Polonya hükümeti tarafından hazırlanan ve 17 Haziran 2026 tarihinde Sejm’de ilk okuması gerçekleştirilen 2645 sayılı “Destekli Karar Alma Araçları Hakkında Kanun Tasarısı”, engelli bireylerin hukuki ehliyetlerini yeniden düzenlemeyi hedefliyor. Mevcut kısıtlılık (ubezwłasnowolnienie) kurumunu kaldırmayı amaçlayan düzenleme, engelli bireylerin otonomisini korumayı ve uluslararası standartlara uyum sağlamayı vaat ediyor. Ancak uzmanlar ve engelli yakınları, yasal altyapının yetersizliği ve yargı sistemindeki aşırı iş yükü nedeniyle bu modelin uygulamada “2.0 versiyon bir kısıtlılık” sistemine dönüşebileceğinden endişe duyuyor.
Tasarının Temel Hedefleri ve Uluslararası Standartlar
Hazırlanan kanun tasarısı, engelli bireylerin yasal haklarını kullanırken bağımsızlıklarını korumayı, onurlarını ve tercihlerini merkeze alan modern bir model oluşturmayı hedefliyor. Mevcut kısıtlılık hükümlerinin son derece katı ve damgalayıcı olduğu belirtilen gerekçede, yeni sistemin BM Engelli Hakları Sözleşmesi ile uyumlu hale getirilmesi amaçlanıyor. Düzenleme, engelli bireylerin sağlık, mülkiyet ve kişisel meselelerinde daha fazla özerkliğe sahip olmalarını destekleyen bir çerçeve sunuyor.
Destekli Karar Alma Araçları ve Hukuki Uygulamalar
Proje kapsamında önerilen dört ana destek mekanizması arasında en dikkat çekeni, desteklenen kişi ile yasal asistan arasında imzalanacak olan yazılı “Hukuki Destek Sözleşmesi”dir. Bu sözleşme, asistanın kişi adına karar vermesini değil, yalnızca hukuki işlemlerde yardımcı olmasını amaçlıyor. Bunun yanı sıra, mahkeme kararıyla atanan “destekleyici küratör” ve “temsilci küratör” modelleri de sistemin merkezinde yer alıyor.
Küratörlük Modelinde Belirsizlikler
Sistemin en çok tartışılan yönü ise mahkemelerin atayacağı küratörlük kurumudur. Eleştirmenler, hakimlerin yoğun iş yükü nedeniyle bireye özgü bir inceleme yapmak yerine “şablon” uygulamalara başvurmasından endişe ediyor. Temsilci küratörlerin, engelli bireyin yasal ehliyetini doğrudan elinden almamasına rağmen, alınan kararların iptal edilmesi veya işlemlerin askıya alınması gibi prosedürler, kişilerin bağımsızlığını fiilen kısıtlayabileceği gerekçesiyle sorgulanıyor.
İdari Sorumluluk ve Ailelerin Rolü
Proje, engelli bireylerin süreçlere dahil edilmesini zorunlu kılıyor olsa da, sivil toplum temsilcileri devletin gerekli altyapıyı sağlamadan tüm yükü ailelerin üzerine yıktığını belirtiyor. Küratörlerin periyodik olarak değerlendirilmesi ve 5 ila 10 yıl gibi sürelerle görevlendirilmesi öngörülse de, bu sürecin gerçek bir destek sistemine mi, yoksa sadece hukuki bir prosedür dizisine mi evrileceği tartışma konusu olmayı sürdürüyor.
Geleceğe Yönelik Düzenlemeler
Tasarının bir diğer ayağı olan “kayıtlı vekaletname” mekanizması ise kişilerin ileride kendi kararlarını veremeyecek duruma gelmeleri ihtimaline karşı önceden bir temsilci belirlemelerine olanak tanıyor. Bu düzenleme, yaşlılar ve ilerleyici sağlık sorunları olan bireylerin iradelerini korumak amacıyla tasarlanmış bir “öz-yönetim” aracı olarak öne çıkıyor.
Kaynak : GazetaPrawna



