Polonya’da Ağustos ayında yürürlüğe girmesi beklenen planlama reformu, gayrimenkul ve yatırım sektöründe ciddi endişelere yol açıyor. Yeni düzenleme, belediyelerin imar planı yetkilerini kısıtlarken, yapılaşma izinlerini sadece belirlenen “tamamlayıcı yapı alanları” ile sınırlandırıyor. Avukat Rafał Dębowski, bu merkeziyetçi yaklaşımın anayasal barınma hakkıyla çeliştiğini ve belediye lobilerinin, kentsel gelişimi engelleme aracı olarak kullandığı yerel planların yatırım ortamını durdurma riski taşıdığını belirtiyor.
Ağustos Ayında Yeni Bir Dönem Başlıyor
Polonya’da planlama reformunun Ağustos ayında tam kapsamlı olarak yürürlüğe girmesi bekleniyor. Bu tarihten itibaren mevcut imar durumu çalışmaları geçerliliğini yitirecek ve WZ (yapı koşulları) izinleri, yalnızca belediyenin genel planında “tamamlayıcı yapı alanı” olarak tanımlanan bölgelerle sınırlı kalacak. Genel imar planı veya yerel mekansal geliştirme planı bulunmayan bölgelerde ise yatırım faaliyetlerinin durma noktasına geleceği öngörülüyor.
“Şehirlerin Yayılması” Bahanesi
Reforma gerekçe gösterilen “şehirlerin yayılmasıyla mücadele” kavramı, yerel yönetimlerin altyapı, yol, okul ve sağlık tesisi gibi maliyetli kamu yatırımlarından kaçınması için bir bahane olarak kullanılıyor. Yasada yer alan, yerleşim alanlarının toplam kapasitesinin, yeni konut talebinin yüzde 70’inden az ve yüzde 130’undan fazla olamayacağına dair kısıtlamalar; özellikle küçük belediyelerde merkeziyetçi, sosyalist dönem uygulamalarını anımsatan bir planlama dar boğazına neden oluyor.
Anayasal Haklar ve Yerel Yönetimlerin Tutumu
Polonya Cumhuriyeti Anayasası’nın 75. maddesi, kamu otoritelerinin konut ihtiyaçlarını karşılama ve sosyal konut gelişimini destekleme yükümlülüğünü açıkça belirtmektedir. Mevcut yüzde 130’luk sınırlandırma ve sadece belirli alanlarda yapılaşmaya izin verilmesi, bu anayasal ilkeyle çelişmektedir. Yerel yönetimler, planlama yetkilerini kamu yararı gözetmek yerine, çoğu zaman projeleri engellemek veya mülkiyet haklarını tazminatsız şekilde kısıtlamak amacıyla kullanmaktadır.
Esneklik ve Konut Kriziyle Mücadele
Konut krizi sadece Varşova’nın değil, tüm ülkenin bir sorunudur. Gelişmiş Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, şehir merkezlerinde işlevsel esnekliğin artırılması ve yapılaşma yoğunluğunun yükseltilmesi, kentsel yayılmayı önlemenin en gerçekçi yolu olarak görülmektedir. Varşova’daki eski ZPC URSUS arazisinde olduğu gibi, vizyoner planlama örnekleri başarılı sonuçlar verirken; günümüzde yerel düzeyde pro-sosyal ve konut odaklı bir politika eksikliği, şehirlerin degradasyonuna neden olmaktadır.
Kaynak : GazetaPrawna



