırdı ve uranyum zenginleştirmeye devam etti. Trump, daha sert bir politika izleyerek 2018’de anlaşmadan çekildi ve yaptırımlar uyguladı. Daha sonra, 2025 yazında zenginleştirme tesislerini bombaladı ve bu eylemi 28 Şubat 2026’da başlayan mevcut seçim kampanyası sırasında tekrarladı.

Trump’ın Hedefi: İran’ın Uranyum Kaynaklarını Ortadan Kaldırmak

Donald Trump’ın defalarca dile getirdiği hedef, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum kaynaklarını ortadan kaldırmaktır. Son bombardımanlardan önce bu kaynakların 600 kg olduğu ve yaklaşık 20 nükleer başlık üretmek için yeterli olduğu tahmin ediliyordu. İran’ın, İsrail’i ve Avrupa ülkelerini şantaj edebilecek çok sayıda taşıma aracı olduğu da savaşta ortaya çıktı. Bu materyallerin, İsfahan’daki nükleer tesislerin yıkıntıları altında, birkaç metre derinlikte bulunması ve birkaç ay içinde çıkarılabilmesi muhtemeldir. Bu nedenle, Amerikalılar belirlenen hedeflerinden vazgeçemezler.

“Yara”yı Kapatmak: Dünya Güvenliği İçin Gerekli Bir Adım

Bu, dünya güvenliği için kapatılması gereken “yara”dır. Bu operasyon sırasında, binlerce insanın kanı ellerinde olan ideolojik rejimin devrilmesi de mümkün olabilir. Ancak, Irak savaşlarının deneyimlerinden ders çıkaran Amerikan yönetimi, o zamanki “ülke inşa etme” konseptine benzer bir şeye girişmeyecektir. Amerikan ordusu, İran topraklarına çıksa bile, sadece sınırlı askeri hedeflere ulaşmak için hareket edecek, hükümeti devirmek için değil. Bu işi İranlıların kendilerinin halletmesi gerekiyor. Finansal baskı, bu konuda yardımcı olacak; çünkü para eksikliği, toplumu kontrol altında tutan güvenlik güçlerine ödeme yapmayı imkansız hale getirecektir. Sadece ideoloji, ayetullahların silahlı kolu olarak hizmet etmeye devam etmek için yeterli olmayabilir.

Obama ve Trump: İki Farklı Politika Modeli

Trump’ın İran’daki eylemi uluslararası hukuk açısından yasa dışı mıdır? Kesinlikle! İyi amaçlara hizmet ediyor mu? Evet. İran’ın nükleer programını ortadan kaldırmak, “hukuk temelli uluslararası düzen” ile uyumlu yöntemlerle mümkün müdür? Bu sorunun cevabı kesin değildir, ancak Kuzey Kore’deki deneyimler, rejimin nükleer silah edinmesini engellemenin mümkün olmadığını göstermektedir. Bu nedenle, uluslararası düzenin geleceği açısından paradoksal olarak, Trump’ın yasa dışı eylemini desteklemek daha iyi olabilir.

Venezuela ve Küba’daki Müdahaleler

Trump, aynı yasa dışı uygulamaları kendi yarımküresinde de kullanıyor. İlk olarak Venezuela Devlet Başkanı’nı görevden aldı, ardından ülkenin petrol üretim ve ihracatını kontrol altına aldı. Bu hamle, Hezbollah gibi terör örgütlerinin finansmanını kesti ve komünist Küba’nın ekonomisini çökertti. Küba, Nicolás Maduro’dan ucuz petrol ithal ederek ve sağlık hizmetleri ihraç ederek geçimini sağlıyordu. Küba ile ticaret yapmak isteyen bölge ülkelerine yönelik yaptırım tehdidi, Guatemala, Honduras ve Jamaika’nın Kübalı doktorlara ödeme yapmasını engelledi ve Meksika petrol teslimatlarını durdurdu. Castro sonrası rejim, bir felaketin eşiğinde ve taviz vermeye hazır olduğunu gösteriyor. Bu tavizlerden biri, Paskalya’dan sonra 2000’den fazla mahkumun serbest bırakılmasıdır.

Obama’nın Küba Politikası ile Trump’ın Yaklaşımının Karşılaştırılması

Tüm bunlar, Barack Obama’nın 2014’te Küba ile ilişkileri tek taraflı olarak normalleştirmesiyle tam bir tezat oluşturuyor. Bu, Rusya ile “reset” olarak bilinen bir yaklaşıma benziyordu. Havana rejimi, beklendiği gibi, “al, daha fazlasını iste, karşılık verme” ilkesini uyguladı. Küba, vaat edilen reformların hiçbirini gerçekleştirmedi. Obama’nın 2016’da Havana’yı ziyaret ettiği ve tipik iyimserliğiyle “geçmişin ideolojik savaşlarını geride bırakma” ve “yeni bir çağın” başlangıcından bahsettiği on yıldan sonra, siyasi özgürlükler aynı seviyede kaldı ve ekonomi daha da kötüleşti.

Trump’ın Hukuksuzluğu: Umut Verici Bir Yaklaşım

Amerika’nın hukuksuz eylemleri, bu yarayı kapatma konusunda umut veriyor. Bu elbette kesin değil, ancak Trump’ın hukuksuzluğu, Obama’nın “reset” politikasına göre daha fazla şans sunuyor gibi görünüyor; bu politika aslında demokratik olarak seçilmiş politikacı kılığına giren gangsterlerin yönetimini pekiştiriyordu. Hem Küba hem de Venezuela, seçimlerin resmi olarak yapıldığı ülkelerdir. Obama’nın “reset” politikası ve Joe Biden’ın “demokrasi zirveleri” politikası, dünya medyasında daha çekici görünüyordu. Trump’ın hukuksuzluğu estetik açıdan hoş olmasa da, güvenliği artırma ve suçlu ideolojik rejimleri ortadan kaldırma konusunda somut sonuçlar verebilir.

Trump’a Sınır Koymak: Ne Zaman Müdahale Etmeli?

Ancak, bu politikada açık bir tehlike gizlidir: kişinin kendi yeteneklerine inanma ve sürekli olarak iyiliğin tarafında durduğuna ikna olma riski. Uzun vadede, tek bir ülkenin dünyada hem savcı hem de yargıç rolünü üstlenmesi mümkün değildir. Bazı konularda hukuksuz şiddetin işe yaraması, bunun her zaman böyle olacağı anlamına gelmez.

Bu nedenle, diğer ülkeler Amerika Birleşik Devletleri’ne katılmalı, ancak sınırları açıkça belirtmelidir. Bu, onların kendi çıkarları doğrultusunda dünyayı yeniden şekillendirme eğilimlerini azaltmak için de önemlidir. Çünkü “Kirli Harry” sorunları çözmede ve yozlaşmış suçlularla mücadelede iyiydi, ancak hükümet kurmak için sadece ateş etme becerisine ve kime ateş edeceğini bilmeye yetecekten daha fazlası gerekir.

Kaynak : GazetaPrawna

Previous Article

Polonya'da Mahkeme Güvenine Yönelik Endişeler Artıyor

Next Article

Polonya Güvenlik Bürosu'nda İstifa ve Tusk Hükümetine Yönelik Suçlamalar