Adalet Bakanı Waldemar Żurek, Başkan Karol Nawrocki tarafından atamaları reddedilen 46 yargıcın isim listesini bekliyor. Ona göre, karar anayasaya aykırı olabilir ve yargıdaki karmaşayı derinleştirebilir.
Olayın Özeti ve Tarafların Pozisyonları
Adalet Bakanı Waldemar Żurek, 12 Kasım’da Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki’nin 46 yüksek mahkeme yargıcına aday olmaktan vazgeçme kararını değerlendirdi. Żurek, Kanceleri Başkanlığı’ndan adayların isim listesi ve kararın gerekçesini beklediklerini belirtti. Yaklaşık 100 adayın “soğutucuda” olduğunu, bunların “neoKRS” (Avrupa Adalet Ağı’ndan çıkarılan bir kurum) tarafından yapılan bir sınavdan geçtiklerini ancak bu kurumun yasal sivil hakimler ve uluslararası mahkemeler tarafından sorgulandığını vurguladı. Bakan, kararın “dışısal nedenlerle” alınmış olabileceğini belirterek, Cumhurbaşkanı’nın kararının idari işlem niteliğinde yani yargısal denetime tabi olduğunu savundu.
Cumhurbaşkanı Nawrocki ise aynı gün yaptığı açıklamada, 46 yargıcına adaylık teklif etmeyeceğini açıkladığını doğruladı. Anayasal düzeni ve hukuki düzeni sorgulayan, Adalet Bakanı Waldemar Żurek’in “kötü fısıltılarını” dinleyen yargıçlara da terfi vermeyeceğini duyurdu. Nawrocki, Cumhurbaşkanı’nın görevinin yargıç atamak olduğunu ancak yargıçların kendi meslektaşlarının statülesiyle değil, Cumhurbaşkanı’nın ataması, anayasa ve Polonya hukuku uyarınca karar vermekle yükümlü olduğunu ifade etti. “Neosędzi” ve “paleosędzi” tartışmasının anayasal düzeni ve vatandaşları zedelediğini iddia etti.
Hukuki Yetki Çatışması ve Anayasal Referanslar
Żurek, Cumhurbaşkanı’nın kararının anayasal yetkilerini aşmaya yönelik bir girişim olabileceğini öne sürdü. Kararın, anayasada öngörülen yetkileri aşarak başkanlığa yeni yetkiler tanımaya çalıştığını savundu. Cumhurbaşkanı’nın tek başına yargıç atayamayacağını, çünkü Anayasa’nın Krajowa Rada Sądownictwa (KRS) ile Cumhurbaşkanı arasında bir işbirliği mekanizması öngördüğünü, KRS’nin sınavı düzenlediğini ve Cumhurbaşkanı’nın da atamayı yaptığını belirtti. Eğer Cumhurbaşkanı’nın tek başına karar yetkisi olsaydı, KRS’ye dair anayasal düzenlemenin anlamının kalmayacağını vurguladı.
Bakan Nawrocki’nin, yargıçlara yönelik “kötü fısıltılar” ifadesini, geçmiş dönemdeki (Gomułka dönemine benzeterek) rejim karşıtı söylemlere benzettiğini ve bunun anayasayla çeliştiğini belirterek eleştirdi. Bu ifadelerin kabul edilemez olduğunu söyledi.
Sistemdeki Riskler ve Hükümetin Tepkisi
Żurek, Cumhurbaşkanı’nın adaylardan bir kısmına aday olmaktan vazgeçme kararının, özellikle yüksek mahkemelerde mevcut olan görev eksikliği sorununu daha da ağırlaştırarak yargısal çöküntü riskini artırabileceği konusunda uyardı. Hükümetin, KRS hakkında bir yasa taslağı üzerinde çalıştığını, bu düzenlemenin yargıç atama sürecini netleştirmeyi ve statü etrafındaki tartışmaları sona erdirmeyi amaçladığını belirtti. Bu tasarı kabul edilirse Cumhurbaşkanı’nın imzalamasının zorunlu olacağını ekledi.


