Donald Trump, birkaç gün içinde ikinci kez Tayvan Devlet Başkanı Lai Ching-te ile görüşeceğini açıkladı. Andrews Üssü’nde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, Tayvan’a silah satışına ilişkin Kongre kararını onaylamadan önce Tayvan lideriyle diyalog kurmayı planlayıp planlamadığı sorusuna, herkesle görüştüğünü ve durumu kontrol altında tuttuğunu belirterek yanıt verdi. Söz konusu olası görüşme, ABD’nin onlarca yıllık diplomatik normlarından önemli bir sapma olarak değerlendiriliyor.
Diplomatik Normlarda Beklenen Değişim
CNN, Trump ve Lai Ching-te arasında gerçekleşebilecek bir görüşmenin “benzeri görülmemiş” bir hamle olacağını ve ABD’nin mevcut diplomatik normlarından anlamlı bir kopuş anlamına geleceğini bildirdi. Trump, konuya ilişkin açıklamalarında herkesle konuştuğunu ve durumu kontrol altında tuttuğunu ifade etti.
Çin ve Tayvan’dan Tepkiler
Çin Dışişleri Bakanlığı, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Çin Halk Cumhuriyeti’nin ABD ile Tayvan arasındaki resmi temaslara yönelik muhalefetinin güncel ve değişmez olduğunu vurguladı. Pekin yönetimi, ABD’yi yükümlülüklerine bağlı kalmaya ve “Tayvan’ın bağımsızlığı” için çabalayan ayrılıkçı güçlere yanlış sinyaller göndermeyi bırakmaya çağırdı. Tayvan Dışişleri Bakanlığı ise Lai’nin Trump ile görüşmeye istekli olduğunu belirtti; ancak Trump yönetiminin bu yönde bir telefon görüşmesi için herhangi bir adım atıp atmadığı henüz bilinmiyor.
Gayriresmi İlişkiler ve Tarihsel Arka Plan
ABD ve Tayvan liderleri, Washington’ın 1979 yılında Çin Halk Cumhuriyeti’ni tanıması ve büyükelçiliğini Tayvan’ın başkentinden Pekin’e taşımasından bu yana resmi olarak görüşmüyor. ABD, 1949 yılındaki iç savaşın ardından komünist yönetimi tanımayı reddetmiş ve Tayvan’a çekilen Çin Cumhuriyeti hükümeti ile ilişkilerini sürdürmüştü. Günümüzde Çin Komünist Partisi, Tayvan üzerinde hiçbir zaman fiili kontrol sağlamamasına rağmen adayı kendi topraklarının bir parçası olarak görmekte ve gerektiğinde güç kullanarak “yeniden birleşmeyi” hedeflemektedir.
ABD, “tek Çin” politikası çerçevesinde Tayvan’ın Çin’in bir parçası olduğunu kabul etmekle birlikte, Çin Halk Cumhuriyeti’nin ada üzerindeki iddialarını hiçbir zaman resmi olarak tanımamıştır. CNN’in aktardığına göre, Washington Tayvan ile gayriresmi ilişkilerini sürdürmekte ve Tayvan İlişkileri Yasası uyarınca özerk adaya savunma silahları sağlamakla yükümlü bulunmaktadır. Öte yandan “The Guardian”, Trump’ın seçilmiş başkan olduğu 2016 yılında da benzer bir diplomatik geleneği bozarak Tayvan Devlet Başkanı Tsai Ing-wen ile bir görüşme gerçekleştirdiğini hatırlattı.
Kaynak : Gazeta



