31 Mart 2024 tarihinde Ursus’ta, Marius ve Artur kardeşler, anne babaları ve büyükanneleriyle Paskalya kahvaltısı için gittikleri evlerinde akıl almaz bir manzarayla karşılaştılar. Büyükanneleri Jadwiga ve büyükbabaları Elias, evlerinin girişinde öldürülmüş halde bulundu. Daha sonra mutfakta babaları Zygmunt ve yatak odasında anneleri Anna’nın cesetleri de tespit edildi. Olay yerinde bulunan bir veda mektubu ve telefon kayıtları, karmaşık bir ihanet ve cinayet zincirini ortaya çıkardı.
Evde Bekleyen Ölüm
Marius, ebeveynlerinin Ursus’taki evine vardığında kapının kapalı olduğunu ve kimsenin karşılamaya gelmediğini fark etti. Kardeşi Artur ile birlikte etrafından dolaşarak bahçeyi kontrol ettiklerinde, evin dışarıdan bakıldığında normal görünmesine rağmen garip bir sessizlik hakimdi. Bahçe temizlenmiş, pencere kenarlarında çiçekler vardı ancak evin içinden hiçbir ses gelmiyordu.
Kanlı Keşif
Artur, yedek anahtarları almak için evden ayrıldıktan sonra içeri girebildiler. Küçük yaşta bir torun, koridorda yürürken kan birikintisine bastı ve dehşet içinde çığlık attı. Kısa süre sonra 80 yaşlarındaki Elias ve Jadwigi’nin cansız bedenleri, kışlık montları giymiş halde, ayakkabıları olmadan bulundu. İlk incelemeler, saldırının eve girerken gerçekleştiğini gösteriyordu.
“Kilise Ziyaretinden Sonra Cinayet” İddiası
Olay yerinde bulunan kardeşlerden biri, büyükanneleri ve büyükbabalarının kiliseden döndükten sonra öldürülmüş olabileceğini tahmin etti. Annesinden aldıkları bilgiye göre, büyükanneleri ve büyükbabaları akşam ayinine gitmeyi planlamışlardı. Yerde dağılmış Paskalya mumları bu iddiayı destekliyordu.
Mutfakta ve Yatak Odasında Yeni Cesetler
Arama çalışmaları devam ederken, mutfakta 63 yaşındaki babaları Zygmunt’un cesedi bulundu. Yatak odasında ise, bir battaniye altında saklanmış, ağır şekilde yaralanmış anneleri Anna’nın cesediyle karşılaştılar.
Veda Mektubu ve Psikolojik İnceleme
Mutfaktaki masanın üzerinde, “Artur ve Marius Oğullarıma” başlığıyla yazılmış bir veda mektubu bulundu. Mektup, hem oğulları tarafından hem de bir psikolog ve dedektifler tarafından kelime kelime incelenecekti.
Otopsi Raporu: Şiddet ve Acımasızlık
Otopsi raporuna göre, kurbanların vücutlarındaki çok sayıda bıçak yarası farklı türde aletlerle verilmişti. Adli tıp uzmanı, failin kurbanlara karşı özellikle olumsuz bir tutum sergilediğini, hatta ölü oldukları halde işkence ettiğini belirtti. Elias’ın öldürülme şeklinin özellikle infaz gibi olduğunu vurguladı.
“Mutluyum” İfadesi ve Aldatma Şüphesi
Zygmunt’un veda mektubu, Aralık 2023’ten 30 Mart akşamına kadar birkaç ay boyunca aşamalı olarak yazılmıştı. Mektupta, eşine ve kayınvalidesine yönelik ağır suçlamalar yer alıyordu. Mektubun incelenmesi, Zygmunt’un eşinin ihanetiyle ilgili saplantılı düşüncelerini ortaya çıkardı.
Telefon Kayıtları ve İlişki
Anna’nın telefon kayıtları, 30 Mart 2024 akşamı, eşi veda mektubunun son bölümünü yazarken, Opole’deki bir sevgilisine salondaki Paskalya kahvaltısı hazırlıklarının fotoğraflarını gönderdiğini gösterdi. Fotoğraflarda, pişmiş jambon, ev yapımı ekmek ve çorba vardı. Anna, Facebook’ta 56. doğum gününü kutlarken “Yeni bir yıla umutla giriyorum” yazmıştı.
Aşk ve Yalanlar
Marek, Anna ile bir flört sitesinde tanışmıştı. Soruşturma sırasında “Aşık oldum, bu kadınla hayat kurmak istedim” dedi. Anna’nın boşanma sürecinde olduğunu ve bu durumu gizli tutması gerektiğini söyledi. Ancak, boşanma davasının hiç açılmadığı daha sonra ortaya çıktı.
Kamera Görüntüleri ve İlk Şüpheler
İlk başta, dedektifler intihar vakasıyla karşı karşıya olduklarını düşündüler. Ancak, Zygmunt’un cep telefonundaki aramaların analizi, ölümünden önceki günlerde bir numarayla tam 68 kez iletişim kurduğunu ortaya çıkardı. Cinayet günü ise üç kez arama yapmıştı.
Ukraynalı Ihor L. ve Maddi Sıkıntılar
Bu numaranın sahibi, 50 yaşındaki Ukraynalı Ihor L. idi. 2000 yılından beri aralıklarla Polonya’da yaşıyordu. Çilek toplamak için Varşova yakınlarına gelmiş, daha sonra Çek Cumhuriyeti’ne göç ederek inşaat işçisi olarak çalışmıştı. Alkol bağımlılığı nedeniyle sık sık işten çıkarılmış, barınma sorunları yaşamıştı. Soruşturma sırasında, sürekli olarak para ihtiyacından bahsettiği tespit edildi.
Şüpheli Hareketler ve Kayıp Para
Ihor L., cinayet sırasında M. ailesinin evinden birkaç yüz zloti’nin kaybolduğunu belirtti. 30 Mart akşamı saat 19.21’de, Piastów tren istasyonu yakınında bir güvenlik kamerasına yakalandı. O sırada, M.’den belirsiz bir mesaj almıştı.
Kanıtlar ve Şüpheli Torba
Ihor L., 30 Mart gecesi saat 23.59’da Piastów tren istasyonunda, M. ailesinin evinden aldığı kırmızı logolu bir torbayla görüntülendi. Torba doluydu ve Ihor L., cebinden bir tomar para çıkarıp saydı. Daha sonra bir parka giderek sarhoşluktan bayılana kadar orada kaldı.
Tutuklama ve İnkâr
Ihor L., 1 Nisan 2024 tarihinde tutuklandı. Üzerinde 350 zloti bulundu. Ihor L., Zygmunt M.’yi tanımadığını ve telefonundaki aramaların nedenini bilmediğini iddia etti. Torbayı neyle doldurduğu sorulduğunda ise, marketten alışveriş yaptığını söyledi. Ancak, polisler Büyük Cumartesi günü tüm mağazaların kapalı olduğunu hatırlattı.
Kanıtlar ve Belirsizlik
Adli tıp incelemesi, şüphelinin kıyafetlerinde Jadwiga G.’nin kanı olduğunu ortaya çıkardı. Ancak, olay yerindeki diğer delillerden elde edilen genetik test sonuçları kimlik tespiti için yeterli değildi. Ukraynalı şüphelinin parmak izleri bulunamadı.
Duruşma ve Karar
Ihor L.’nin yargılaması, Eylül 2025’te Varşova Bölge Mahkemesi’nde başladı. Şüpheli, suçsuz olduğunu iddia etti ancak soruşturmadaki ifadelerinin aksine, Zygmunt M. ile tanıştığını kabul etti. Savcı, Ihor L. için üç cinayetten dolayı ömür boyu hapis cezası istedi. Savunma avukatı ise, yeterli kanıt bulunmadığını ve şüphelinin beraat etmesi gerektiğini savundu. Mahkeme, Ihor L.’yi 25 yıl hapis cezasına çarptırdı ve mağdurların oğullarına 50 bin zloti tazminat ödenmesine karar verdi.
Kaynak : Gazeta



