Vatandaş Hakları Ombudsmanı Marcin Wiącek, Adalet Bakanlığı’nın amaçladığı, yargı sistemindeki kaosu sona erdirecek olan yasa tasarısı hakkında olumsuz bir görüş sundu. ‘Tasarım, yürürlüğe girdiği takdirde, tasarımı ortaya koyanların hedeflerine zıt bir etki yaratabilir’, diye ifade etti RPO.
Proje Tanıtımı
Adalet Bakanlığı, Ekim ayında “yürürlük kurallarını inceleyen yasa” başlığıyla bir proje sundu. Proje, “yeni yargıçlar”nı üç grupta sınıflandırıyor:
Birincisi, “yeşil” grup; okulu bitiren ve kısa süre sonra yargıçlık pozisyonunda kalan 1 100 kişi. İkincisi “sarı” grubun oluştuğu yeni KRSten yükseltilen yargıçlar, geri dönüş yapabilmekte ve hâlen hâkimlik yarışına girebilmektedir. Üçüncüsü ise “kırmızı” grup; En Yüksek Mahkemede ve Üst İdari Mahkemede görev yapamayacak, aynı zamanda savcı ve avukat olarak atanacak isimler.
Çözümleme ve Eleştiri
Kişisel Haklar Savunucusu (RPO) yapılanama ilişkin proje eleştiriliyor. Marcin Wiącek, 2018 de yürürlüğe giren yeni KRS düzenlemelerinin başlattığı yargı sistemindeki krizden dolayı “acil yasama müdahalesine” ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Öneri, anayasal ve uluslararası standartlara uygun olmalı, bu yüzden projenin derinlemesine yeniden düşünülmesi gerektiği savunuluyor.
Projede öne çıkan bir durum, 6 mart 2018 sonrası yargıçlık makamına atanmış kişilerin “gerçekte” yargıç olarak kabul edilmediği varsayımı. Wiącek bu varsayımın, Avukat ve Savcı Mahkemesi, Avrupa Hükümet Mahkemesi ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında destek bulmadığını sıkı bir dille dile getiriyor. Yargıçlar yasal olarak “inşa” olduğundan, proje onları sadece yalıtma zorluğuna sokabiliyor.
Kanun Doğruluğu
RPO, “Avrupa Birliği Komisyonu ve Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu” önerileri gereği her bireysel durumu tek tek değerlendirilmesi gerektiğini betimliyor. Proje, yargıçların görevden düşürülmesi ya da transfer edilmesi kararını yalnızca mahkeme kararına dayandırmalı; yasa yapıcının politik kararına değil (madde 180, 2. para). Şu anda bu kriter yerine getirilmemiş.
Projenin mantığında tutarsızlıklar var: bazen KRS’yi “var olmayan” bir organ olarak görürken, başka durumlarda bir “var olan” organ olarak kabul ediyor. Bunu da yargıçları “çevreleyen” farklı kararlarla takas ediyor ki, mevzuatın karışık sonuçlar doğurmasına yol açıyor.
Potansiyel Etkiler ve Sonraki Adımlar
RPO, 1 500’lik yargıç grubunu otomatik olarak görevden düşürmenin Anayasa’da yer alan orantısallık, güvencesizlik, mahkemeye erişim ve itiraz hakkı prensiplerine aykırı olabileceğini uyarıyor. Eğer proje yürürlüğe girmeye karar verilirse, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin “Konvansiyon ihlali” kararları beklenirken, yargı sisteminde yeni bir krizin derinleşmesi muhtemel.
Projenin bazı bölümleri olumlu olarak değerlendiriliyor. Örneğin, iki ayrı kararın aynı durumda birden fazla sonuç çıkarmasına izin veren yapıların düzeltilmesi, çoğu yargı kararının etkili bir şekilde revize edilmesini sağlayabilir. Ancak bu tek olumlu nokta, projenin genel tutarsızlığını gölgeleyemez.