Macaristan hükümeti, 2025 yılında Viktor Orban yönetimi tarafından başlatılan Uluslararası Ceza Mahkemesi’nden (MTK) ayrılma sürecini durdurma kararı aldı. Başbakan Peter Magyar liderliğindeki yeni hükümet, ülkenin uluslararası hukuk düzenine olan bağlılığını teyit eden bir tasarıyı parlamentodan geçirdi. 133 milletvekilinin desteğiyle kabul edilen yasa, resmi ilandan bir gün sonra yürürlüğe girecek.
Parlamentoda Oylama Sonuçları
Macaristan parlamentosunda yapılan oylamada, Başbakan Peter Magyar’ın Tisza partisinden 133 milletvekili MTK’da kalma yönünde oy kullandı. Fidesz koalisyonundan 37 milletvekili tasarıya ret oyu verirken, Mi Hazank partisinden beş milletvekili çekimser kaldı. Yeni yasal düzenleme, resmi gazetede yayımlanmasının ardından bir gün sonra yürürlüğe girecek.
Hükümetin Uluslararası Taahhütleri
Yeni Macar hükümeti, geçtiğimiz hafta yayımladığı bir kararname ile MTK’dan ayrılma sürecini askıya alma niyetini beyan etmişti. Hükümet sunduğu teklifte, Macaristan’ın uluslararası hukuk düzenini güçlendirme, çok taraflı kurumların operasyonel kapasitesini koruma ve uluslararası ceza yargısını destekleme konusundaki kararlılığını vurguladı.
Orban Döneminde Ayrılma Girişimi ve Nedenleri
Viktor Orban hükümeti, Mayıs 2025’te ülkenin MTK’dan ayrılma sürecini başlatan yasayı kabul etmişti. Dönemin Dışişleri Bakanı Péter Szijjártó, bu kararı “tarafsızlığını ve güvenilirliğini yitirmiş, siyasallaşmış bir kurumun parçası olmak istemiyoruz” ifadeleriyle savunmuştu. Mevcut düzenlemelere göre Macaristan’ın Haziran 2026’ya kadar mahkemenin tarafı olarak kalması gerekiyordu.
Netanyahu Ziyareti ve Diplomatik Arka Plan
MTK’dan ayrılma kararı, mahkemenin Kasım 2024’te İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve dönemin Savunma Bakanı Joaw Galant hakkında, Gazze’deki savaşla bağlantılı savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar iddiasıyla çıkardığı tutuklama emirlerinin ardından gündeme gelmişti. Netanyahu, Nisan 2025’te Macaristan’ı ziyaret ederek Orban ile bir araya gelmişti.
Benjamin Netanyahu ve Viktor Orbán’ı derin bir siyasi ittifak birleştiriyordu. Giderek sağa kayan Orbán için bu, antisemitik damgadan kurtulma, siyasi izolasyondan çıkma ve ABD ile ilişkileri yumuşatma fırsatıydı. Likud lideri için ise Visegrad Grubu ülkeleriyle dostluk, İsrail’in İran ve özellikle Filistin’e yönelik eylemlerine eleştirel yaklaşan AB politikasına karşı bir kama işlevi görüyordu.
Kaynak : Gazeta



