Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki, Zbigniew Kapiński’yi Yüksek Mahkeme (SN) I. Başkanı olarak atadı. Bu karar, Kapiński’nin 2000 yılında Lech Wałęsa’nın komünist dönem gizli servis ajanı olmadığına dair verilen yargı kararında yer alması nedeniyle PiS (Hukuk ve Adalet Partisi) çevrelerinde tepkiyle karşılandı. Parti lideri Jarosław Kaczyński, bu atamayla ilgili farklı görüşlere sahip olduğunu belirtse de kararın cumhurbaşkanına ait olduğunu vurguladı.
Kaczyński’nin Tavrı ve Cumhurbaşkanı ile İlişkiler
Jarosław Kaczyński, Sejm’de gazetecilere yaptığı açıklamada, cumhurbaşkanı ile aynı görüşte olmadığını açıkça ifade etti. “Cumhurbaşkanı burada karar verici konumdadır; onun kendi inandığı şekilde seçim yapmasına karşı bir şikayetim yok, ancak ben farklı düşünüyorum ve düşünmeye de devam ediyorum,” dedi.
Kaczyński, Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ile ilişkilerine dair gelen sorular üzerine, ikili arasında bir anlaşmazlık olmadığını belirtti. Cumhurbaşkanının kendisine karşı oldukça mesafeli bir duruş sergilediğini dile getiren Kaczyński, “Bu onun hakkıdır, bir şikayetimiz yok,” ifadelerini kullandı.
Yüksek Mahkeme Atamasında Öncelik Tartışması
Parti genel başkanı, bu atama kararının partisi ile Cumhurbaşkanlığı Sarayı arasında bir çatışma anlamına gelmediğini savundu. Kaczyński, Polonya’nın geleceği için atamanın detaylarından daha önemli konuların bulunduğunu belirterek, “Polonya için yapılan iyi işler, bu tür küçük meselelerden kıyaslanamayacak kadar daha önemlidir,” dedi.
Kapiński’nin Geçmişi ve Eleştirilerin Odağı
Zbigniew Kapiński’nin adaylığı, cumhurbaşkanının resmi kararından önce de tartışmalara yol açmıştı. Kaczyński daha önce, Lech Wałęsa’nın “sözde lüstrasyon davasında” yer almış bir hakimin Yüksek Mahkeme Başkanı olmasını kabul edilemez bulduğunu dile getirmişti. Benzer görüşleri BBN eski başkanı Sławomir Cenckiewicz de paylaşmıştı.
Görevden ayrılan Yüksek Mahkeme I. Başkanı Małgorzata Manowska ise Kapiński’yi savundu. Manowska, 2000 yılındaki kararın o dönemde erişilebilir olan kanıtlar çerçevesinde alındığını, IPN yayınları ve Czesław Kiszczak’ın arşiv belgelerinin ise yıllar sonra ortaya çıktığını hatırlattı.
Kapiński, I. Başkanlık görevinden önce Yüksek Mahkeme Ceza Dairesi’ni yönetiyordu. Kapiński, bağımsızlığı hukuk çevrelerinin bir kısmı tarafından sorgulanan yeni Ulusal Yargı Konseyi’nin tavsiyesiyle göreve geldiği için, yargı reformu eleştirmenleri tarafından “neo-yargıç” olarak nitelendiriliyor.
Kaynak : Gazeta



