ABD’nin İran’da gerçekleştirdiği bir operasyon sırasında, Başkan Donald Trump’ın doğrudan komuta zincirinden kasıtlı olarak uzak tutulduğu ortaya çıktı. “Jerusalem Post”un “Wall Street Journal” kaynaklarına dayandırdığı habere göre, üst düzey askeri danışmanlar, Trump’ın öngörülemeyen tepkilerinin operasyonu tehlikeye atabileceği endişesiyle bu kararı aldı. Trump, operasyonun ilerleyişi hakkında sürekli bilgi almak yerine, yalnızca “kilit anlarda” güncelleniyordu. Bu durum, Washington’da gerilimi artırırken, Trump’ın İran politikası ve yaklaşan seçimler üzerindeki etkileri tartışılıyor.
Trump’ın Komuta Zincirinden Dışlanması
ABD’nin İran’da bir Amerikan pilotunu kurtarma operasyonu sırasında Başkan Donald Trump’ın doğrudan komuta yetkisinden uzaklaştırıldığı iddia ediliyor. “Wall Street Journal”ın tespitlerine göre, en üst düzey askeri danışmanlar, Trump’ı operasyonun kritik aşamasında komuta merkezine kabul etmedi. Bu olağan dışı kararın arkasında, Trump’ın değişken ruh hali ve ani tepkilerinin, bölgedeki hassas dengeleri bozabileceği ve operasyonun başarısını tehlikeye atabileceği endişesi yatıyor.
Operasyon Sırasında Bilgi Akışı Kontrol Altında
Raporda, askeri danışmanların, Trump’ın operasyonu canlı olarak takip etmesini engellediği belirtiliyor. Başkan, özel kuvvetlerin ilerleyişini dakika dakika takip etmek yerine, yalnızca “kilit anlarda” bilgilendirildi. Askeri yetkililer, Trump’ın artan siniri ve dürtüsel müdahalelerinin, yüksek riskli kurtarma operasyonunun seyrini bozabileceğinden endişe duydu.
1979 Krizi Korkusu
İdareye yakın kaynaklar, Trump’ın operasyon süresince büyük bir huzursuzluk içinde olduğunu ve neredeyse boş olan Batı Kanadı’nda danışmanlarına saatlerce bağırdığını aktarıyor. Trump’ın bu endişesinin temelinde, 1979’daki rehine krizi sırasında Jimmy Carter’ın yaşadığı başarısızlık ve bunun seçim sonuçlarına etkisi olduğu belirtiliyor. Başkanın, benzer bir senaryonun yeniden yaşanmasının yeniden seçilme şansını tehlikeye atabileceğinden özel olarak endişe duyduğu ifade ediliyor.
Teknolojik ve Lojistik Zorluklar
Operasyonun Paskalya hafta sonunda gerçekleştirildiği ve büyük teknolojik ve lojistik riskler taşıdığı vurgulanıyor. Kurtarma araçlarının bir süre İran kumlarına saplandığı, bu durumun geçmişteki “kan ve kum” sendromunu hatırlattığı belirtiliyor. Tüm bu zorluklara rağmen, ABD güçlerinin pilotu güvenli bir şekilde tahliye etmeyi başardığı ifade ediliyor. Operasyon merkezi yüksek gerilim yaşarken, Başkan Yardımcısı JD Vance ve Baş Danışman Susie Wiles, gelişmelerden ayrı bir konumdan haberdar oldu.
Trump’ın Çelişkili Mesajları
Rapor, Başkan Trump’ın kamuoyuna yönelik söylemleri ile özel stratejik kararları arasında derin bir uyumsuzluk olduğunu ortaya koyuyor. Trump, sosyal medyada İran’a “cehennem” ve medeniyetin yok edilmesiyle tehdit ederken, aslında kara harekatı ve stratejik Kharg adasının işgali konusunda en büyük iç freni oluşturuyor. Başkan, yüksek can kaybı riskinden çekinerek askeri planları kesin bir dille reddediyor ve Amerikan askerlerini “kolay hedefler” olarak nitelendiriyor. Bu özel ihtiyat, kamuoyundaki agresif imajıyla çelişiyor ve hatta Medalya onuru alabileceği konusunda spekülasyon yapıyor.
Washington’daki Gerilim ve Alternatif Arayışlar
İran ile olan çatışma, Trump’ın çözmeyi vaat ettiği altı haftalık süreyi aşarken, Washington’daki durumun giderek gerginleştiği belirtiliyor. Başkanın, tek bir çıkış stratejisine odaklanmak yerine, yıkılan hedeflerin istatistiklerini takip etmek ve Beyaz Saray’da yeni bir balo salonunun inşasını denetlemekle meşgul olduğu iddia ediliyor. Avrupa’daki ABD’nin müttefikleri, özellikle Başbakan Keir Starmer ve Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD’nin eylemlerine şüpheyle yaklaşıyor. İdare ise, Pakistan aracılığıyla yürütülen barış görüşmelerine umut bağlamış durumda.
Kaynak : GazetaPrawna



