Trump un politikalari nato nun caydiriciligini zayiflatiyor 56829

Trump’un Politikaları NATO’nun Caydırıcılığını Zayıflatıyor

Frankfurter Allgemeine Zeitung’un (FAZ) haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO’ya yönelik tutumu, Sojuz’un caydırıcılık gücünü zayıflatıyor. Alman politikacıların Trump’ın olası hamlelerine dair iyimser yaklaşımları, gerçek sorunları göz ardı ediyor. Trump’ın “Bize yardım etmezlerse, biz de onlara yardım etmeyiz” şeklindeki söylemleri, NATO’nun temel prensiplerini sorgulatıyor ve potansiyel bir saldırı durumunda ABD’nin müdahalesi konusunda şüpheler yaratıyor. Bu durum, özellikle Rusya’nın olası hamleleri karşısında Avrupa’nın güvenliği açısından endişe verici bir tablo çiziyor.

Alman Medyasından Trump’a Eleştiri

Frankfurter Allgemeine Zeitung’da (FAZ) yayımlanan bir yorum yazısında, Alman politikacıların Trump ve NATO konularında yanlış çıkarımlar yapmaya eğilimli olduğu belirtiliyor. Yazara göre, bu politikacılar, ABD askerlerinin Avrupa’dan çekilmeyeceği veya ABD’nin NATO’dan ayrılmayacağı konusunda kendilerini teselli ediyorlar. Bu iyimserliğin temelinde ise Kongre’nin Trump’ı NATO içinde tutabileceği ve Trump’tan sonra Sojuz’u destekleyen bir başkanın göreve geleceği inancı yatıyor.

Caydırıcılık Gücünün Zayıflaması

FAZ, bu düşünce tarzının “biçimsel olarak doğru olsa da, işin özünü kaçırdığını” vurguluyor. Caydırıcılık gücünün, potansiyel bir saldırganın, bir saldırı durumunda güçlü bir askeri direnişle karşılaşacağına ikna olmasıyla doğrudan ilişkili olduğu belirtiliyor. Trump’ın bu konuda şüphe uyandırdığı ifade ediliyor.

“Bize Yardım Etmezlerse, Biz de Onlara Yardım Etmeyiz”

ABD Başkanı Trump’ın “Neden onlara yardım edelim ki, onlar da bize yardım etmiyor” şeklindeki açıklamaları, aslında “NATO’dan yarı yarıya ayrılmış” anlamına geliyor. Artık 5. Madde’nin müttefikleri savunma temelini oluşturmadığı, bunun yerine İran savaşında olduğu gibi başka yerlerde karşılıklı çıkar beklentisinin ön plana çıktığı belirtiliyor. FAZ, Rusya Devlet Başkanı Putin’in bu durumu yakından takip ettiğini ve ABD’nin NATO topraklarına yönelik bir saldırı durumunda müdahale etmeme olasılığının arttığını savunuyor.

Trump’ın Öngörülemezliği ve Berlin’in Tutumu

Trump’ın “intikamcı ve unutmayan” bir karaktere sahip olması nedeniyle, Sojuz’daki krizin etkilerinin İran savaşı sona erdikten uzun süre sonra bile hissedileceği vurgulanıyor. Trump’ın kişisel olarak eleştirdiği Almanya Şansölyesi Merz’e yönelik bu anlaşmazlığın Berlin tarafından hafife alınmaması gerektiği belirtiliyor. Almanya’nın, ABD ile istikrarlı bir çalışma ilişkisi sürdürmesi gerektiği ve Hormuz Boğazı konusunda Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinin sunduğu teklifin yetersiz olduğu ifade ediliyor.

“Avrupa’nın Savaşı Değilse, Amerika’nın Savaşı da Değildir”

Süddeutsche Zeitung’a göre, NATO “şiddetli bir ateş altında”. Bu ateşi yöneltenin ise, askeri ve siyasi açıdan dünyanın önde gelen gücü olan ABD Başkanı Donald Trump’tan başka kimse olmadığı belirtiliyor. Trump’ın İran’a karşı başlatılan savaştan itibaren Avrupa’daki müttefiklerine, özellikle de Şansölye Friedrich Merz’e öfke duyduğu ifade ediliyor. Bu öfkenin nedeni ise, Avrupa’nın bu savaşın kendi savaşı olmadığı yönündeki tutumu.

Avrupa’nın Tutumunun Riskleri

Yorum yazarı Hubert Wetzel, bu öfkenin tamamen yersiz olmadığını, Körfez’deki gelişmelerin Avrupa’yı doğrudan etkilediğini ve bunun her benzin istasyonunda hissedilebildiğini belirtiyor. “Bu savaşı biz başlatmadık ve kimse fikrimizi sormadı” şeklindeki söylemlerin mantıklı olsa da, stratejik açıdan akıllıca olup olmadığı sorgulanıyor. Avrupa’nın bu tutumunun, Trump’ın “öldürücü” NATO için tehlikeli olan önyargılarını güçlendirdiği vurgulanıyor. Trump’ın görüşüne göre, “İran Avrupa’nın savaşı değilse, Ukrayna da Amerika’nın savaşı değildir. Avrupa ülkeleri Amerika’ya yardım etmezse, Amerika da Avrupa’ya yardım etmek zorunda değildir.”

Rasyonel Argümanların Etkisizliği

Trump’ın bu argümanları sürekli tekrar etmesi, bu düşüncelerin zihnine yerleştiğini gösteriyor. Rasyonel argümanların bu durumda bir anlamı olmadığı belirtiliyor. NATO’nun savunma amaçlı bir ittifak olduğu ve görevinin üye ülkeleri korumak, Hormuz Boğazı’nı açık tutmak olmadığı gerçeğinin bir önemi bulunmuyor. NATO’nun 11 Eylül saldırılarından sonra ABD’ye verdiği desteğin ve Afganistan’daki mücadelesinin hatırlatılması da Trump’ı etkilemiyor. Trump’ın “kendi dünyasında yaşadığı, düşünce parçacıkları, dürtüler, önyargılar ve çelişkilerden oluşan bir dünyada” olduğu ifade ediliyor. Trump’ın “çocukça bir dürtüyle” hareket ettiği, “Avrupa yardım etmezse, zaten onlara ihtiyacım yok. Ben de onlara yardım etmeyeceğim ve kesinlikle Ukrayna’ya yardım etmeyeceğim” şeklinde düşündüğü belirtiliyor.

NATO İçin Felaket Senaryosu

Hubert Wetzel, NATO’nun caydırıcılık potansiyelinin, Amerika’nın Avrupa’ya yardım edeceği inancına dayandığını ve bu durumun “felaket” anlamına geldiğini vurguluyor. Bu saldırıların Sojuz’un kalbine isabet ettiği ifade ediliyor.

Ramstein Üssü Tartışması

Heidelberg’de yayımlanan Rhein-Neckar-Zeitung, İran’a yönelik savaşın uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve bu durumun Alman Bundestag’unun uzmanları tarafından da doğrulandığını belirtiyor. Gazete, “Almanya Cumhuriyeti, Trump ve Netanyahu’nun eylemlerini ne kadar süre daha destekleyecek ve ABD’nin Ramstein Hava Üssünü kullanmasına izin verecek? Bu eylemlerin uluslararası hukuka aykırı olduğunun kabul edilmesi, bu eylemleri artık tolere etmeyi bırakmak anlamına gelmiyor mu? Ramstein Üssü’nün kapatılması gerekmiyor mu?” sorularını soruyor.

Bu soruların sadece hukuki-teorik değil, aynı zamanda siyasi açıdan da önemli olduğu vurgulanıyor. Yazar, Şansölye Merz’in İspanya Başbakanı Sanchez’in izinden giderek, ABD’nin kendi topraklarındaki askeri üsleri kullanmasına izin vermeyeceğini düşünmenin pek olası olmadığını belirtiyor. “Bu savaşı sadece kınamak yeterli değil. Uluslararası hukuk bölünemez” deniliyor.

Kaynak : Gazeta

Previous Article

İspanya, ABD Uçaklarının İran Operasyonlarında Üslerini Kullanmasına İzin Vermedi

Next Article

Polonya'da Otomotiv Sahtekarlığı Operasyonu: 1500'den Fazla Araç İle İlgili Usulsüzlük