Waldemar Żurek, Hakimler Kurulu (Krajowa Rada Sądownictwa – KRS) ile istişare etmeden hakimlerin görevlerini sonlandırdı. Reform sonrası siyasileştirildiği düşünülen KRS, bunun yargıya siyasi müdahale olduğunu değerlendirdi ve Adalet Bakanı’nın suç işlediği gerekçesiyle savcılığa suç duyurusunda bulunacağını açıkladı.
Waldemar Żurka’nın Odağı: 25 Adet Sakinin Görevden Alınması
Cadde boşluklarında 25 adette sivil servisin bulunduğu, KRS ise derin bir tepki gösterdi. Gençlerin ölümü değil, mahkemelerin ayrılmaz bağımsızlığına yönelik bir saldırı.
KRS’in Çığlık Çıkarma Zamanı
17.09.2024 Çarşamba günü, Krajowej Rady Sądownictwa’nın (KRS) başkanlığı, “derin bir endişe ve kesin bir itiraz” göstererek ministerin aksiyonunu kınadı.
Radyonun açıklamasına göre, Waldemar Żurka’nın sözünü tutma kararı “mevcut yasalar, mahkeme organlarının tavsiyeleri ve Anayasa Mahkemesi’nin bağlayıcı kararına” aykırıydı.
Hukuki Sarsıntı: Bağımsızlığın Doluğu Sözleşme
2020 yılındaki yeni düzenleme, sivil cemaatlerin bir kısmını “gerçek akıl” ile seçmeyi bırakarak, “meydan işleme” yönlendiren bir sistem getirildi.
Mahkemeler artık sadece ministerin atadığı başkanlar tarafından seçiliyordu. Bu durum, Anayasa’nın ve uluslararası standartların belirttiği bağımsızlık ilkesini zedeliyor.
İhbarın Hukuki Adları
Rafał Puchalski, KRS’in başkanı olarak, “sınırlamayan bir özgürlük garantisi” yerine “yanlış müdahaleyi” öne çıkardı.
İçten bir not: KRS, putrudaka “genel savcılık” adresine “sözünü tutma” olasılığı göstermesinin yasal sorumluluğunu ihbar etti.
Üste ek olarak, 8.12.2017 tarihli yasa değişikliği KRS’nin Yasama gücüne bağımlılığını artırarak “sökücü bir bağımsızlık” yarattığını gösterdi.
Sonraki Adımlar: Bir Yargının Ne Yüzeye Dalacak?
Şimdi dikkat, KRS’in bu çığlığının sonuçlarını incelemesi lazım. Anayasa Mahkemesi’nin prosedürel eksiklikleri de aynı anda gündeme getiriyor.
Politik bir yönetimin yargı bağımlılığını kıvımadığı sürece, sistem aslında kendini yok etmekte.



