Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki’nin, Yargıtay (SN) I. Başkanlığına Zbigniew Kapiński’yi ataması, Hukuk ve Adalet Partisi (PiS) cephesinde ciddi bir siyasi krize yol açtı. Jarosław Kaczyński ve Sławomir Cenckiewicz, Kapiński’nin 2000 yılında Lech Wałęsa ile ilgili verilen beraat kararındaki rolünü gerekçe göstererek atamayı sert bir dille eleştirdi. Hükümet kanadı ise bu atamanın anayasal bir yetki olduğunu savunurken, süreç Polonya yargı sisteminin geçmişi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararları ışığında tartışılmaya devam ediyor.
Kaczyński’den Atamaya Sert Eleştiri
Jarosław Kaczyński, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, 2000 yılında Lech Wałęsa’nın ajanlık geçmişini araştıran lustrasyon sürecinde yer alan bir yargıcın, Yüksek Mahkeme’nin (SN) I. Başkanı olmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Kaczyński, IPN tarafından yayımlanan ve eski cumhurbaşkanının geçmişine dair tartışmaları sonuçlandırdığına inandığı kitabına atıfta bulunarak duruma tepki gösterdi.
Cenckiewicz’in İtirazları ve “Piramidal Yalan” Vurgusu
Tarihçi Sławomir Cenckiewicz, doğrudan Nawrocki’ye seslenerek, “Karolu, büyük bir hata yaptın” ifadelerini kullandı. Cenckiewicz, Kapiński’nin de yer aldığı 2000 yılındaki mahkeme heyetinin, yeterli kanıt olmasına rağmen Wałęsa hakkındaki ajanlık iddialarını gizlediğini ve bu kararın hukuki güvenilirliği zedelediğini savundu. Ayrıca, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Rafał Leśkiewiç’in karara yönelik savunmasını “piramidal bir yalan” olarak nitelendirdi.
PiS İçinde Bölünmüş Yaklaşım
Parti içinde farklı sesler de duyuluyor. PiS Sözcüsü Rafał Bochenek, bir televizyon programında yaptığı açıklamada, I. Başkan atamasının Cumhurbaşkanı’nın bir yetkisi olduğunu hatırlattı. Bochenek, Kaczyński’nin yargıcın özgeçmişi ve yaşam tecrübesine dayanarak eleştirel bir görüş bildirdiğini ancak kararın Yüksek Mahkeme Genel Kurulu tarafından önerilen adaylar arasından yapıldığını belirtti.
Atamanın Arka Planı ve Yargısal Tartışmalar
Cumhurbaşkanı sözcüsü Rafał Leśkiewicz, Kapiński’nin “mevcut hükümetin hukukun üstünlüğünü çiğnemesine ilk karşı çıkan isim” olduğunu vurgulayarak savunma yaptı. 2000 yılındaki karara ilişkin tartışmalara dair ise Leśkiewicz ve SN I. Başkanı Małgorzata Manowska, o dönemde komünist döneme ait tüm belgelerin erişilebilir olmadığını ve çeyrek asır önceki kararların bugünün belgeleriyle yargılanmasının adaletsiz olduğunu belirttiler.
Avrupa Boyutu ve AİHM Kararı
Süreç, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 2023 yılında Lech Wałęsa lehine verdiği kararla uluslararası bir boyut da kazanmış durumda. AİHM, Polonya’daki yargı sisteminde, özellikle 2017 yılında değiştirilen yargıç atama prosedürlerinde ciddi usulsüzlükler tespit etmişti. Mahkeme, eski Adalet Bakanı Zbigniew Ziobro’nun Wałęsa davasındaki olağanüstü şikâyet başvurusunu siyasi amaçlarla bir prosedür suistimali olarak değerlendirmişti.
Kaynak : Gazeta



