İran, “Mossad tarafından görevlendirilen bir tetikçi” olarak nitelendirilen Erfan Kiani’yi, kamu ve özel mülke zarar verme, yol blokajları düzenleme, güvenlik güçlerine saldırma ve halk arasında korku yayma suçlamalarıyla idam etti. Ülke yetkilileri, Kiani’nin masif anti-hükümet protestolarında rol oynadığını ve İsrail, ABD ile muhalif grupların protestoları kışkırttığını iddia ediyor. Son bir hafta içinde İran’da en az beş idam cezası infaz edildi ve insan hakları örgütleri, Tahran’ın casusluk suçlamalarını iç temizlik aracı olarak kullandığını belirtiyor.
Erfan Kiani’nin Yargılanması ve İdamı
Tasnim haber ajansına göre, Erfan Kiani’nin “Mossad tarafından tutulan bir tetikçi” olduğu ve kamu ile özel mülke zarar verme, kundaklama eylemlerine karıştığı belirtildi. Kiani’nin, molotof kokteylleri kullandığı, bir pala taşıdığı, yol blokajlarına katıldığı, güvenlik güçlerine saldırdığı ve halk arasında korku ve panik yarattığı ifade edildi. İdam cezası, Yüksek Mahkeme tarafından onaylanmasının ardından sabahın erken saatlerinde infaz edildi. AFP ajansı, İran medyasının Kiani’yi, ocak ayında ülke çapında yayılan kitlesel anti-hükümet protestoları sırasında “Mossad tarafından verilen bir görevdeki ‘ana ajanlardan’ biri” olarak tanımladığını aktardı.
Protestoların Kökenine Yönelik İddialar
İran yetkilileri, ocak ayındaki protestoların İsrail, Amerika Birleşik Devletleri ve Mücahidin-i Halk (MEK) örgütü gibi muhalif gruplar tarafından kışkırtıldığını iddia ediyor.
İran’daki İdamlarda Artış
Son bir hafta içinde İran’da en az beş idam cezası infaz edildi. 23 Nisan’da Mizan, İran adalet sisteminin internet portalı, İsrail istihbaratıyla işbirliği yapmakla suçlanan Soltanali Şirzadi Fakhr’ın idam edildiğini duyurdu. Fakhr’ın, MEK’in göçmen bir üyesi olduğu ve casuslukla suçlandığı belirtildi. Mizan, infaz edilen kişinin uzun yıllardır MEK üyesi olduğunu ancak Mossad ile işbirliği yapma suçlamalarına ilişkin detayların açıklanmadığını bildirdi.
Casusluk Suçlamaları ve İnfazlar
Dpa ajansının haberine göre, Pazartesi gününden bu yana İran’da en az dört idam cezası infaz edildi; bunlardan üçü casusluk suçlamasıyla ilgiliydi. Cumartesi günü gerçekleştirilen idam, beşinci infaz ve casuslukla ilgili dördüncü infaz oldu. Çarşamba günü İran IRNA ajansı, İsrail istihbaratıyla işbirliği yapmakla suçlanan İran Atom Enerjisi Kurumu’nun eski bir çalışanın idam edildiğini duyurdu. İki gün önce ise, Mossad ile işbirliği yapmak ve ülkede saldırılar planlamakla suçlanan iki kişinin idam edildiği bildirilmişti.
İnsan Hakları Örgütlerinin Eleştirileri
Norveç merkezli Hengaw adlı bağımsız insan hakları örgütü, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Tahran rejiminin İsrail adına casusluk suçlamalarını iç temizlik aracı olarak sistematik bir şekilde kullandığını belirtti. Amnesty International ise Mart ayında yayımladığı bir raporda, İran yetkililerinin vatandaşları susturmak ve korkutmak için idam cezasını kullanmaya devam ettiğini vurguladı. 2022 yılındaki protestoların ardından bir dizi infazın yaşandığını belirten Amnesty, mahkemelerin “son derece adaletsiz yargılamalar sonucu binlerce kişiyi ölüm cezasına çardırdığını” ifade etti. İnfazların hızının, 2025’teki 12 günlük savaşın ardından hızlandığını ve son dört yıldan bu yana görülmemiş bir düzeye ulaştığını kaydeden Amnesty, devam eden yargılamaları “bariz bir şekilde adaletsiz ve işkenceyle dolu” olarak nitelendirdi.
Gözaltı Sayıları ve MEK’in Tarihçesi
Iran Human Rights adlı göçmen örgüt, Salı günü yaptığı açıklamada, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran ile savaşı başladığı 28 Şubat’tan bu yana ülkede en az 3646 kişinin tutuklandığını belirtti. Tutuklamaların, 8 Nisan’da ateşkes ilan edilmesinin ardından da devam ettiği ifade edildi. Fakhr’ın üyesi olduğu MEK, 1960’ların ortalarında muhalif faaliyetlere başladı. İran monarşisini devirmek ve Batı emperyalizmine karşı çıkmak amacıyla Marksist ideolojiyi Şii İslam’ı ile birleştirdiler. 1978-1979 İslam Devrimi sırasında Ayetullah Humeyni’yi desteklediler.
Devrimden kısa bir süre sonra MEK, Tahran’daki yeni yetkililerle çatışmaya girdi ve yasaklandı. Örgütün birçok üyesi göç ederek muhalif faaliyetlerine devam etti. 21. yüzyılın başlarına kadar silahlı bir örgüt olarak faaliyet gösteren MEK, 2012 yılına kadar Avrupa Birliği ve ABD tarafından terör örgütü olarak kabul edildi.
Kaynak : Gazeta



